sikiş
Labirent… | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Labirent…

Mayıs17
Kareler
Ne istiyorum bilmiyorum. Geceleri yogun dusuncelerle sabahi getirmeye calisirken, beynimi saran o türlü türlü seyler rahat vermiyor. Icinde bulundugum bosluktan sikayet ediyorum, ama bu boslugu doldurmak icin; hayati anlamlandirmak icin en ufak bir motivasyon kirintisi bulamiyorum icimde. Demek ki ben bunu hakediyorum. Zaman gecirmeye oynuyorum. Bir yandan da Türkiye de olmadigim icin ailemin arkadaslarimin yaninda olamadigim icin hayiflaniyorum. Kabul etmek istemedigim bir gercek var. Umarim benim gercegim degildir. Ama sanirim ben hala üniversite hayatimda kaldim. Hala oradaki günlerimi, iliskilerimi, sorumluluklarimi hatirliyorum. Hala orada olmak istiyorum. Universite sonrasi hayatima baktigimda ise anlamsiz seylerle dolu. Is arama, sürtme, aile sirketi, askerlik, istanbul, is arama, aile sirketi yine ve Almanya. Hicbirinde kendimi üniversitedeki gibi mutlu hissetmemisim. Gerci üniversitede de sikintilandigim, dibe vurdugum anlar cok olmustu evet coktu. Belki de üniversite hayatinda kalmislik degil de, cok yogunluk, cevremdeki sevgi cemberi, popülerlik benim kendimi huzurlu zannetmemi sagladi. Belki de benim ic sikintimin cozumu yok ve sadece yogunken unutuyorum.
Aslinda bu tezimi kendim de daha inandirici buldum. Soyle kalici bir huzuru neden yakalayamiyorum? Neden hicbir sey beni tatmin etmiyor, neden hep daha fazlasini istiyorum? Neden cogu insane gibi basit düsünüp basit yasayamiyorum? Neden hedef koydugum seylere hirsla yürüyemiyorum? Bu enerji yoksunlugu neden? Neden her gün farkli birr uh halim var? Ya depresyondayim, ya aradigimi bulamadim, ya da ne aradigim konusunda aslinda fikrim yok. Aradigim seyler olduguna inandigim seyler ulasildiginda birer birer aranilan seyler listesinden aranildigi zannedilen seyler listesine dusuyor ve degersizlesiyor. Bu hal yüzünden ne insanlar ne firsatlar kaybettim. Ne is hayatini ne aski istedigim sekilde yasayabiliyorum. Yine ayni döngüye geldim degil mi? Ben ne istiyorum? Onca iste, onca kizda bulamadiklarim nelerdi de beni huzursuz etti, beni uzaklastirdi?
Hep diyorum ki her seyin bir bedeli vardir. Bedel ödemeden hicbir basariya ulasamazsin. Peki ben güzel günleri hayal ederken hala neden bedel ödemeye yanasmakta zorlaniyorum? Hep kolaya kaciyorum. Bu kolaya kacislari güzel bir bahaneyle süslüyorum, güya aylakligimi, haylazligimi, kalp kirislarimi boylece dogruymus gibi tescil ettiriyorum. Kendi vicdanimi kandirmaya calisiyorum. Ama biliyorum ki nafile. Direncsiz bir animda vicdan, salak yerine konmanin intikamini alacak belki de bilemiyorum. Allah a siginayim diyorum. O`na sigindigigim her vakit her sey iyiye gitti diye dusunuyorum, bu sefer yüz bulamiyorum. Yine de diyorum ki, Allah`im sen hakkimizda hayirlisini nasip eyle…
Konuk Yazar: uzak
Kategori:Konuk Yazar
17 Mayıs 2007 (Perşembe) tarihinde, saatler 23:26'i gösterirken Konuk Yazar kategorisi altında yazılmış ve 1.266 kez görüntülendi. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
7 Yorum -

“Labirent…”

  1. Takvimler Mayıs 21st, 2007'i gösterirken, saat 21:50'de zuzum demiş ki:

    Harika bir şekilde duygularını dile getiren bir yazı olmuş…
    Bu yazıyı okurken kendimi buldum.. Türkiyede ailemin yanında olmama rağmen, bunları hissediyorum.. içimdeki boşluk nedir? sıkıntılarım nedir? bir türlü anlayamıyorum.. hep bir tedsızlık hep bir durgunluk içersindeyim.. eskileri çok özlüyorum ewet.. halbuki eskilerde daha çok yıpranmıştım.. daha çok üzülmüştüm.. ama hiç bu kadar sevmemiştim.. şimdi ise ne sevgi var nede bişey.. içimdeki bu huzursuzluk nedir anlayamıyorm?.. günler öyle çabuk geçiyorki ne yaptığımı nasıl yaşadığımı farkedemiyorum.. hayat o kadar boş ki bana göre !
    artık dediğiniz gibi ; Allahım hakkımızda hayırlısı ne ise onu nasip eyle.. demekden başka çare yok..
    teşekkürler..

