Yol Ayrımı…
Ağustos9
Hepimiz hayatımızın her anında bir yol ayrımında durup düşünüyoruz farketmeden. Sağa mı gitsem sola mı diye soruyoruz durmadan. Köklerinden başladığımız ağacın en uç dalına varmaya çalışıyoruz hep. Sonrası malum, kuruyor ağaç… İşte o yol ayrımlarında düşünürken benzer sorular takılıyor aklımıza. Nedir bu işin doğru yolu? Hangisinden gitsem acaba? Bazen kararlı bir şekilde birine sapıyoruz, doğru olduğunu düşünüp. Zaman geçtikçe biz o yolu eskitiyoruz, o da bizi. Diğerinde ne olurdu, bilmiyoruz. Bazen bildiğimizi düşünüp "Keşke” diyoruz, “keşke bunu yapmasaydım, diğeri daha iyiydi"..Bu yola ne kadar kararlı girdiğimizi unutuyoruz. Bunun tam tersi de oluyor; siyah beyaza dönüyor, gece birden güneş doğuyor, her yer aydınlanıyor. Gecenin en karanlık anının güneş doğmadan önceki an olduğunu unutuyoruz bazen de, bırakıyoruz o yolda yürümeyi başka yollara sapıyoruz. Zaten dedik ya hayatın her ânında bir yol çıkıyor önümüze, tercihler yapıyoruz diye, bazen bilemiyoruz o ânın önemini öylesine bir düşünüp karar veriyoruz, yürümeye devam ediyoruz ve hiçbir zaman da anlayamıyoruz, öğrenemiyoruz, dönüp bakmıyoruz. Hayatın oyunları eksik olmuyor yollardan. Tuzaklar tuzakları takip ediyor, güzellikler de güzellikleri. Bazen seviniyor bazen üzülüyoruz ama hiçbir zaman diğer hayatımızı bilemiyoruz. Yaşayamadığımız diğer hayatı…
Ve yine bir yol ayrımında, yeni yol ayrımları için yola koyuluyoruz…
Ve yine bir yol ayrımında, yeni yol ayrımları için yola koyuluyoruz…
“Ya aklını dinleyeceksin ya da gönlünü, eğer farklı şeyler söylüyorsa bu ikisi. Olur da ikisini birden dinlemeye kalkarsan ne gönlün sana yar olur, ne de aklın sana yol gösterir. Biraz duygusal ve bir "az akıllı" adam olup kalıverirsin orta yerde. Öyleyse, akılsa gerekli olan, akıldan yana koy tercihini.. Yok, duygusal olman gerekiyorsa, koyuver kendini gitsin.. Varacağın yer, aklın da varacağı yer olacaktır"
Birgün gelir de bir an, çokca zamanlardan sonra,
Geri dönüp baktığında bilmem anlarmısın;
O senin bir ânının benim ömrüm olduğunu,
Ne çok sevildiğini, artık çok geç olduğunu…

işte ben de geldim yol ayrımına,farketmeden.durdum baktım etrafıma,kimseler kalmamış yanımda.duygularım içimde kaldı,onları alacaklar vardı.vermedim veremedim.geçti yıllar yorgun yüreğimle duygularımın peşinden gideceğim.
ben de kısa bir süre öncesine kadar çok kritik bir yol ayrımına geldim. bekledim. bir seçim yaptım. hayırlısı diyerek saptım yola. sonumuz da hayrola..
“Ya aklını dinleyeceksin ya da gönlünü, eğer farklı şeyler söylüyorsa bu ikisi. Olur da ikisini birden dinlemeye kalkarsan ne gönlün sana yar olur, ne de aklın sana yol gösterir. Biraz duygusal ve bir “az akıllı” adam olup kalıverirsin orta yerde. Öyleyse, akılsa gerekli olan, akıldan yana koy tercihini.. Yok, duygusal olman gerekiyorsa, koyuver kendini gitsin.. Varacağın yer, aklın da varacağı yer olacaktır”
PROF. İSMAİL REŞAT ÖZKAN
Güzel eşşiz insan sayın hocama sonsuz saygılarımla
İbrahim beye aynen katılıyorum aklını veya duygularını kullanacagın yerler ayrıdır birbirine karıştırmak büyük bir handikaptır…