Kedi…

Akşam olup da nadasa çektiğinde şehrin hayatı kendini, yaz zamanında esen tatlı bir rüzgar gibi sokuluyorsun yanıma. Usul usul gelişlerin. İlkbaharın cilveli, taze ağaç yaprakları kadar narin, sonbaharda sararıp dökülenler kadar güz. Önce uykulu gözlerin görünüyor uzaktan, sonra güzel, masum yüzün. Gözlerime bakıp mahzun bir edayla başını göğsüme koyuyorsun . Hani olur da huzurun bozulur diye, kıpırdamadan bekliyorum. Ellerimi saçlarına götürüp yavaşça okşuyorum. Biliyorum ki bütün günün yorgunluğu geçti şu an. Sadece seninki değil elbet. Sobanın yanında huzuru bulmuş bir kedi kadar huzurlusun. Dudaklarından sözler dökülüyor, sen bile duymuyorsun. Masum, mırıl mırıl, mışıl mışıl uyuyorsun yanımda, bense seni dinliyorum derin uykunda.

çok hoş ve imrendiriciydi.. teşekkürler.
onun yerinde olmak vardı
kucağımda resimdeki kedinin aynısından uyuyan bir paşayla mırıltılar içinde keyifle okudum yazınızı…
keyifle okumanız beni mutlu etti, keyifle okunacak yazılar yazmak istemiştim nicedir.
aylak adam yeni takipçilerinizden biri olarak yazınız gerçekten harika…
benim de böyle bir kedim vardı geçen sene. tatile giderken kapalı gözleriyle yerini yönünü bulamaz die kulak pamuklarıyla gözlerini açmaya çalıştığım, gamsız annesi ilgilenmediğinde göbeğimin üstüne yatırıp uyuttuğum, nefes alışını keyifle izlediğim:S böyle güzel anları okumak, güzel anılarımı hatırlattı.