sikiş
Kültür Sanat | Aylak Adam... | Sayfa 2

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Amadeus…

Şubat25
“Dünyanın bütün sıradan insanları, hepinizi affediyorum”
Amadeus
amadeus

Amadeus’a gittim geçen haftalarda. Oyunun dekor ve sahne tasarımının mükemmelliği bir tarafa oyuncuların performansları son derece iyiydi. 135 dakikalık oyunun son 15 dakikası beni en çok etkileyen kısmıydı.

Piyanosuna giderken yanında yakılan mumları, seyircilerin o coşku dolu alkışlarını arayan Mozart’ın ruh hali ve içinde düştüğü buhran derinden etkiledi beni. Önce kitaplarını “Dünya Klasikleri” arasına koyduğumuz yazarların ve şairlerin hayatlarına gitti aklım. Şimdiye kadar hiçbir büyük şair ve yazar bilmedim ki hayatları sıkıntılarla geçmemiş olsun. Herbirinin hayatında güzel olan anlardan daha çok buhranları olmuş. Hep bir sorun olmuş hayatlarında. Ya aileleri, ya çevreleri ya da içindeki yaşadıkları zaman dilimi. Küçüklükleri ya annesiz, ya babasız, ya parasız… Sayısız zorluklarla geçmiş. Binbir türlü zorlukta sıyrılıp kendilerine sıkı birer hayat felsefesi seçmiş her biri ve yazmaya vermişler kendilerini. Hangi birini sayayım ki şimdi; Tolkien, Lev Tolstoy, Dostoyevski, Van Gogh, Necip Fazıl, Tevfik Fikret… Her biri içinde bulundukları toplumlara ışık tutmuş, onlara daha iyiye gitmelerinde ön ayak olmuşlar. Bütün kötü dönemleri atlatıp parlak dönemlerine geldiklerinde kimi yolunu şaşırıp etrafa savurmuş, kimi ‘daha değil’ diyip daha da öteye götürmüş kendini. Herkes başka başka yollar seçmiş kendine.

Mozart’ın içine düştüğü durumu düşündüm uzunca. Kimseyi şaşırtmamalı şan, şöhret, para. Onu veren almasını da biliyor elbet. Faruk Nafız’ın duvarlarına çizik atılan hanları gibi dünya, bir varız bir yokuz burada.

İstiklal Caddesi’nde bunları düşünüp yürürken tiz bir ses geldi kulağıma: “Hayallerinize ulaşmanın en kolay yolu: Milli Piyango”

Not: eğer gitmek isterseniz, ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, hatta biletinizi satın alabilirsiniz. 

K…

Ekim31

Yeni bir edebiyat dergisi çıktı: K. Alkım Yayınevi’nin uzun zamandır edebiyat ve kitap adına verdiği çabalardan biri sadece. Dergi, “Türkiye’de ilk haftalık edebiyat” dergisi olmasıyla iddialı bir giriş yaptı ama bu iddialı ve -bence- güzel isteklilik “Türkiye’de bir edebiyat dergisi ne kadar tutar?” tartışmalarını engelleyemedi.

İlk sayısından itibaren aldım, okuyorum. Her kesimden okuyucu çekebilecek nitelikte akıcı ve farklı bir anlatımı benimsemiş yazarları. Her hafta en az 5 yazar hakkında yazı bulunuyor. Bir de dergi sonunda bir kitap tanıtımı var. Her hafta bir söyleşi de bulunuyor. Bir kez alıp okursanız pişman olmayacak, bu kısa anlatımdan daha fazlasını bulacaksınız. İlk sayısından itibaren kitapçılarda bulabilmek mümkün. Tavsiye ediyorum…

Gölge Oyunu…

Ekim20
"Saat 16:00′ya kimselere randevu vermeyin" dememişti televizyondaki ses, zaten TRT 2 böyle şeylerle -rating- ilgilenmezdi ama ben yine de randevu vermedim. Randevu verebilecek durumum olsa, biri beni arayıp sorma nezaketi gösterse, "… pabucu yarım çık dışarıya oynayalım" dese, ya da gel seninle dolaşalım biraz dese randevu vermekte hiç tereddüt etmezdim. Lisedeyken ve bayram için köydeyken kimsenin benimle ilgilendiği yoktu. Zaten herkesi bir bayram telaşı almış, ziyaretten ziyarete koşmaktaydı. Bense TRT 2′deki tanıtımı çoktan unutmuş zapping yapıyordum. Zapping de denemez aslında çünkü televizyon zaten 3 ulusal kanal bir de 2 TRT kanalı çekiyordu -sanki TRT ulusal kanal değil. Mecburen bir türk filmi izlemek zorunda kalmıştık ve TRT 2′ye randevu vermiştik. En azından belki de o beni düşünmüş, canım sıkılsın istemememişti. Derken film başladı. Oyuncu kadrosunda muhteşem iki yıldız mevcuttu: Şener Şen ve Şevket Altuğ. İzlemeye başladım. İzlerken kaptırmışım kendimi. Film o kadar iyiydi ki hayatımda izlediğim en iyi ikinci Türk filmiydi, hatta birinciyle taht mücadelesi vermekte-ydi.
Efsaneleştirilen, lise arkadaşımın "Bruce Wills is a Casper" gibi dünyanın en kötü esprilerinden birini yapmasını sebep olan "Sixth Sense" filmi bir "Gölge Oyunu" taklididir. Bir film o zaman için bu kadar iyi çekilmemiştir. Bir film bu kadar orjinal bir senaryoya sahip değildir -Sixth Sense, The Others birer taklittir. Yıllardır aramama, yapımcı firmayla temasa geçmeye çalışmama rağmen DVD ya da VCD’si bulunamamıştır. İlgilenenlere duyurulur…
« Older EntriesNewer Entries »



Kısmet: Dolu… (04/04/2010)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...