“Writing is one of the most solitary activities in the world. Once every two years, I sit down in front of the computer, gaze out on the unknown sea of my soul, and see a few islands –ideas that have developed and which ripe to be explored. Then I climb into my boat- called The Word – and set out for the nearest island. On the way, I meet strong currents, knowing that I have drifted away from my chosen course and that the island I was trying to reach is no longer on my horizon.”
The Zahir, Paulo COELHO, Sayfa 71
Aşağıda okuyacağınız yazı yaz başında yazılmıştı. Gece sabahı karşılarken yazmıştım sıkıntıdan. Sadece rahatlamak adına aslında. Sonra sizlerle de paylaşmak gerektiğini düşündüm. Sonra vazgeçtim, sonra tekrar tekrar tekrar… Derken olmadı, bir türlü koyamadım bunu buraya. Bazen çok boş yaşadığımı düşünüyorum hayatı, bazen yaptıklarımda hiçbir anlam bulamıyorum, bazen de buraya birşeyler yazmamı hiç mi hiç anlamıyorum. ama bu sefer belki de son kez bu yazıyı koymam gerektiğini düşünüyorum. Yeri geldi belki de, belki de sevdiğim birilerini kaybettiğimi düşündüm, belki de boş yere birilerin kalbini kırdım.
Bazen geçmişe dönüp gözden geçiriyorum hayatımı. Yaptıklarımı sorguluyorum. “Geçmişten sadece ders çıkarılır” prensibimden ödün vermeden devam ediyorum. Hatalarımdan dersler çıkarmaya çalışıyorum hepimiz gibi. Geçmişten gelen mektuplarımı okuyorum. O zaman sorduğum soruların bugün cevaplarını arıyorum. Çoğunun cevabını bulamadım hala. Cevabını bulamadıklarımı erteliyorum başka bir zamana, bir cevap bulabilmek umuduyla. Umut işte. Bizi hayata bağlayan da bu değil mi zaten?
Kazadan sonra öğrenen herkes geçmiş olsun dileklerini iletti. Burada yazdım ama hayatımda olan kimseye anlatmamayı yeğledim önce. Hatta ailem bile başkalarından öğrendi. Arabanın arıza yaptığını, bu yüzden biraz gecikeceğimizi söyledim. Yalan söylemeyi hiç mi hiç sevmem. Neden mi yalan söyledim? Telaşlansınlar istemedim. Karşılarında sapasağlam dursam bile telaşlanırlardı çünkü. Çünkü çok sevdiğim eniştemi 4 yıl önce bir trafik kazasında kaybettiğimizden beri hassastılar bu konuda. Söyleyemedim.
Bir diğer neden de, algılayamadım yaşadıklarımı. Bu ilk değil, ikinci trafik kazam ve üçüncü ölümden dönüşüm. İlk kazada hata bendeydi. Motosikletin üzerinde hız kavramını o kadar yitirmiştim ki aklımda, bilmediğim bir yolda çakıla kaptırdım. Uzunca bir yolu motosiklet ve yer arasında sürünerek katetmiştim o zaman. Sol kolumda hala taşırım izlerini. Eniştem vardı arkamda en çok da ona üzülmüştüm. Onun hayatını nasıl tehlikeye attığıma inanamamıştım. O gün yola çıkarken ablam dikkat edin dediğinde “en fazla bir yerimizi kırarız” diye cevap vermiştik eniştemle gülerek. Korkmazdık çünkü. Sonra kaza olduğunda yaralı bir şekilde eve kadar götürmüştüm motosikleti ve eniştemi ellerimi hissetmeden.
