Yak..
“…bir balığın içinde yüzdüğü su gibiydi yalan onun için…”
En Uzun Gece, Ahmet Altan, S.14

Ben o noktayı kaçırdım. Herşeyi o kadar detaylı düşündüm ki, orayı kaçırdım. Ve şimdi, o kaçırdığım basit noktanın sonuçlarında boğulurken, aklımdakileri bir araya getiremiyorum. Anlatamadım. Bu öyle birşey ki, bir kibriti nasıl yakacağını bilmek ama yakmamak gibi. Evet, aynen bunun gibi…
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

nasıl iyi geldi şarkı şu an anlatamam !
neyi kacirdin arkadasim
bir yalanı ve yalancıyı düşünürken, bir yalan hiç bir gerekçesi yokken nasıl söylenebilir diye düşündüğüm bir gecenin sabahında bu yazıyla karşılaştım işte cevabını sabaha kadar bulamadığım bir sorunun cevabı tam karşımdaydı
““…bir balığın içinde yüzdüğü su gibiydi yalan onun için…”
Ne ilginçtir ki, ben de yalan üzerine düşünüyordum bugünlerde.
Özdemir Asaf’ın bir şiiri derki:
“bana yalan söylese yetinecektim
ama yalan söyledi.”
ve sabah aynen aldığım not şuydu:
“bir yalan daha vurmuştu kıyıya…”
aynı anlarda sen ben ve kırmızıbeyaz da bu konu üzerine durmuşsa
yalan bir şeyler var hayatımızda…
(dememek isterdim oysa..)
““…bir balığın içinde yüzdüğü su gibiydi yalan onun için…”
şarkı da çok iyi geldi aylak adam.
teşekkürler….
ben hiç bi şey anlmadım kesinlikle fransız kaldım yahu.
bazen kaçırdıklarımıza
bazen de yakamamaya borçluyuz…
şu hayata nelere gebe!
Kırmızı bir at çizerdim.
Kırmızı bir at
Bak buda kafası.
nereden geldim nereye giderdim?
Bu da düşünen kafanın bana sorusu.
sür beni sarp kayalıklara.
oradan aşağısı başka yerin konusu
“ah” dedi, senin durumun fena!
“ah” dedi, kalbinde bu neyin acisi?
Dayanamaz kalbim içinden çıkardım
Utanmadan dünyaya tepeden bakardım!
Kimse beni bilmez
Bilmez beni bilmez
Bilmez beni kimse, ben hep saklandim
yanmalisin sonmelisin ruhlari incitmeli
inanırken yalanlara delirmiş olmalısın!
bakmalısın, görmelisin, aciyan yerler neresi?
varmak için heplere, önce hiçi göze almalısın.
Ah o kızgın bakışın, birde üzgün bakışın
Yüzlere gülüşün ve anidir düşüşün!
Üzülmeye gelmez giderdim,
aramaya ruhumun parcalarini
Üzerime bir bir dikerdim,
beni nasıl isterdin?
Tek parça.
Yoksun, nedenin yoksa!
Kime güler yüzün?
Kime ağlarsın?
-çek! bi sandalye çek ve otur.
Mumlar var, mumları yak.
Anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
Ve her ne yöne gidersen git, beter gibi sonsuz ama
Yoksun nedenin yoksa!-
Yokum nedenim yok benim!
Kime güler yüzüm?
Kime ağlarım?
duruyorsun ne duruyorsun?
Yarına kalsan ne umuyorsun?
-bi sandalye çek ve otur.
Mumlar var, mumları yak
Anlatacaklarım uzun, uzundur yollar
Ve her ne yöne gidersen git, beter gibi sonsuz ama
Yoksun nedenin yoksa!-
aglarla kapli hic bilemezsin!
Her yanım, her sözüm, her savaşım, her yönüm
oyle zor oyle zor geliyor ki her yeni gun, her yeni gün, her yeni gün, her yeni gün.
dayanamadım bu da 2. affeyleyin..
Hayat koşulum var benim. Ama koşulu sunan ben değilim. Sunanı ben olmayan bir sunağın içinde ne aradığımı soruyorum kendime.
Kendime soruyorum ama beynim sağırlaşmış, duymuyorum soruyu. Balık hafızasının uzunluğunda geçiyor sorgulamam. Yani kısırdöngü.
Beynim, hani derler ya, dehlizlerde de dehlizleri bulamıyorum. Onlar nerde? Gönlüm kabarık, içim karanlık, kendimi arıyorum.
Bugün bir rüyadan uyandım. Saat onikiyi geçmişti zaten. Ayakkabıların her ikisi de ayağımdaydı. Ben zaten külkedisinin üvey ablasıydım. Prens beni istemeyecekti ki. Külkedisi nerde? Şeytan aldı götürdü, satamadan getirdi. Kısırdöndü.
Bir aynaya baksam, ah bir baksam. Herkes bunu diyor bana. Aynaya baktığımda o da bana bakıyor. Ben bakmadan o hiç bana bakmıyor. Kırılıyorum.
Onun kırılması uğursuzluk, benim kırılmam umursuzluk. Korkuyorum. Korkuyorum. Korkuyorum.
yahuuu senin uzun yazınlarına tamam ok
ama yorumcular da mı uzun yazar bu ne şanstır anlamadım…
hani uznacaktım dizine
kitap okuyacaktın bana o yeşillikte
hani uzanacaktın dizime
şarkılar söyleyecektim sana oynayarak saçlarınla;
“kimseye etmem şikayet ağlarım ben halime…”
yalan!
ne senin gözlüklerin oldu
ne de benim güzel bir sesim….
(bu da benden yalan üzerine)
yalan dostum aşk diye bi şey yokkk aşk dediğin üşç günlük eğlencee:)) bu da benden dermişim yahu hadi ama yaa nolluyoruz hava mis gibi efendime söyliyim gave desen var şeker desen var site ahalisi kendine ge kendinee diyorum :))kıl oluyorum ama yahu,aylak adam bütün bu zincirin ilk halkası sen oldun düzelt çabuk:)) şaka şaka ne dedik içinden geldiği gibi yaz ,peki şey yeni bi şey yazsan diyorum içinde başka şeylerde vardır yahu:))
…???:)))
Ne güzel yazmışsın ellerine,düşüncene sağlık. Ve öyle bir zamanda yazdın ki …
yalanlar istiyorsann yalanlar söyliyeyim…
incinirsinn..
yine de sen bilirsin
sana gitme demiyeceğim
ama..
gitme lavinya…
uzun zaman sonra bu yazıya yorum gelince bir durdum düşündüm, yorumları okudum. hala düşünüyorum… lavinya da iyi geldi, hem özdemir asaftan, hem feridun düzağaçtan…