… pastel, yağlıboya, kazıresim, yüzlerce, sayısız, yitirdikten sonra kavuştuğumuz aşk, artık yitirilmeyecek, bir daha yitirilmeyecek, kimsenin yitirtemeyeceği, hiçbir şeyin sona erdiremeyeceği aşk! Asıl bunu özlemiyor muydum!
Fotoğrafı Sana Gönderiyorum, Selim İleri, S.63
Bulutların rengi beyazla siyah arasındaki orta noktada. Kararsız bir halleri var. Soğuk buz gibi hava. İskelede onu bekliyorum ve bence bu onu görünceye kadar geçen zamanda havanın en kötü, en sinir bozucu durumu. Ne yağmur yağıyor, ne de kar, ne de güneş var gökyüzünde. Kasvetli bir hava sadece. Bir yağmur yağsa, gökyüzünden karlar düşse saçlarımıza, ya da güneş pırıl pırıl gülen yüzünü gösterse, bahar olsa. Yok. Hiçbiri yok. Bir bekleyiş bu. Sabırsız bir bekleyiş. Bizimkisi büyük bir aşk.
Uzaktan bir görsem onu, yağmur yağardı. Saçlarımız ıslanır, aşka yakalanmış insanlar gibi sırılsıklam olurduk. Bir aşkın başlangıcında onun da sevdiğini bilip söyleyememek, gözlerine akıp gülümsemek gibi olurdu herşey. Aşkın başlamadan önceki güzelliği vururdu yüzlerimize. Aşkın yağmuruna tutulup, selin suyunda akardık. Onun uzaktan gelişini bir görsem, yağmurlar yağardı gökten.
O da beni görüp gülümsediğinde güneş doğardı. Her adımı mutlu geçen aşkımızdaki yıllar gibidir. Onun yanındaki her anın mutluluğu bende yıllarca sürer. Her adımında bulutlar gider, güneş doğar, sular çiçeklere can verir, yeryüzü renge doyar. Sahildeki martılar, denizin huzur veren dalgaları kutlar bu aşkı. Güneş onun ışığını kıskanır, bulutların arasından gösterir sönük ışığını. Geliyordu işte usulca. Saçları savruluyordu rüzgârda. Ayrılığın her anının aramızdaki aşkı büyüttüğünü bilerek hiç düşünmeden bir ömür onun gelişini seyredip bekleyebilirdim tahtaya gömülen çiviler gibi. En büyük arzunuzun başında beklemek kadar heyecanlıydı. Susuzluktan kuruyan çiçeklere hayat veren yağmur gibiydi gelişi. Özlem bitecekti. Onunla her yer cennetti bana ve geliyordu işte, usulca.
Bir gelse kavuşma anı, karlar yağardı. Ellerimdeki çiçekler solardı. Her yer mutluluğu simgeleyen bir ışıkla aydınlanırdı. Zaman dururdu. Bizim aşkımız büyük bir aşktı. Kütlesi o kadar büyüktü ki, bir sarılsak zaman kavramı kaybolurdu. Geldi işte. Ayaklarımız yerden kesildi. Karın doğadan armağan, doğaüstü yağışını izliyorduk birlikte. Karlar lapa lapa, onu incitmemek için yavaşça düşmekteydi saçlarına. Bana sarılırkenki gülüşü dünyanın en büyük hayat kaynağıydı. Hayat o gülümsemeyle başlamıştı benim için, onunla bitecek. Melekler söz verdiler bana. Son anımda o tutacak ellerimi biliyorum. Saçlarımızdaki karlar birlikte geçireceğimiz yıllardan sonraki ak düşmüş saçlarımızı anımsattı bana. Zaman mefhumu yoktu birlikteyken ve bu yüzden gelecek zamanda başlayıp geniş zamanda biterdi cümleler. Gökyüzündeydik, kar yağmaktaydı, her yer beyazdı. Bana bakıp hayat dolu gözleriyle gülüyordu.
Bir el tuttu elimi, çekti beni. Uyandım. Her yer karardı. Ne yağmur vardı, ne kar, ne de güneş gökyüzünde. Bulutlar beyazla siyah arasındaki renk kadar kararsızdı. İçimden bir haykırış yükseldi: Ah … ah!
[audio:http://www.aylakadam.org/audio/Meleklerin_Sozu_Var.mp3]





owww.. foto o biçimmmm..
