“Birbirini seven iki insanın düşebileceği en kötü duruma düştüklerinin farkındaydı, sevgi asla kaybolmayacak bir biçimde canlıydı ama aralarındaki ilişki çürüyüp eski bir köprü gibi yıkılmıştı. Bir nehrin iki kıyısında kalmışlardı. Birbirlerini görüyorlar, rüzgârın kelimelerin çoğunu uğultusuyla boğduğunu bile bile birbirlerine sesleniyorlar ama birbirlerine ulaşamıyorlardı.’
Ahmet Altan, En Uzun Gece, S.164

Biz iki kıyı, aramızdaki deniz aşkımız ve birbirimize ulaşmamızı sağlayan köprüyü sallayan aşkımızın gözümüzü kör eden gücüyken, biz olmadık yaralar açtık kıyılarımızın başkentlerinde.
Aramızda üçüncü bir canlı olarak büyüyen birliktelik ebeveynleri kavga ederken, ilgilenilmeyen, korkmuş ve köşede ağlayan bir çocuk gibi yalnız kaldı öylece ve yoruldu bahardaki kelebekler gibi çırpınan kalplerimiz. Güneşte parlayan güzel kanatları vardı o kelebeklerin, karanlığı üzerlerine çöktürmeden önce biz.
Oysa büyük umutlarla çıkmışlardı kozalardan rengarenk kanatlarıyla ve bir tek gülüşün yeterdi gökteki güneşi soldurmaya…
[audio:http://www.filefreak.com/pfiles/86808/audio/Sezen_Aksu_-_Biliyorsun.mp3]





yüreğinize sağlık…hani bazen birşeyi 10 kere söylemenin bir anlmı yoktur…şimdi de yok…yazdılarınız ruhunuzda olanlardan sunmuş bir bukle daha işde…iyi de yapmış hani.. (:
Okuyunca aklıma geldi…
iki ayrı parça gibiyiz bir resimde
beyaz bir sayfa ve yalnız ikimiz varken
yine de bulamıyoruz birbirimizi
ve..tamamlayamıyoruz o resmi… 00:21/30.08.03
şimdiyse dudağımın kenarında ürkekçe titriyor sevda sözcükleri, “biz” kavramına sığdıramadığımız boşluğumuz…
ve bencil bir “ben” yazdıramadığız kalemimiz..tek avuntumsa cümlelerin sonlarındaki “..miz”leri’miz’!
kaç sigara içtin bunları yazıp bitirene kadar ..? soru !!
“Oysa büyük umutlarla çıkmışlardı kozalardan rengarenk kanatlarıyla ve bir tek gülüşün yeterdi gökteki güneşi soldurmaya’¦”
gölün kıyısında iki sevgili
ve önlerinde
bir kayık sisli
binseler
eski bir sesle,
iskeleye ulaşacak gibi…
yüreğine teşekürlerimi ilettim …:)
güzel günlerin olsun senin..
“Oysa büyük umutlarla çıkmışlardı kozalardan rengarenk kanatlarıyla ve bir tek gülüşün yeterdi gökteki güneşi soldurmaya’¦’
-ki sayılıydı zamanları, ciğerlerindeki nefesleri zamanın tik-taklarıyla sınırlıydı…
PS: Sigara olayını üstüme alındım.. (: o sırada elimde yalnızca bir tane vardı…dumanıyla hayallere daldığım…bitiminde yüzüstü gerçeklerle yüreğimi çarptığım…
böyle zamanlar acı veriyor insana, herneyse…
tesadüf eseri rastladım sitenize. aylak adam benim bir arkadaşımın sürekli kullandığı nickidir öyle tanıdık geldi söylemeden geçmeyeyim dedim.
yazılarınızın birkaçına da şöyle bir göz atabildim fırsat bulunca daha çok okumak istiyorum.
sevgiler, saygılar…:)