sikiş
Konuk Yazar | Aylak Adam... | Sayfa 2

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Mektuplar…(4)

Ekim26

Mektuplar (4)

Sevgili C.,

Son mektubunla kafam allak bullak oldu. Neye sevinmeli, neye üzülmeli?
Bu epey geciken satırları okurken rahatsızlığından eser kalmamış olmasını diliyorum. Hasta olduğunu her öğrendiğimde içime ani bir suçluluk duygusu çörekleniyor. Geçen mektupta anlattıklarımla ilintili olsa gerek. Burada her yerde süpermarket görmekten hatırımdaki esnafları yerine koyamaz oldum artık. Bu bende eksiklik hissi yaratıyor ki hiç hoş değil. Ama Bay Hristo ile Bayan Iris’i hatırlamamak mümkün mü! Onları anlatmanı sabırsızlıkla bekleyeceğim. Müjgan Teyzenin yeşil gözlerini artık göremeyeceğimi öğrenmek ise bahsettiğim hissi daha da büyüttü. Annem masalı yanlış mı biliyor, elma veren birisi kötü olmamalı diye az düşünmemiştim küçükken.
Gönderdiğim resmi çizeli epey oluyor. Sevdiğim şeylerin geçmişteki gibi güzel kalmasını dilediğimden gelecekteki halimizi o şekilde sokağa iliştirmeyi uygun buldum. Sen elini kaldırmışsın, eskiye dair bir şeyi gösterirken aynı zamanda da önceden yaptığın gibi heyecanla bir şeyler anlatıyorsun. Mesafeler duyguları pekiştiriyor ya şimdi, özlem içimize işlemişken bir de bakacağız ki sevgi kocaman olmuş. “Kocaman”ın ölçüsünü de yazayım. Hani birlikte gittiğimiz misafirliklerde ev sahipleri yanağımıza, gözkapaklarımıza buseler kondurup "Sizi annelerinizden çalalım, bizim çocuklarımız olun" derlerdi de annelerimize sarılırdık korkudan. Ardından gelen "Onları ne kadar seviyorsunuz?" sorusunu kollarımızı sonuna kadar yayarak yanıtlardık ya, işte o kadar.
Simitçi, tablasının en üstüne çıtır olanları mı diziyor merak ediyorum. Merakımı gidermek için bir gece ansızın gelebilirim de C. Zaman veremiyorum; fakat oraya geldiğimde kollarımda bir aşk merdiveni ya da müzik kutusu olacağından eminim.

Otuzunda yirmilik dişi çıkan biri gibi hisseden B.

Konuk Yazar: indis

Mektuplar…(2)

