sikiş
Dün…(1) | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Dün…(1)

Mayıs29

saatim çalmadan uyandım bugün
dünkü fırtına çoktan dinmiş
yağmur yağmış
heryer yıkanmış
vakit kaybetmeden yazmaya başladım

morning_in_my_coffee.1.jpg Daha önce kaç kişinin hoş sohbetlerinden, geçmişlerinden arda kalanları sildiğini bilemediğim, kurumuş yaprağı andıran rengiyle içimi sonbaharın sakin havasından çok yıpranmışlık hissiyle dolduran bir bezle geçti yanından. Yüzüne ve saçlarına bakınca niye bu kadar elindekilere takıldığını düşünerek güldü kendi kendine. Uzun siyah saçları ve duru yüz güzelliği düzgün fiziğini daha bir ön plana çıkarıyordu. Müşterileri karşılarkenki gülümsemesi ona ayrı bir güzellik katıyordu. Gülümsedi. Belki de ona bakıp kaldığını sezmişti.

Yüzündeki gülümsemeden ruhunun sakin bir deniz gibi olduğu hissine kapılıyordu insan. Oysa içinde kopan fırtınları, bitmek tükenmek bilmeyen dalgalar yaratıyordu. Bütün herşeye rağman, hayata karşı dik durabiliyordu. O kadar pozitifti ki, buraya sırf onun bu enerjisinden etkilenip gelenler olurdu. Hayat doluydu, çiçek olup açardı, neşe saçardı… Masada yarım kalmış iki kahve vardı; bir de düşmemiş şahların hüküm sürdüğü satranç tahtası. Şahlar ayaktaydı ama kaleler düşmüştü oyunda. Kahveler soğumuştu kilim motifli bardaklarda. Önce taşları topladı, sonra kahveleri.

Mavi üzerine serpiştirilmiş pamuk kadar beyaz bulutlara verdiği kızıl renkle güzel bir günün müjdecisi olarak doğan güneşe dayanamayıp erken çıkmıştı evden.

Güneşin ilk ışıkları odadan içeri süzülürken gözlerini açmaya çalışıyordu. Dışarıdan içeriye berrak güneşin sıcak aydınlığı ve kuşların gündoğumuyla başlayan cıvıltılarıyla giren doğanın büyüleyici güzelliği zihnini vücudundan daha önce uyandırmıştı. Kalktı. Pencereye doğru yürürken dışarısı o kadar parlak göründü ki gözüne her an bir melek çıkıverecek gibi, açamadı gözlerini. Pencereyi açınca, gözlerinin hala yarım açık olduğundan mı yoksa camda dünden kalan yağmur damlalarının izinden mi bilinmez, yarı saydam duran manzara suda yıkanmışçasına berraklığını buldu. Dün çiseleyen yağmurdan geriye kalan kaldırımlardaki su birikintileriydi, bir de karşı parktaki çimler. Yağmurdan sonra doğa tozlarından arınmış, silkinmiş, pırıl pırıl bir güneşle tertemiz başlamıştı güne.

Sokaklar dün gece olduğu gibiydi. Sakindi. Güneş daha sıcaklığını tümüyle hissettirecek kadar yükselmemişti…

-Şubat’06-

Kategori:Hikaye
29 Mayıs 2006 (Pazartesi) tarihinde, saatler 01:57'i gösterirken Hikaye kategorisi altında yazılmış ve 2.005 kez görüntülendi. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
5 Yorum -

“Dün…(1)”

  1. Takvimler Mayıs 30th, 2006'i gösterirken, saat 02:23'de aylak adam demiş ki:

    size daha önce bahsettiğim ilk hikaye denememin ilk bölümü. beğenirsiniz umarım. eleştirilerinizi -sadece iyileri değil, tabi varsa :)- de yazarsanız sevinirim.

  2. Takvimler Haziran 2nd, 2006'i gösterirken, saat 13:10'de NeLLy demiş ki:

    itinayla yazilmis denemenizi taktir ettim. fakat ilk iki paragrafta hikayenin ana karakteriymis gibi duran ucuncu sahis diger paragraflarda birden birinci kisili anlatima yerini birakmis. bu bence anlatimin akisina cok buyuk bir darbe vuruyor. ucuncu sahsi gozlemleyen de birinci sahis neticede diyebilirsiniz, o anlasiliyor ama vurguyu kime yapmak istediginiz cok belirsiz.

    bana gore “pamuk kadar beyaz bulutlar” ve “Güneşin ilk ışıkları odadan içeri süzülürken” gibi deyimler cok klise. bunlari kullanmaktan kacinsaniz daha guzel olabilir.

    uzun tasvirler genellikle hikayelerin olmazsa olmazidir ama eger cok orijinal bir olay/manzara tasviri degilse ben sıkılıyor bunaliyorum. bu bolumde dikkat ceken tasvirden baska bir sey yok. “evet sadede gelelim?” diyesi geliyor insanin :)

    edebiyat, yazi vs konusunda uzman/olcu falan degilim. yazdiklarimi istediginiz gibi degerlendirebilirsiniz.

    basarilar dilerim.

  3. Takvimler Haziran 2nd, 2006'i gösterirken, saat 21:56'de aylak adam demiş ki:

    eleştirilerin çok teşekkür ederim Nelly. Biraz çekingen bir dille yazmışsın gibi geldi ama eleştirileri seven biriyim, özellikle benimle ilgili yapılıyorsa. Eleştiriler olmasa insan kendini nasıl daha iyi bir yere getirebilir ki? Teşekkür ederim tekrar. Aslında bu yazdığım bir anda aklıma gelmiş, askerdeyken oturduğum yerde yazıverdiğim satırlar. o arada bir arkadaş çok beğenince devamında birşeyler yazmaya çalıştım ama çok başarılı olmadı sanırım. Onları da yazdığım yerden bilgisayara aktarınca buraya yazacağım. Eleştirilerinizi beklerim yine :)

  4. Takvimler Kasım 9th, 2007'i gösterirken, saat 15:22'de miyase demiş ki:

    çok güzellll

  5. Takvimler Kasım 9th, 2007'i gösterirken, saat 15:23'de miyase demiş ki:

    ya sanırım geç kaldım ama yeni pokudum ne yapayım :

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 



Kısmet: Boşluk… (21/01/2007)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...