sikiş
Hayal | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Tatil…

Temmuz23

tatil

Tatile giden herkesi çok kıskanıyorum ve ben de tatile gitmek istiyorum. Her haftasonum boş olsun ve tatil yapayım istiyorum. Böyle bir yarışma vardı geçenlerde ETS’nin, üstüne bir de para veriyorlardı. Gel gör ki katılmak da zahmetliydi. Ben zahmet etmeyeyim ama tatil yapayım, üstüne bir de para versinler istiyorum.

posted under Hayal | 6 Yorum »

Kedi…

Mart25

kedi

Akşam olup da nadasa çektiğinde şehrin hayatı kendini, yaz zamanında esen tatlı bir rüzgar gibi sokuluyorsun yanıma. Usul usul gelişlerin. İlkbaharın cilveli, taze ağaç yaprakları kadar narin, sonbaharda sararıp dökülenler kadar güz. Önce uykulu gözlerin görünüyor uzaktan, sonra güzel, masum yüzün. Gözlerime bakıp mahzun bir edayla başını göğsüme koyuyorsun . Hani olur da huzurun bozulur diye, kıpırdamadan bekliyorum. Ellerimi saçlarına götürüp yavaşça okşuyorum. Biliyorum ki bütün günün yorgunluğu geçti şu an. Sadece seninki değil elbet. Sobanın yanında huzuru bulmuş bir kedi kadar huzurlusun. Dudaklarından sözler dökülüyor, sen bile duymuyorsun. Masum, mırıl mırıl, mışıl mışıl uyuyorsun yanımda, bense seni dinliyorum derin uykunda.

Teknomektup…

Ekim27

66.jpg

Eskiden mektuplar vardı ya uzaktakilere yazılan, o günlerdeki o saf duyguyu özlüyorum çoğu zaman. İçimden ne zaman bir mektup yazmak gelse, işi tembelliğe vurup elimi telefona uzatıyorum artık. Heyhat! ne kötü şey değil mi şu teknoloji! Uzakları yakın ederken hergün daha da uzatıyor aradaki mesafei. Bu teknoloji denen insanın düşünceleri ve duyguları arasındaki çelişkiye çok benziyor, ne yapsan olmuyor. Diğer taraftan sen bu mektubu sabah aldığında mutlu olacağın ve -umarım- gününü artık mutlu geçireceğin için seviyorum da işte onu.Bunca lafı teknoloji üzerine konuşmak için etmedim. Bütün günümü betondan yapılmış bir binada harcarken ve çıktığımda insanlar çok uyumuşken dışarıda yağan yağmurun tadını bir fincan kahvenin etrafında dönecek bir sohbetle ısıtamadığım için hayıflanıyorum bu aralar. bilirsin benihuysuzluk yapmak için hep bir bahanem vardır. Değişen birşey yok anlayacağın. Kötüye gitmesindense değişen birşeylerin olmaması, aynı kalması da güzel. Mesela birini hep ilk günkü gibi seviyor olmak güzel olmaz mıydı? Ya da seviliyor olmak? Bebekler hep aynı sevimliliğinde kalsa, bir şarkı hep aynı tadı bıraksa ruhunda eskimese hiç? Güzel olmaz mıydı? Kim bilir, belki olmazdı.

« Older Entries



Kısmet: Sudan Çıkmış Balık Durumu… (19/05/2006)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...