Eylül12
Sleep In The Sand
Sevgili C.,

Satırlarıma, cumba kokulu zarfın üzerinde gördüğüm adresin -el yazın daha tam olarak gözlerime bulaşmadan- bir anda beni o hatıraların göbeğine götürdüğünü anlatmakla başlamak istedim. İkinci katta, aşk merdiveninin yeşil basamaklarını minik parmaklarımızla arşınlamaya çalıştığımız -annemin deyimiyle oyun yaptığımız- için sürekli fırça yediğimiz, senin suçu üstlendiğin o çocukluk hülyalarımıza…
Mektubunu defalarca okudum. Okudukça ben küçüldüm, kağıt büyüdü ve arnavut kaldırımlı yollarda ebemkuşağına doğru koşuştururken, büyük taşlar arasında kalan o boşluklara potinlerimizi sıkıştırmamız aklıma düştü. Biliyor musun annem bile uzun zamandır bana "Hatırlar mısın"la başlayan cümleler kurmaz oldu. Oysaki ben kalbimde galon galon yüklü olan o çaktırmamaya çalıştığım heyecanla "Evet evet, hatırlıyorum! Hem de hepsini.." demeyi ne kadar da özlemişim.
Bak, sana bilmediğin bir şeyi anlatayım. Çok hastalandığın o günün ertesinde, sabahın çok erken bir vaktinde  -annem pekmezli ekmek dilimlerini daha ağzıma sokuşturmadan- evden sessizce çıktım. Gizemli Bay Hristo’nun dükkanının önünden hızlı adımlarla geçtim. Beni gördüyse eğer, arkamdan "Karga daha bokunu yimeden nereye kosusturur bu velet vre?" diye söylendiğinden eminim. Bunu düşünürek sırıtmaya başladım ve sizin eve vardım. Annen; içinde iri yaş damlaları sakladığını gördüğüm gözleriyle bana baktı, sabaha kadar ateş içinde sayıkladığını söyledi ve ilk defa beni içeriye almadı. Çocuk aklımla ne kadar kızmıştım, hatta sana bir şey oldu da bana mı söylemedi diye kafamdaki onlarca tilkinin fısıltılarına kulak kabartmıştım. Onların dönüp dolaşıp vardıkları yer kürkçü dükkanı olurken ben kös kös eve gittim. Ah, annene ne diye kızdım ki! Yağmurlu zamanlarda bizimkilerin o kadar engellemesine rağmen sadece seninle oynardım. Biricik oğlunun hastalanmasına sebep olansa sadece bendim, kabuslarımdaki canavarlar filan değil! Güneşin gerçekten göründüğü o zamana kadar evden hiç çıkmadım. O gün arka bahçeden senin sesinden parolamızın yükseldiğini duyunca, sana olanları anlatmayacağım diye kendi kendime söz verdim.
Taşındığımız gün kamyonun arkasından koşu koparman ise dün gibi aklımda. Sağ yanımda emektar pikap, kucağımda neredeyse boyum kadar olan ama bana bir o kadar da hafif gelen müzik kutusuyla seni izlemiştim. Eşyaların yanında gelmek için o kadar ciyaklamama annemler bir anlam verememişlerdi. Pikaba gözüm gibi bakıyorum şimdi. Müzik kutusuna gelince; sen artık yorulmaya başlayıp durduğunda, sokağın başında karınca kadar kaldığında onun dolabını açmaya ancak cesaret ettim. Balerinin babetinin tekini kopardım ve yola fırlattım. Vakit gece yarısı değildi belki; ama o, çıplak ayakla dans etmeye devam ediyordu. Şimdi, dinle.. Demet söylüyor, hani Sağıroğlu olan. Zamanında o taşları ilk döşeyen Arnavut işçilerin aşkına…

Yağmadı yağmur, çakmadı şimşek. O kadar lakırdının arasında yazmamışım: ben iyiyim. Çorbayı bardaktan içiyorum hala ve bunu senden başka kimse normal karşılamadı, karşılamıyor. Sen nasılsın asıl? Kedi yavrularının kuyruklarını çekip kaçmaya devam ediyor musun?

Gök gürültüsü canavarlarıyla,

eskiden___1_.JPG

Not: Ek olarak, çizdiğim eski bir resmi gönderiyorum. Metruk ve biraz da yamuk.

Konuk Yazar: indis

Karanlıktan Korkar Mısın?..

Ağustos12
Night_in_the_Street

bence korkmamalısın…
               karanlığı bir imge olarak kullanmak insanoğluna özgü olduğu gibi, karanlık korkusu da insana özgüdür.
  çünkü insan yarattığı kötülükleri kendi gözleriyle görememekten korkar ve bu olanağı tanıyan en verimli ortam karanlıktır.
            aslında renksizlik olan siyah öyle bir renktir ki, tüm karanlığı, nefretleri, her türlü kötülüğü içine alır;
     işte bu yüzden karanlığın rengi siyahtır.
                  …ve siyah saklar tüm iyi ve güzel duyguların zıtlıklarını.
                             bu yüzdendir ki benim rengim SİYAHTIR… 

Konuk Yazar: Pınar

posted under Konuk Yazar | 2 Yorum »
« Older EntriesNewer Entries »



Kısmet: Sıkıldım… (12/03/2006)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...