  2. Takvimler Mayıs 24th, 2007'i gösterirken, saat 21:21'de pass demiş ki:

    tam da “daha yeni istanbul’a gelmedin mi, almanya nerden çıktı” diycektim ki meğer konuk yazar şeysiymiş..ehh neyse dua diyelim. başka ne gelir elden. boşluklar daha fazla büyümesin içimizde :)

  3. Takvimler Haziran 14th, 2007'i gösterirken, saat 22:00'de Derya demiş ki:

    Boşluklar büyüsün.. büyüdükçe ötekileşir insan, kendini tanımaya başlar, olgunlaşır…yüreğimi soyulurken buldum okurken…benden olanlar çoğalıo gittikçe…Çoğalıyor C.’ler ve hayat tüm anlamını yitiriyor yeni baştan yaratılıyor dünya… Tüm flaneurlerin şerefine..Bölünelim..Güzel bir dışa vurum..

  4. Takvimler Haziran 20th, 2007'i gösterirken, saat 23:36'de HEİDİ demiş ki:

    Geç de olsa hayatın gerceklerni yni yeni görmeye başlamışkn iyiki rastladı bu yazı bana…oooooof bazen hayat ve gerçekleri çok ağır geliyor ve kaldıramayack kadar güçsüz hissediyorum kendimi.Ama oysa kötü niyetli insanlara rağmen hersey o kadar güzel ki karmsar olmamak lazım.Boşlukların dolması gercekten çok zor ancak bu boşlukları büyüterek kendimize ve çevremize zarar verdiğimizi unutmayalım.Allah herkese hayatla başedebilme gücü versin demekten başka bişey gelmiyor elimizden SEVGİLERLE

  5. Takvimler Haziran 28th, 2007'i gösterirken, saat 16:32'de odessa... demiş ki:

    ….

  6. Takvimler Temmuz 4th, 2007'i gösterirken, saat 13:55'de uzak demiş ki:

    yazinin ustunden bir bucuk ay gecmis. son 2 haftami da Türkiye de ailem ve dostlarimla gecirmis dönmüsüm. aslinda sorularima hala bir yanit bulmus degilim. Yalniz önemli bulgular yakaladim sanki. Bu bosluklarla mücadele etmeli mi yoksa onlari akla getirmemeye, unutmaya mi calismali? Bir süredir ruh halimi yönetmeye calisiyorum ve eger moralimi düzgün tutmak istersem bunu illaki basardigimi görüyorum. sanki bu bosluklarin büyümesinin yegane suclularindan biri yine benim.
    Icimdeki cigligin disa vurdugu anlardan birinde yazdim bu yaziyi, simdi ise bu cigliga bir daha firsat vermemek icin sadece yogunluga vurdum kendimi, tütünden ve alkolden uzak. Heidi nin dedigi gibi bazen hayat ve gercekleri agir geliyor, kaldiramiyor insan. Derya bunun sonucunu ötekilesmek olarak degerlendiriyor ama acaba ötekilesmek ne kadar dogru ne kadar yanlis. Yalniz öylesine güzel bir paragraf olmus ki o paragrafin büyüsüne kapilp ötekilesmek icin calismak, bosluklari büyütmeye meydan vermek icten bile degil. Zuzum da benle ayni sikintiyi cekenlerin basinda geliyor. belki de hepimiz bu sikintinin büyüsüne kapildik, hain bir zevk aliyoruz. belki bu ruh haline alistik, degismemesi icin kendimizle oynuyoruz. belki bu aranilan cevaplari biliyoruz ama kendimizden sakliyoruz ya da bulmaktan korkuyoruz. belki icten ice huzur aramiyoruz, belki aradigimiz sey huzursuzluk oldugundan ve bunu bilmedigimizden, kisir döngüye saplanmis kalmisiz, cikamiyoruz.
    ama en iyi sonuc Odessa nin dedigi gibi

  7. Takvimler Şubat 9th, 2009'i gösterirken, saat 00:26'de aylak adam demiş ki:

    kısmetim bu yazıdaymış gecenin bu vakti. en yakın dostum yazmıştı bu yazıyı. bir an kendimi buldum da ne diyeceğimi bilemedim. ufaktan kaçmak gerek bu hallerden, koşmak gerek konulacak hedeflere risklerden korkmadan.

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 



Kısmet: Sliding Doors… (11/04/2010)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...