Leff-ü Neşr…

"Bir şiir yazmıştım sana da gülmüştün bana, aynen o günkü gibi herşey…"
Bütün hikaye bu düşle başladı. Ben ona bir şiir yazmıştım ve o gülmüştü. Bütün hayatımın başlangıç noktası o günkü o gülüş olmuştu.
Yaşım daha henüz aşkın anlamını kavramaya çalışırken, bizim lisenin önünde hiçbir yeşillik yoktu. Bütün diğer okulların tersine şehrin göbeğinde değil, dağın taa başındaydı. O zamanlar sevmekle sevişmek arasındaki tek farkın birinin işteş fiili olmasıydı. O kadar çalışkandım yani. Her kafiyenin çeşidini bilir, arkadaşlarımdan ve edebiyat hocamdan takdirler alırdım. Redifle kafiye arasındaki farkı ayırt etme kısmını ben çoktan aşmıştım. Gelin görün ki sevginin kafiyesi hala yoktu bendeki şiirde.
Okul önünde yeşillikler kendiliğinden bitmeyince, biz yeşillendirelim dedik. Hepimiz birgün okula yeşil giyip geldik. Sonra müdür ceza verdi, bahçeye ağaç dikmeye başladık. Nihayetinde yolumuz farklı da olsa okulun bahçesini yeşillendirdik. Müdürü de hiç sevmezdim zaten. Hala da sevmem. Üniversitedeyken o uzun kötü saçlara sahip olmamın yegane sebebidir kendileri. O kadar baskı yapıyordu ki, olmayan sakalımı kesmemi istediğini bile hatırlarım. Ben de ona kızıp üniversitede uzattım saçları. Sonra saçlarım o kadar kötü oldu ki, daha da çok kızıyorum şimdi.
Lise dediğin de zaten bir avuç insanın koyun misali bir sınava hazırlanması değil miydi? Saçlar da aynı olmalıydı. Bizim müdürün yandaşları da farklı değildi ondan. Hatta hayatımda tek okuldan kaçma eylemini sadece birkaç saatliğine olsa da bir Cuma günü yapınca, yokluğumuz çabuk farkedilmişti sırada da savunma bile istemişlerdi. O kadar ileri gittiler düşünün artık. Neyse…
Bunlar değil yazacaklarım. Yarısı hayali, yarısı gerçek bizim lisede herşeye rağmen sevgi vardı. Olmadık zamanlarda karşımıza olmadık insanlar çıkardı. Tıpkı o günkü gibi. Lisenin ta ilk günlerine gidelim. Eski binaların birinde eski bir sınıf düşünün işte. Sabahın henüz ilk saatlerinde biri girdi içeri. Yüz tanıdıktı ama o okulun başlamasının üzerinden ay geçmesine rağmen hiç girmemişti bu sınıfa daha önce. Sonra hatırladım. Onu ben yıllar öncesinden tanımıştım. Ve ilk şiirimi ona yazmıştım… O şiiri hiç okuyamadı…



Takvimler 24 Nisan 2008'i gösterirken, saat 22:16'te:
leff-ü neşr’e yakışır bir yazı :)
gülüşünü bilmem ama üstat bir yazın yeter geceyi aydınlatmaya..:)
Takvimler 25 Nisan 2008'i gösterirken, saat 09:06'te:
bende fotografa bayıldım,yemek için uçuşan bi sürü elma,ne güzzell:)
Takvimler 25 Nisan 2008'i gösterirken, saat 09:32'te:
kuzey yazdık işte bak aylaklığı bırakıp :) beğenmedin mi yoksa?
Bu arada bugün benim doğum günüüüüm :)
Takvimler 25 Nisan 2008'i gösterirken, saat 21:43'te:
eline saglık hocam çok güzel olmuş bende kendi lise yıllarıma gittim demişsin ya bizim lisede sevgi wardı… Aslında hayata yeni yeni adım attıgımız o çetrefilli yıllar da herşeye ragmen saf naif bir sevgi vardı…
Yine alıp götürdü beni yazın gecenin bi saatinde ama aylaklık yok aylak adam daha çok yaz daha çok okuyalım senin yazılarını okumak bir kahve molası gibi…
Herkese iyi geceler…
Takvimler 29 Nisan 2008'i gösterirken, saat 23:16'te:
Site hiç beklemediğim bir anda bambaşka birşeyi ararken tesadüfen karşıma çıktı ve yazılardan çok etkilendim… Sanırım bu sitenin sıkı bir takipçisi olacağım :)
Bence de dönüşü hızlandırın siz ;) Başarılar ve kolaylıklar diliyorum.
Takvimler 1 Mayıs 2008'i gösterirken, saat 01:42'te:
2 vdk önce okuduğum yorum neden şimdi yok???? müjganın yorumu????
Takvimler 1 Mayıs 2008'i gösterirken, saat 08:31'te:
ben de anlamadım :(
aslında yorum var hala ama bir sorun var sanırım:
http://www.aylakadam.org/mektuplar7#comment-7691
Takvimler 1 Mayıs 2008'i gösterirken, saat 13:00'te:
blog yarışması varmış,başka bi blogda okudum,ben bu bloğu birinci seçiyorum:))seçtim gitti,yarışma bitmiştir:)
Takvimler 1 Mayıs 2008'i gösterirken, saat 20:04'te:
beni sizler buraya getirdiniz teşekkür ederiz ;)