Şubat22

Havaalanına geleli 1 saati geçti. Uçak 25 dk rötar yapmış. Olsun, daha kötülerini de gördüm. İçeri girer girmez bir ekran karşıladı. İki uçuş var ekranda, biri benimkisi diğeri yarın sabahki. Günde 2 uçuş yapılıyor bu havalanından. onra içeri girdim. 20 check-in noktasından açık olan ilk üçünden birine sıraya girdim diyeceğim ama sıra da denemez aslında. Check -inimi yaptırdım ve beklemeye başladım.
Her zaman bu kadar az olsa beklemek için kaybettiğimiz zaman ne akdar güzel olurdu. Mesela istanbulda koşturmasak ucunu tutamadığımız iplerin peşinden ve saatlerce kalmasak keşmekeş bir trafiğin ortasında. Sevdiklerimize ve kendimize daha fazla vakit ayrabilsek mesela. güzel olmaz mıydı?
Bir de bu her yerden bağlanabilme durumu yok mu, inanılmaz! Biz çocukken yoktu böyle şeyler! Hadi iyi yolculuklar bana!
Ekim6

Her şey. Hiç birşey. Her şey… Sadece bir nokta kadar uzaklar birbirlerine…
Çok değil 6 ay bile olmadı daha gideli. Geri dönüp değişenlere bakınca çok zaman geçmiş gibi geliyor. Olanı biteni tek tek anlatmak zaman alır. İyisi mi bir film şeridi gibi geçip gitsin gözlerimizin önünden. Zamanı ölçen akreple yelkovan en hızlı turlarını yapsın eskiyen saatlerde. Eskiyenlerin yerine yeniler gelsin. Yeni konular, yeni filmler, yeni sorunlar, yeni albümler, yeni hüzünler, yeni sevinçler, yeni kitaplar, yeni kararlar, eski dostlar… Zaman hızla akıp gitsin geçmişte olduğu gibi…
“Başına ne gelirse gelsin, karamsarlığa kapılma. Bütün kapılar kapansa bile, sonunda O sana kimsenin bilmediği bir patika açar. Sen şu anda göremesen de, dar geçitler arasında nice cennet bahçeleri var: Şükret! İstediğini elde edince şükretmek kolaydır. İş, dileği gerçekleşmediğinde de şükredebilmektir.”
Vuslat yakındır Yaradan müsade ederse. Nur içinde yat faruk…