Hep boyle baslar asklar.Altından kalkılamayacak vaatler verır, vaadınden donmenın korkunclugunu bılmeyenler…Sonra mı ?evet haklısın sadece bır ah, belkı ates kalpte…
Bir gelse, o da beni görse, yağmur yağsa bir derin oooof çeksem.
Ama yine bir sigara, bir duman, bir de cadde ışıkları…
“hayali bir sevgili olmasaydı eğer yazının sahibi daha bir güzel yazılırdı” demişti bir arkadaşım bu yazı için. öyle sanırım.
düşününce bir tarafım böyle güzel bir mutluluk bitecekse hiç başlamsın diyor, başka bir tarafım olsun bazen değiyor diyor. sonu ah olsa da o ah’ı hakediyorsa karşıdaki ne âlâ, haketmişyor bir ah bile çektirmiyorsa asıl sorun.
bir de bitirirken söylemeden geçemeyeceğim:
dün yağmurlarla birlikte döktük yaşları
bir sigara, bir duman, bir de cadde ışıkları
(…, 00:30)
Bence siz hayallerinizle yazmaya devam edin. hem güzelliğni hem gizemliğini kaybetmemiş olur. (tabi bence) gerçekte böyle bir aşkın olması imkansız gibi birşey zaten.
aşklar düşlerde temiz kalıyor en azından,temiz bir sayfa kağıdını kirletme riski yok.
http://www.youtube.com/watch?v=DWEahIQGsZY
yazını bir de bunu dinlerken oku.
Aşk alışana kadardır…
Eğer alıştıysan aşk gitmiş ve bütün ışıklar sönmüştür. Ama artık karanlıkta yürüyebiliyorsundur.
Hayalden daha gerçek ne var ki?
@kardelen, aşk dediğin temiz olandır. böyle bir aşkın olması da eğer imkansızsa bunun tek suçlusu bizim egolarımızdır.
@pırpırtırtıl, şarkı güzelmiş. beğendim. bugüne kadar bütün kendime ait olan yazıları yayınladım. arada bir iki tamamıyla alıntı yazı vardır. ama bundan sonra benim beğendiğim güzel yazıları ve tabiki yorumlarımı da sizlerle paylaşmak istiyorum. sadece yazı değil hayata dair herşey.
@ressi, aşk alıştıktan sonra da devam edebilendir. aşk sevginin her geçen gün daha da artmasıdır.
@banu, haklısın. ne denebilir ki?
eğer burda yazılanların hepsi size aitse ..inanın yazılarınızı keyif alarak okudum..kendimi şanslı hissettim bu yzaıları okuduktan sonra..çünkü günümüz net dünyasında bu tür işlerle uğraşan ciddi anlamda insanları göremiyorum yada bana denk gelmiyor..neyse tekrar tekrar teşekkür ederim:))
@özcan, yazıların hepsi bana ait (alıntı olarak belirtilen kısımlar hariç) ve beğendiğinize sevindim. yine bekleriz : )
Gerçek aşk elbette yoktur bu düşüncemi hala üstüne basarak vurguluyorum ama bunun egoyla alakası olduğunu düşünmüyorum. eğer gerçek bir aşk varsa çok eskilerde kalmış olduğuna inanıyorum ferhat ve şirin, leyla ve mecnun, aslı ve kerem yani bunlar benim gözümde gerçek aşklardır.gerçek bir aşk ömür boyu sürendir. oysa günümüz toplumunda aşk evlenince rengini değiştiriyor. gelip geçiçi aşklardan bahsediyorsanız ona sözüm yok.
aşk her daim var olandır, yok olduğunu düşünmek hayatı nasıl anlamsız kılar…bazen bize uzak durur bazen yakın ama hep vardır…
siteyi bu gece keşfettim ve çok sevdim, teşekkürler…
@kardelen, gelip geçici bir aşktan bahsetmiyorum. aşk bulunması kolay birşey değil. ve eğer günümüzün dejenere aşklarından bahsediyorsan haklısın ama ben ona aşk demem, ben ona ancak “hoş vakit geçirme” derim.
@nalan, hoşgeldin…
evet bencede aşk kolay bulunmuyo.artık insanlar iki günlük sevdalara aşk der oldu…
buarada gerçekten yazılarınız çok güzel..bu sahte dünyanın, hızlı temposunda akıp giderken bi durup nefes almamı sağlıyo.. teşekkürler…