Saçmalamalar…(11)
Katya: Sometimes, even if you have the keys those doors still can’t be opened. Can they?
Jeremy: Even if the door is open, the person you’re looking for may not be there, Katya.
My Blueberry Nights, 2007

Girişi Ramazan’la yaptık ama gerisi öyle değil. Öncelikli girişi özel hayata verelim: İyiye giden birşey yok. Allah’ım neydi günahım demeye devam ediyorum. Bir yerlerde birşeyleri yanlış yapıyorum ama neyi nerede hiç bilmiyorum. Bir çıkış yolu olmalı, tek bildiğim bu. Sorun ne derseniz: kaçan kovalanır mevzusu, nam-ı diğer 4S kuralı. Bu kuraldaki dengeyi kurmak istiyorum ama nedense bana bir yolu yokmuş gibi geliyor. Bir denge kurabilen varsa beri gelsin!
İş konusunda bu günlerde bir adım öteye gidebildiğimi düşünüyorum. Hala kafamda bazı tilkiler dolanıp dursa, kırmızı şapkalı kıza ormanda zor zamanlar geçirtseler de en azından anayola çıkacağını düşündüğüm bir patika buldum. Bu patikanın doğru yola çıkıp çıkmayacağıyla ilgili biraz danışmanlık hizmeti almam lazım. Zamanla göreceğiz zaten.
Günlük hayatın iş dışındaki kısmı Ramazan’da ciddi sekteye uğramış durumda. İftardan sonra uyku bastırıyor. Sahurdan sonra da uyku tutmuyor. İşten sonra dışarıda yapılaniftarlardan sonra bir kahve içip eve dönüyorum ister istemez. Evde yapılan iftarlardan sonra da zaten yatağın yolu erken görünüyor bu aralar. Zaten farkettiyseniz vakit bulup sizleri haberdar edemedim hayati durumumdan. Öldüm mü kaldım mı bilen yok.
Haftasonlarım genellikle film izlemek, dergileri karıştırmak ve kelimenin tam anlamıyla aylaklıkla geçiyor. Zaten son kalan gücümü dışarıda gezerek harcamak niyetinde değilim hiç. Bu sayede ne zamandır izlemek istediğim filmleri de izliyorum hem. Yukarıdaki sözün geçtiği filmi de izleme fırsatı buldum, mutlaka izleyin diyorum. Çok samimi ve insanın içini ısıtan bir film.
Satırlarıma son verirken My Blueberry Nights filminden bir fotoğraf, geçenlerde izlediğim Into the Wild filminden benim içimden geçenleri tam olarak ifade eden bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:
Christopher McCandless:
I’m going to paraphrase Thoreau here… rather than love, than money, than faith, than fame, than fairness… give me truth.Into the Wild, 2007
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

1.ben hala küsüm yazıyor olmam küs değilim demek değil.2.kaçan kovalanır denklemini çözdüm ama sana söylemicem uğraş dur.3.bahsettiğin filmi bende bu hafta sonu izledim berbat bi seslendirme(hem orjinali hem türkçe dublajı)zayıf bi seneryosu olan bir film milleti yanıltma.filimdeki tek güzel şey malum pastacı ve hanımkızımızın(ki kendini bi başkasını tercih eden bi salak için harap eden karaktersizin teki)öpüştüğü son sahneydi.filmde başka kayda değer hiç bi şey göremedim ben.farkı anlamak isteyenlere angela yı izlemelerini öneririm .film odur.
o kadar da boş geçmiyormuş baksana filme vermişsin kendini ne güzel :))
kuzey amma da kızmışsın bana ya :) nedier benle alıp veremediğin senin? hadi barışalım artık, sen de şu denklemin çözümünü ver bana ;)
kızmadım gücendim kızsaydım inan bunu bilirdin.bana sus dedin sen:( ve hadi barışalım diyorsun.bu şekilde olmaz barışmak için bi şey yapmalısın.üstelik formülü sitiyorsun sen barışmayı değil.vermiyorum işte uğraş dur sen.
Ya formül bahane canım, sen barışmasak da verirsin zaten :) şimdi o zaman barışmak için napmam lazım benim bari onun formülünü söyle ;)
tekrar meraba.ya çok şanssız bir insanım ben,bu haftayı koşturmakla geçirdim.aradığım hiç kimseye ulaşamadım;arayan benim ya,imkanı yok ulaşamam. alişverişe çıkarım,en kalabalık tezgah, ben yanaşınca birden boşalır;adamlarıda şansızlığım çarpar, bi dolmuşa binerim,bi dükkana sabah sabah dalarım (sanki bilmiyor muşum gibi) parayı alan adamcağız “siftah senden,bereket allah’tan abla!” der. vah zavallı,o günü ölü saysın. e,napayım.komiklik olsun diye yazmıyorum gerçekten,hani derler ya, “denize girse,denizi kurutur” işte ben o,şansızlardanım onlardanım;çıkmayacağını bile bile her sene ocak ayın da milli piyango alırım;bırakın büyük ikramiyeyi,amortiyle bile alakası yok.bunlar verdiğim sadece bir kaç örnekti. paylaştıkların güzeldi aylak adam,ama ben oruç tutamıyorum,sadece rahatsızlıktan.herşeyi güzel yaratan (kendi de güzel olmalı) allah’ım af etsin,ne diyebilirim.kendini bizden fazla mahrum etme aylak adam. başarılar.
neden barışmasak da sana formülü vereyim ki zaman zaman salaklaşıyorum doğru ama manyak değilim kji ben canım.vermem işte.barışmak için formül istiyorsun bak bunu hiç düşünmemiştim yahu böyle küs küs gideriz diyordum o zamannnn hımmm çikolta isterim:)ama iftardan sonra böyle freeshoplarda var ya super boy nestleler onlardan.barışmak istemen sus dediğin için rahatsız olduğun anlamına gelir o yüzden seni iyi niyetini görüyorum ve damam barıştık.önemli olan farkında olman.neyse son anda kurtardın yani yoksa hakkındaki düşüncem duyarsız baltanıj teki falan şeklinde kalıcaktı;)