sikiş
Aylak Adam… » Yazı Dizisi

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Saçmalamalar…(13)

Şubat1

The_queen_and_the_brother

"Sepet sepet yumurta / beni sakın unutma…" tadında şiirler yazmak var şu anda içimde ama bu tarzda şiirleri okumak istemeyeceğinizi -şimdi- düşünerek şu an itibariyle şiir yazmaya ara vermiş bulunuyorum. Tamamen sizleri düşündüğümden, kesinlikle kendim için birşey istemiyorum.

***

Bir de sizin için Nostalji Köşesi’nin adını "Kısmet" olarak değiştirdim. Böylece sayfa her yenilendiğinde orada farklı bir yazı olacak  e o da sizin o anki kısmetiniz olacak. Sizin kısmetiniz bende, onu söylemeye çalışıyorum böylece.

***

Erdoğan’ın Davos Forumu’ndaki tavrını takdir etmekle birlikte, dik duruşundaki güzelliği duygusal görünmemeyle taclandırmasını isterdim. Konuya çok daha detaylı bakmayacağım ama arkadaşlarımın facebook statuslerinden komik örnekler vermeden geçemeyeceğim:

- Tayyeap strikes back

- Tayyip against the world

- Benim için bu hata bitmiştir! (Cuma)

- Yumuşak başlı isem, kim dedi ki uysal koyunum.

- Ananı da al git Şamon!

 ***

Sistemhost şirketini bana kim tavsiye etmişti hatırlamıyorum ama kim ettiyse başkalarına söylerken bir kez daha düşünmeli…

***

Oscar’ı "The Curious Case Benjamin Button" mı yoksa "The Slumdog Millionaire" mi alır bilemedim. Gönlüm ikinciden yana ama kısmet bu işler. Kısmetin büyüğü de Anjelina Jolie ve Bradd Pitt çiftinin "En İyi Kadın Oyuncu" ve "En İyi Erkek Oyuncu" ödüllerine aday gösterilmeleri olsa gerek. "Üç Maymun" için de üzüldüm ama Nuri Bilge Ceylan benim için "güzel ve yalnız ülkem" tanımıyla gönlümdeki yerini çoktan almıştır.

***

Bu aralar çok sık yazar oldum farkındayım. Bu böyle gitmez ama söyleyeyim, sonra "vay efendim ben duymadım, ben yoktum, ben okumadıydım" diyerek benden sürekli yazı istemeyin. Güneyim sana söylüyorum, kuzeyim sen anla. Bu kadar kötü bir yazı ancak bu kadar kötü bir espiriyle bitirilebilirdi.

posted under Hayat, Yazı Dizisi | 7 Yorum »

Saçmalamalar…(12)

Aralık25

"O zaman hiçbir şey anlayamamışım! Onu sözlerine değil, eylemlerine bakarak değerlendirmeliydim. Beni güzel kokulara boğuyor, bana ışık saçıyordu. Hiçbir zaman onu bırakıp kaçmamalıydım! O küçük hilelerin ardındaki sevgisini görmeliydim. Çiçekler öyle değişik ki! Ama ben o sıralar onu sevmeyi bilemeyecek kadar küçüktüm."

Küçük Prens, Antoine De Saint-Exupery, S.34

The_queen_and_the_brother

Canım yapacak birşey bulamadığında ki bu sıkça olabiliyor, yeni bir görüntü arıyorum bu siteye, aylaklıktan işte, benim de tek işim bu zaten. Yeni görüntüyle birlikte aslında hep kafamda olan o yazıları yazarım diye umut ediyorum. O yazılar ki -daha önce de bir yerde yazmıştım- "belki üstümüzden bir kuş geçer" tadında; dinlerken huzur bulup bir taraftan da içinizin çoşup taştığı şarkılar gibi. Öyle yazamadığım kesin ama olacak birgün elbette. Allah’tan ümidimi hiç yitirmiyorum, o da fakirin ekmeği zaten.

Benden yeni bir haber yok. Evime yerleştim sayılır, hala eksikleri olsa da bir eve yerleşmek her zaman beklenenden daha fazla zaman alıyor. Olsun, başımı sokup içinde uyuyabiliyorum, en önemlisi huzur buluyorum.

Geçen cumartesi bir konsere gittim, rahatladım. Konser dediğim aslında bir barda çalan arkadaşları dinledim ama benim için bir konserden farksızdı. Bu türden bir aktiviteyi özlemiştim, kış da geldiğine göre daha neyi bekliyorum diye düşündüm. Bir dahaki sefere sizi de çağırırım. Gelenleriniz olursa görüşürüz.

Daldan dala konuyorum "saçmalamalar"ı yazarken. Tek amacım saçmalamak olunca çok da zor olmuyor bunu yapmak. Bugün bir toplantıdaydım ve bir aktivite sırasında aktiviteyi yönlendiren kişi sürekli saçmalamaktan bahsediyordu. Bir süredir saçmalayıp rahatlamadığım aklıma geldi. İnsanın saçmalayabileceği bir yerinin olması güzel. Yazacak birşey olmadığında ve yazmak istediğinde oradan buradan saçmalayıp birşeyler karalayabiliyorsun.

Yeni yıl geliyor ve bu yeni başlangıca dair hala birşey düşünmedim. Bir fikri olan varsa bana haber versin. O değil de, ne o yeni döneme nasıl gireceğime, ne de o yeni dönemde "yeni" olarak hayatıma ne sokabileceğime dair bir fikrim var. Olsun "yenilik"ten zarar gelmez. Değişime açık olmak lazım.