İkinci ölümle randevum ilk ciddi randevuydu aslında. Onda kimsenin suçu yoktu. Belki yine ben suçluydum, bilmiyorum, ama benim için dönüm noktası olmuştu. Çünkü ben artık ben olmadım o günden sonra, bambaşka biri olup çıkıvermiştim. Lise sondaydım, sınava iki aydan az kalmıştı. Birden sol tarafıma inen bir ağrıyla kıvrandım, sonra nefessiz kalmanın nasıl birşey olduğunu tattım uzunca bir süre. Acile götürdüler, bir süre sonra bulanık bilincimi tekrar kazandığımda "iyiyim artık, gidelim" dediğimi hatırlıyorum. Sonra doktor "uzan" dedi. Meğer orası ameliyat masammış. Doktor sol göğsümü açarken makasın kemiklerime dokunduğunu, derimin bir kumaş gibi kesildiğini hissettim. Bilincim açıktı zaten. Kestiğini görebiliyordum. Sonra hastanede yattım. Bir süre sonra babam geldi. Onun yüzündeki ağlamaklı ifadeyi gördüğümde “iyiyim baba” diyebilmiştim. İnanmayan gözlerle baktı bana. Sonradan öğrendim ki doktor yaşama ihtimalimin az olduğunu söylemiş. Yorgun düşmüşüm, uzunca bir süre uyuyakalmışım. Arkadaşlarım okuldan sonra gelip nasılsın dediklerinde Real Madrid – Galatasaray maçını kaçıracağıma üzülüyorum demiştim. Ölümle dalgamı geçmiştim yine. Tıpkı şimdiki gibi. Detayları yazmak istemiyorum ama en çok da hastaneden çıkmama saatler kala doktorun beni anestezi yapmadan dikmesi yormuştu beni. Doğumgünümde ayrıldım hastaneden. Yeniden aynı günde doğmuştum. Sonra hayatı sorguladım uzunca bir süre -birkaç sene sürdü- hayatımı, anlamını, kaybolup gittim kendi dünyamda. Sonra anlamını hiç kavrayamadığım soruların, anlamını hiç kavrayamadığım cevaplarını aradım bir ilkokul sırasında. "ÖSS…" dediler, "…girmelisin.". Sonra üniversite göründü ufukta. Neyse işte…
Bunları yazmayacaktım aslında. Aslında ben buraya şu an ne düşündüğümü yazacaktım. Hayır, gecenin bu vaktinde sabah gireceğim iş mülakatını da yazmayacaktım. Ben bu saatte hissettiklerimi yazacaktım sadece.
İnsanın hayatında bir kez aşık olduğunu ya da olabildiğini yazacaktım mesela -belki de yanılıyorum, bilmiyorum-. Şu an bilmedikleri kadar çok değer verdiğim insanların varlığından bahsedecektim size.
Hayatta sevgileri ve dostlukları nasıl da kolay harcadığımızdan bahsedecektim. Ben de harcadım, harcandım çünkü, hepimiz gibi, şimdi anlıyorum. Her iki tarafta da oldum, biliyorum. Hepimiz olduk, biliyoruz. Ama yine de bile bile tekrarlıyoruz hataları. Nerden çıktı şimdi bütün bunlar. Yazacaktım aslında içimden geçenleri de toparlayamadım. Olmadı işte, olmadı….
Yatıp uyusam mı ki? Unutmadan, bir de şu sigaraya başladığım güne lanet ediyorum!
This entry was posted
on Pazartesi, Eylül 4th, 2006 at 23:11 and is filed under Anı, Düşünce, Hayat.
You can follow any responses to this entry through the RSS 2.0 feed.
Responses are currently closed, but you can trackback from your own site.
Eylül 6th, 2006 at 22:12
“geçmiş sadece bir önsözdür”
ölümle benim de randevum omluştu bir kaç defa. aslında sürekli randevu halindeyiz hepimiz. ve onu çok hatırlamalıyız.
Eylül 7th, 2006 at 22:20
Ölümle hepimizin bir randevusu var ve bekliiyoruz sıramızı…
Hikayen güzel kaleme alınmış tebrikler!
Eylül 8th, 2006 at 15:30
bunları anlatmış olman çok güzel.
bende motorda 320 i gördüm biliyormusun..
enişten için üzüldüm.
tekrar ediyorum yazmış olman çok güzel:)
xenzo
Eylül 11th, 2006 at 23:27
ölümle ilgili söylediklerinize
katılmamk mümkün değil. Evet, ölüm her an yanımızda. her an bizimle birlikte. Daha önceki ölüm yazımda da bunu söylemiştim zaten. Ama insan bunu her zaman göremiyor işte. İllaki ölümle burun buruna gelmek gerekiyor hatırlamak için belki de. Aslında mezarlıkları ziyaret etmek güzel bu açıdan. Unutmamak için ölümü
Eylül 12th, 2006 at 14:49
This post has been removed by a blog administrator.
