Ocak24

Gecenin tam ortasına doğru akıp gidiyor zaman. Elime almaya çalıştığım kumdan heykellerim gibi parmaklarımın arasından süzülüp gidiyor. Soğuk pencereme vuran iri yağmur taneleri düzensiz bir senfoni oluşturuyor. Onlara eşlik ediyorum dilimin ucuyla. Usulca bir müzik açıyorum. Keman senfonisi, Farit Faryad caliyor. Bu bir ağıt olmali diye düşünüyorum. Keman ağlıyor, gözyaşları cama vuruyor. Silmek istiyorum gözyaşlarını, silemiyorum. Elimin izi kaliyor penceremde. Anlıyorum ki içeride kalmışım sevdiğimin gözyaşlarını silemeden.
Gecenin tam ortasına doğru akıp gidiyor zaman. Pes ediyorum ve uyuyorum sonra. Bir rüya görüyorum. Kırmızı pelerinli bir güzel, yalnızca masmavi iki çift göz. Deniz mavisi gözlerinde kendimi görüyorum. Hırçın dalgalarla boğusuyorum gözlerinde. Elimi uzatıyorum, yakalayamıyorum. Hiç konusmuyor benimle. Arkasını dönüp gidiyor ağır adımlarla. Ben de gitmek istiyorum fakat önce soğuk bir nesne yalıyor yüzümü, sonra sıcacık bir esinti başımdan aşağıya. Gözlerimi açıyorum. Kirik bir ayna ve kanayan yaralarım. Anlıyorum ki dışarıda kalmışım giden sevgilinin binlerce aksinde.
Hayat nasil diye soruyorlar. Cok dusundum. Hayatimin nasil oldugunu bilmiyorum ama nasil hissettigimi sanirim artik biliyorum. Ne iceride kalabildim bir cift gozyasi icin ne de disariya cikabildim bir cift goz icin. İşte bu benim yaşamım.
Konuk Yazar: Sailor
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Nisan22

Sevgili C.
Seni nereden tanıdığımın cevabını bulmasaydım, bu kalemi elime alma cesaretini de bulamayacaktım. Yazmak pek âdetim değildir; bilmem hatırlar mısın? Seninki gibi insanların birbirlerini tanıdıkları, birbirlerinin hatırlarını sordukları sımsıcak bir mahalle de büyümedim. Benim büyüdüğüm yerlerde karşı komşusuyla bile selamlaşmayan, zoraki bir merhaba diyen insanlar yaşardı. Benim yaşadığım yerlerde insanlar hep koştururlardı; kaldırımlar kalabalık, trafik sıkışık olurdu. Belki de bu yüzden çıktım bu yolculuğa, durup biraz nefes almak için, yaşadığımı anlamak için. Hayatımın en önemli gecesinde “üzgünüm T. Bunu yapamayacağımı geç de olsa anladım” diye bir not bırakarak ortadan kaybolup ansızın kaçmam bu şehre ve çevreme geç kalmış bir meydan okuyuştu.
Ne var ki, o akşam otobüslerde yer yoktu. Sonra ne olduysa bir bilet iptal edildi. Bir an evvel bu şehirden uzaklaşmanın derdi içerisindeydim ve kesinlikle o bilete taliptim. Otobüse bindim, yanına geldim ve bana gülümsedin. Yaz akşamlarında çıkan serin bir rüzgâr gibiydin; güneşten kavrulmuş günün sonunda geceyi ferahlatan. Yolculuk boyunca sana olan yakınlığımın nedenini çıkaramadım, ta ki dün geceye kadar, o rüyayı görene kadar…
Koşuyordum, sürekli koşuyordum; önümden evler, arabalar, şehirler, yollar geçiyordu. Annemle babam gitgide gençleşiyordu. Bense çocukluğuma doğru koşuyordum. Derken sesin çınladı kulaklarımda.
O sevimli tatil köyündeydim uyandığımda. O sendin, evet o sendin! Yıllar öncesinde ailece gittiğimiz yaz tatilinde tanıştığım, tatil sonunda bana deniz kabuklarından yapılmış bilekliği hediye eden çocuk! O tatil dönüşende bana bir kartpostal göndermiştin sizin oraları gösteren ve mahallenden bahsetmiştin bana masal gibi gelen. O bilekliği ve kartı hala sakladığımı biliyor musun? Üstelik bunu ne zamandır benim bile unuttuğumu… Hayatımın en tatlı, en masum anılarına sürükledin beni. Bilmem hatırlar mısın şimdi? Başka herkesin yanında her şey olabilirdim ama senin yanında sevimli, utangaç, küçük bir kız çocuğuydum sadece…
Sevgilerimle,
A.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Konuk Yazar: A.