Yeni…

Gecen seneye girerken yeni yıla dair beklentilerim çok degildi. Hatta hatırlarsanız 2010′un son yazısında ne kadar yorgun oldugumdan ve 12 Subat’ı atlatmaktan söz ediyordum. Gelin görün ki sükürler olsun 2011 çok güzel geçti. Kotu seyler olmadı degil, oldu elbette. Lakin, güzellikler agir bastı gecen sene. Sukur!
Bu seneye girerken gecen senenin çıtayı yükseltmis olmasından midir bilinmez, her ne kadar kendimce yeni hedefler koysam da bir eksiklik hissettim. Güzel bir seneyi ugurlamanin hüznüyle karisik bir duyguydu adını tam koyamadigim. Sonra sunlari sordum kendi kendime. Yeni yıl dedigimiz ne ki? Hatta yıl ne demek ki? Hersey sadece bugün, su andan ibaret degil mi? Yeni yılın ilk gününün diger günlerden ne farkı var ki? Acılar hala acı, mutluluklar hala pür nese degil mi? Dünden bugüne degisen ne oldu ki aslında?
Ihsan yeniyle herseyin daha da güzel olacagina inanıyor. Bu yüzden defterde hep yeni sayfalara basliyoruz, yepyeni sayfalar acıyoruz kotu günlerden sonra. Bütün bunları dusunurken aslında unuttugumuz birsey var. Her gün aslında yeni yılın ilk günü kadar yeni. Bu, sizin hangi takvime baktiginizla ilgili sadece. Gecen gün söz verdim kendime. Esime de söyledim, olur da unutursam diye. Artık her sabah uyanınca kendime soyle soyleyecegim: Sukurler olsun! Bugün yeni ve güzel bir gün ve çok da güzel geçecek!