Aralık 11th, 2006 at 11:32
aslında ben burada bu kitabın ozetini istiyordum ama buraya girince bir kişinin yazdıklarını okumaya başşadım çok hoşuma gitti yazdıkları ben de yazmaya karar verdim ve yazıyorum kitap çok guzel bir de özetini okumak istedim neden bilmiyom ama bulamadım sonuçta mustafa kutlu çok güzel bir kitap yazmış aşkı için yapmayacağı hiç bişey yok ewt aşk çok güzel bi duygu her insan yaşmalı bunu bence bir kez yaşadım ama ben üzüldüm ve tebrik ediyorum kitabınız çok güzel
Aralık 11th, 2006 at 14:32
kitapla ilgili bir karışıklı oldu sanırım. Uzun hikayenin yazarı ben değilim. hatta öyle ki senin yorumundan sonra böyle bir kitabın varlığından haberim oldu. ‘uzun hikaye’ sadece yazdığım yazılardan biri. adı da bir tesadüf olmuş sanırım. kitabı okumak isteyenler varsa buradan alabilirler.
Aralık 22nd, 2006 at 03:31
tarih,destan,hikaye okumaya vakit gerkir bir batman kışır olacagına,bir dirhem öz olsun.Tarih 4 Eylül 2006 degil 22 Aralık 2006 olsun. Birilerinin dünyalar kadar hataları ve kusurları da olsa şeytanlar ile araları düzelmedi düzelemez. onların eliyle acı çekseler,akılları dagılsa gitse de tenleri ve vücutları onları sarmaz. mıknatısların iki zıt kutbu gibi birleşmezler. sanat sanatkarından büyük olmaz başkalarını kandırmaya çalışan ancak kendini kandırmaya çalışır. Ögretmen olsam dersi sevmem, çok konuşan çok bildigini zanneder hataeder. Ültimatonu bilmem türkce olmadıgı gibi dilim de dönmez. Bizden biri de der: keser döner sap döner,gün döner hesap döner.
Şubat 13th, 2007 at 21:59
bence iyi ama o kadar müthiş değil ben büyüyünce yazar olacağım ATATÜRK hakkında romanlar yazacağım sizin kitabınız uzun ama güzel değil…daha uzun hikayeler yazmanızı aynı zamanda anlamlı hikayeler yazmanızı istiorm ..
NOT: sikkoş hikayeler değiL ;)
Şubat 25th, 2007 at 18:56
hikayeyi okudum, şarkıyı güzel söyleyemedi.
Şubat 25th, 2007 at 21:40
arkadaşlar, tekrar belirtmek istiyorum. “UZUN HİKAYE” KİTABINI BEN YAZMADIM. yazımın adıyla onun isminin çakışması sadece bir rastlantı.
Mart 25th, 2007 at 07:00
Her zaman, elli yıl sonra yaşamıyor olacağımı düşünen birisi olarak yazınızı çok güzel bulmakla beraber maçı izleyip izlemediğinizi de çok merak ettim
Mayıs 9th, 2007 at 07:29
ÖLÜM anlamsızlıkların buluştugu anda aslında varlıgın değil ruhun dirilmesi beden anlamsız ruh anlam kazanıyor gerçek hayatakinin tam tersi oluyor yaşarken benden önde tin 2.planda ama ölümle karşılaşan yada ölenler bunu anlar.bende anladım am uygulyamadım buda bir paradoks oldu.
ölüme susayan kalplerle…….
yaşamak nedemekse odurmu diyecegimi bilmiyorum ama karmaşa ….
Mayıs 12th, 2007 at 16:50
Aslında ben de Murat Kutlu’nun Uzun Hikaye kitabı ile ilgili bir yazı bekliyordum. Ben Türk dili ve edebiyatı bölümünde okuyorum da. Hocamız bu dönem bu kitabı işleyecek. Arkadaşım Uzun Hikaye’de yalnız aşk yok. Aynı zamanda, bir düzene baş kaldırı da var. Adalet aramak, eşitlik istegi ve kasabaların, demir yollarının durumu da anlatılmıştır. Büşra hanım, Uzun Hikaye kitabı hakkındaki degerlendirmelerini yazarsanız sevinirim. Sınavda bana lazım olabilir.