Yıllar geçtikçe kağıt üstünde yaşlandığımı ama bünyemin hala eski günlerde kaldığını farkediyorum. Yeni mezun bir üniversite öğrencisi gibiyim. Değilim tabi ama en azından öyle hissediyorum.

Kar geliyor dediler ama İstanbul’a daha birşey düşmedi. Soğuğu da önden geldi. Çok üşüdüm bugün. Sanırım yarına hasta uyanacağım. (Kendime not: Hasta olmayacaksın)

Son zamanlarda çok film izler oldum. Uzun zamandır film izleyememenin acısını çıkarttım sanırım. Son izlediğim filmler: Wall.e, Issız Adam, Kara Şovalye (Dark Knight), Asla Pes Etme (Never Back Down),  The Incredible Hulk (Hulk II), What Happens in Vegas (Burada Olan Burada Kalır). Kısa sürede çok film izledim. Üzerine düşünmenize gerek kalmayan eğlencelik filmler. Bir süre idare eder beni bunlar. Unutmadan, şu "Issız Adam" filminde o kadar ısrar etmişlerdi arkadaşlarım artık gitmemizlik edemezdim. Üç kez gitmeye çalışıp gidemedikten sonra dördüncü de muvaffak oldum. Gelin görün ki beğenmedim. Müzikler güzel, düşünce güzel ama oyunculuk, senaryo, filmin akışı vs. çok kötü. Bazılarınız duygusuz adam diyebilirsiniz benim için. Düşündüğüm bu, sadece paylaşmak istedim. Not olarak, kız İhsan Oktay Anar’ın "Puslu Kıtalar Atlası"nı okuyordu takdir ettim, adamın kullandığı diş fırçası Oral B Advantage’tı ki favorimdir.

Bir de uykum yok ama uyumam lazım. Aylaklık işte. Dikkat edin kendinize, havalar soğuk. Çok canınız sıkılırsa birer sıcak kahve içeriz.

Saçmalamalar…(11)

Eylül17

Katya: Sometimes, even if you have the keys those doors still can’t be opened. Can they?
Jeremy: Even if the door is open, the person you’re looking for may not be there, Katya.

My Blueberry Nights, 2007

The_queen_and_the_brother

Ramazan geldi, hoşgeldi elbette. Yalnız beni fena sarstı, söylemeden geçmek istemiyorum. Allah tuttuğumuz oruçları kabul etsin ama çalışırken ve yepyeni konseptleri öğrenmeye çalışırken pek bir zor oluyor. Geçtik ya yarısını, gerisi de gelir herhalde elbet.

Girişi Ramazan’la yaptık ama gerisi öyle değil. Öncelikli girişi özel hayata verelim: İyiye giden birşey yok. Allah’ım neydi günahım demeye devam ediyorum. Bir yerlerde birşeyleri yanlış yapıyorum ama neyi nerede hiç bilmiyorum. Bir çıkış yolu olmalı, tek bildiğim bu. Sorun ne derseniz: kaçan kovalanır mevzusu, nam-ı diğer 4S kuralı. Bu kuraldaki dengeyi kurmak istiyorum ama nedense bana bir yolu yokmuş gibi geliyor. Bir denge kurabilen varsa beri gelsin!

İş konusunda bu günlerde bir adım öteye gidebildiğimi düşünüyorum. Hala kafamda bazı tilkiler dolanıp dursa, kırmızı şapkalı kıza ormanda zor zamanlar geçirtseler de en azından anayola çıkacağını düşündüğüm bir patika buldum. Bu patikanın doğru yola çıkıp çıkmayacağıyla ilgili biraz danışmanlık hizmeti almam lazım. Zamanla göreceğiz zaten.

Günlük hayatın iş dışındaki kısmı Ramazan’da ciddi sekteye uğramış durumda. İftardan sonra uyku bastırıyor. Sahurdan sonra da uyku tutmuyor. İşten sonra dışarıda yapılaniftarlardan sonra bir kahve içip eve dönüyorum ister istemez. Evde yapılan iftarlardan sonra da zaten yatağın yolu erken görünüyor bu aralar. Zaten farkettiyseniz vakit bulup sizleri haberdar edemedim hayati durumumdan. Öldüm mü kaldım mı bilen yok.

Haftasonlarım genellikle film izlemek, dergileri karıştırmak ve kelimenin tam anlamıyla aylaklıkla geçiyor. Zaten son kalan gücümü dışarıda gezerek harcamak niyetinde değilim hiç. Bu sayede ne zamandır izlemek istediğim filmleri de izliyorum hem. Yukarıdaki sözün geçtiği filmi de izleme fırsatı buldum, mutlaka izleyin diyorum. Çok samimi ve insanın içini ısıtan bir film.

 Satırlarıma son verirken My Blueberry Nights filminden bir fotoğraf, geçenlerde izlediğim Into the Wild filminden benim içimden geçenleri tam olarak ifade eden bir alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum:

my bluberry nights

Christopher McCandless:
I’m going to paraphrase Thoreau here… rather than love, than money, than faith, than fame, than fairness… give me truth.

Into the Wild, 2007

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

« Older Entries

Kısmet: Sabun Köpüğü… (22/02/2009)

Son Sözler...

İçimdeki Deniz… - 3 Comments
Yatırım… - 2 Comments
Rüya… - 5 Comments
Ramazan… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...