Mart22
Dünyayı sözcüklerle tutsak ettik.
Cehenneme Övgü, Gündüz Vassaf, S.41
"İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır" demiş atalarımız. Atamızın söylediği her sözde olduğu gibi bunu da söylerken eminim bir bildiği vardı. Lakin, atalarımız bunu bizim için söylememiş. Biz seninle konuşmadan da anlaşabiliyoruz. Senin sessiz duruşun, gözlerini kırpışındaki yavaşlık, ellerimi tutuşundaki soğukluk, kalbinin atışındaki hız, sözlerini söylerkenki heyecanın, yüzündeki gamzenin derinliği bana söylediğin bütün sözlerden çok daha fazlasını anlatıyor. Mimiklerin tüm kitaplarda yazılanlardan daha fazlasını öğretiyor şu küçücük kalbime.
Her ikimizin de biribirimizi bu kadar iyi anlıyor olması aramızdaki bağın gizemini alıp götürür, sonra da kuru bir dal parçasından bir farkı kalmaz diye korkma sakın. Çünkü, o kadar derin bakıyorsun ki bazen, çıkarabildiğim tek anlam gözlerinin güzelliği oluyor. Ve o kadar sessiz kalıyorsun ki bazen, dünyamdaki bütün sesler kayboluveriyor.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Mart18
It is always important to know when something has reached its end. Closing circles, shutting doors, finishing chapters, it doesn’t matter what we call it; what matters is to leave in the past those moments in life that are over.
The Zahir, Paulo Coelho, S.173

Soruyorsun ya bana hep “ne düşünüyorsun?” diye, hiçbirşey düşünemiyorum gözlerine bakarken. Yıllardır inanmak istediğimi artık yanıbaşımda görünce ne düşüneceğimi bilemiyorum şaşkınlıktan. Ve hayret ediyorum kendime artık inanmadığımı farkedince bu ana. Biz hep geç kalmışız zamana ve hep kaybetmişiz zamanla. Öyle bir noktada bulmuşuz ki birbirimizi, zaman bizi bize acı vermek için seçmiş sanki. Rüzgarın savurduğu yapraklar gibi akıp gitmek istesem de seninle o serseri zamanın içinde, yıllardır ayrı tuttuğu için bizi direnmek istiyorum o rüzgara sırf inadımdan. Belki böyle alırım intikamımı diye geçiriyorum içimden. Lakin her geçen an aleyhimize yine ve geçmiş hiç lehimize olmadı ikimiz için de. ‘Unutmak zamanı’ geldi de geçiyor belki de.
Mart15
Bulabildiğim tek açıklama, nasıl ki gerçek olaylar unutulabiliyorsa, asla olmamış olanların da sanki olmuşçasına anıların içinde yer alabildikleri biçimindeydi.
Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel G. Marquez, S.61
Yaşayamadıklarımızdan pişman olmaktansa yaşadıklarımızdan pişman olmak en güzeli değil mi? Öyle. Şu an böyle düşünsem ve yaşasam da çocukluğumdan beri bunun tersi öğretildi bana. Ben en çok da seninle yaşamadıklarımızdan pişman oldum. Pişman olmak da demeyelim. En çok seninle gitmek istediğim mekanlarda yalnız, seninle gördüğüm manzarada tek bir çift göz, güldüklerimde ancak aynadakiyle iki kişi olduğumda kendimi eksik hissettim.
Aslında bütün bunların hiçbiri olmadı. Ne ben yalnız gittim bilmediğimiz yerlere, ne de yalnız uzandım sevdiğin çiçeklerin arasına. Hep sen vardın anılarda ve aslında hiç yoktun hayallerimizde…