Temmuz 11th, 2007 at 11:23
ömrümüzün 20yıldan sonraki dönemi için konuşuyorum ölüm bizi korkutmaya başlar..1 senedir korkuyorum..
ölüm söylendiği gibi soğuk değil galiba, yaktığına göre çok sıcak..haklısın ölüm hakkında aslında.. ama ölüm biraz saçma biraz inkar edilebilir.. Kabullenmek yalnızca günahsızlara ait galiba.. korkusuzca ölmek bu olsa gerek.. günahsız..
Temmuz 11th, 2007 at 11:30
unutmadan! haberi olmadan değer verdiklerimizi hiç karıştırma üzülüyorum :(
Eylül 13th, 2007 at 17:41
[b]belkı senın gbısı war hayatta ama emın olkı senın kadr yureklısı az sayıda hayatla deılde ölumle olan duellon sasırttı benı ıı dıleklerım senınle yazında cok gusel ama enısten we onun ölumu acı werıcı…[/b]
Ekim 13th, 2007 at 21:42
Hayatımın çok ilginç bir depresyon döneminde karşıma çıkan bir site ve bir yazı…
Beni şu kısım etkiledi içinde gelenleri yazamamışsın ya hani yazman gerkenleri hep öyle degilmi hayat pekii bilinç altında savaştıgımız bir çok olay bir çok duygu birden alakalı alakasız yerlerde ortaya çıkabiliyor karçımıza
Bende dostlar harcadım dedigin gibi harcandımda tabiii en kötüsüde bu bence aşk meşk güzel işler kardeşim ama dostun yeri çok farklı bence…
Bu arada aşk bi kez yaşanmaz nefes aldıkça şiddetleri farklıda olsa aşk yaşarız tutku ile karıştırmamak lazım bu meseleyi…
Aman neyse gevezeligim tuttu dedim ya depresif dönemlerim diye yazıym dedim bööle anlamsız seyler belkide anlamlı off ne biliym hadi kendinize iyi bakın dostlar…
Ekim 14th, 2007 at 19:57
hepimiz bu feleğin çemberinden geçerken zorlanıyoruz, zor zamanlar geçiriyoruz. hayat bu zaten. hep tuzaklar var yollarda, çukurlar. ovadan ziyade inişli çıkışlı yollar. hayat işte. zor bu yollar.
Ekim 14th, 2007 at 21:45
Ama ben o zor yollarda kendimi kaybetmek üzereyim aylak adam …
Ekim 22nd, 2007 at 22:03
kıtabı okumadım sadece özetını okudum ama cok hosuma gıttı bırde elınde başka özet bulunduran varsa bana ıletırse memnun olurum acıl odev için…..
Ekim 22nd, 2007 at 23:05
ne kitapmış ya!
hani “uzun hikaye, boşver!” gibi bir başlık attık, olana bakın!
Aralık 8th, 2007 at 10:43
daha güzel olmasını isterdim.çünkü performans ödevimiz var.onun için daha güzel ve daha uzun olmasını isterdim.teşekkürler
Aralık 8th, 2007 at 14:41
BU BİR KİTAP ÖZETİ DEĞİLDİR. KİTAP ADIYLA YAZI BAŞLIĞI TAMAMEN TESADÜFTÜR. LÜTFEN BUNDAN SONRAKİ YORUMLARINIZI BUNA GÖRE YAPINIZ.
Aralık 20th, 2007 at 22:41
yaşarken iyi olabilmeyi,kalbimizi kötülüklerden koruyabilmeyi becerebildiğimiz sürece,günü geldiğinde de ölümü de metanetle karşılayabileceğimize inanıyorum.önemli olan bize verilenleri iyi değerlendirebilmemiz,çünkü ölümden sadece günahı çok olan insanlar korkar…
Aralık 25th, 2007 at 07:49
daha çok uzun olsun istiyorum çünkü bir ödeve burdan bakıcam lütfen 15 sayfalık bişey olsun lütfen
Aralık 25th, 2007 at 07:50
lütfen kitapın başlığı olsun ve çok uzun olsun
Aralık 25th, 2007 at 08:35
yok yok benim halkım gerçekten gerizekalı, bunu şimdiye kadar farketmemiş olan bende kabahat