Doğru mu? O ne ki?
Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle ölçülür.Einstein

Hepimizin kendine göre doğruları, kendine göre kuralları var. Her doğru, kural olmak zorunda da değil; hep bunu iddia etsek de çiğneyip geçiyoruz bazen hepsini. Sonradan görüyoruz doğrularımızın evrensel olmadığını.
En çok atladığımız nokta bu bence yaşarken. Doğru olarak bildiklerimiz, sadece bizim doğrularımız. Başka doğrular da var ve biz onları bulmaya çalışmayıp kendi dünyamıza kapandığımız sürece çok acı çekiyoruz. Bir çeşit savunma psikolijisine girip bütün suçu hayata atıyoruz.
İş yerindeyim, işlerimi bitirdim ve eve gidebilirim ama nedense içimden birşey yapmak gelmiyor. Can sıkıntısı hiç olmadığı kadar yükseklerde. Çıkıp yapmam gereken işlerim var. Onları da yapmak istemiyorum. Yukarıdaki satırları daha önce yazmıştım ama devam etmek bugüne nasipmiş. Kendi doğrularımı sorgulamaktayım. En büyük acılarımdan biri, doğru olduğuna inandığım şeyleri yapmanın bana nedense zor gelmesi. Hal böyle olunca doğrularım, büyük taşlarım, istediklerim ve birilerinin istedikleri -doğru gördükleri- arasında sıkışıyorum. Üzerimdeki bu ataleti atmak istiyorum. En büyük düşmanım değil mi zaten? Muhtaç olduğum kudret de damarlarımda, biliyorum.
Montaigne 1580′de en büyük düşünü gerçekleştirip Fransa’dan İtalya’ya yolculuk yaptığında her gittiği yerde geride bıraktığı ülkesinden daha farklı doğruların olduğunu görmüş. Ona öğretilenlerin yanlış, dayatılan kuralların anlamsız olduğunu farkettiğinde en büyük kazancının bunu farketmek olduğunu hissetmiş. Aslında hepimizin en büyük sınırlarının sorgulanmamış doğrularımız olduğuna kanaat getirmiş. Ben de öyle düşünüyorum.
Tabiki bu düşüncem doğrularımın yanlış olduğu iddiası değil. Zaten mesele de bu. Sorguladıktan sonra bile geriye doğru olarak kalanlara hayatımda hala tam olarak yer verememiş olma hissi canımı sıkan ve yanlış olarak bildiklerimin hala devam ettirmesi varlığını. Herkesin hayatında da bu yanlışların varlığını görünce daha güvende hissetmekse en kötüsü. Çünkü herkesçe kabul gören yanlışların hayatımdaki varlığı onalrı doğru yapmıyor. Sadece kendimi kandırıyorum. En zor savaş da doğrularla irade arasında yapılanmış. Doğru mu? Kim bilir!










En zor savaş da doğrularla irade arasında yapılanmış….
Kazanabilene aşkolsun…
1.duygularımız düşüncelerimizi oluşturur.bu benim kanatim.duygular düşüncelerimizi diil.bu blogun senin kadar buradaki herkesinde (di miiii;) düşünce şeklini değitirdiği an insan arınma sürecine giriyor ki iyi hissediyorsun gerçekten iyi. ve bunu yapmak o kadar basit ki belki bu yüzden çok az insan yapıyor.ama tabi bi tekniği var öğrenmeye hazır olan için;)
2.içini anlatmışsın ama soyut düzlemde.somutlaştırmazsan havada kalır kavramlar ve işte aynen bu tarif ettiğin gibi olur.doğrular demişsin ama bu doğrularla neyi kastettiğini söylememişsin.hayatında hala tam olarak yer veremediğini söylediğin doğrular dediğin doğrular nedir ben merak ettim.ve yanlış olarak devam ettirdiğini söyledğin yanlışları?
valla sen kendini iyice serdin benden söylemesi.bak insanıda sevdayıda bloguda başıboş bırakırsan valla sonu pek iyi olmaz benden demesi:P demedi deme;)dedimmm;)
bıraktım ben bu işleri sanırım, insanın canı istemeyince biraz zamana ihtiyacı oluyor.
size iyi gelen şey neyse onu yapın,boşverinnnn gerisini;)