Para…

Küçükken TRT 1′de izlediğim pazar sinemalarında kovboylar sürekli paranın peşinde koşardı. Onların paraya ulaşmayaı çalışırken yaşadıkları maceraları izlemekten büyük keyif alırdım, hala da alıyorum. Sinema endüstrisi bir yana bırakalım, gerçek hayat filmlerden daha beter. İnsan ırkı olarak paraya o kadar odaklı yaşıyoruz ki bazen para mı benim ben mi paraya aitim şaşıyorum. Bütün ihtiyaçlarımız onun sayesinde dönüyor e onun gönlünü almak için elimizden geldiğince çok çalışıyoruz. Bazıları çalışmadan onun gönlünü, geçmişin hatrına kazanmış olsa da, bazıları gönlünü çalmak için binbir düzenbazlıklar yapsa da hepimizin onun için çabalıyoruz, onu kazanmak istiyoruz. Anlaşılan o ki onu Lidyalı büyüklerimiz bulmuş ve ona dünyanın sonuna kadar sürecek bir hükümdarlık bırakmışlar. Bir babanın evladına bırakabileceği en büyük miras cinsinden. Benim bu sıralar aklımı kurcalayan bu hükümdarlıkta yönetim şekli nedir? Bir seçim hakkım var mıdır?


