sikiş
Biçare (II)… | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Biçare (II)…

Ekim23

bicare

Dün gece sessizce ayrıldık biz seninle,
Ayrı dünyalarımızda, farkında değiliz sadece.
Öyle dönüyordu ki dünya kendi etrafımızda,
Sandık ki bize olmaz hiç bir zaman gece…

Haklıydın, evet haklıydın haykırırken dünyaya,
Olmazdı bu, görünüyordu ayrılık ufukta.
Ben de haklıydım yağmur yağarken sokakta
Hiç ısıtmamalıydın beni, o kalabalık kaldırımda…

Boşver…

Gittiğimiz düz bir yoldu, yapraklar dökülürken.
Sonbahar o gün çoktan gelmişti, biz ilkini yaşarken.
Zaman geçmek bilmiyor düşünürken şimdi o günleri,
Sen gel de, o yolda düştüğüm yerden kaldır beni…

aylak adam

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Kategori:Şiir
23 Ekim 2008 (Perşembe) tarihinde, saatler 21:25'i gösterirken Şiir kategorisi altında yazılmış ve 909 kez görüntülendi. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
6 Yorum -

“Biçare (II)…”

  1. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:32'de rain demiş ki:

    şuan şarkı’yı dinliyorum çok güzel, melodisini dinledikçe içim ısınıyor. sen bizim için seçtin şarkını, ben de sana seçiyorum “yeni türkü, maskeli balo” şiir’in de şarkıyı tamamlamış, son dörtlük daha da güzel. neyse iyigeceler aylak adam.

  2. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:32'de kuzey demiş ki:

    görünen o ki için suskun dışarıya.olur böyle hepimize oluyor.peki dinleyebilirsin ama.uzman değilim ahkam kesmeyide sevmem öğrendiğim bende işe yarayan bi şeyi aktarabilirim en fazla.aslında bilmek değilde hissetmek hissetmek içinde başına gelmesi yaşaman gerek.bu seyahatimden dönüşte ben büyük bi şehirde üzerime ne kadar olumsuz şey yağdığını farkettim.sokağa çıkıyorsun trafik.asık yüzlü insanlar belki bizde öyleyiz.köşeyi dönüyorsun çöpü karıştıran bi çocuk.karşıya geçiyorsun bi ambulans yanından geçiyor.oysa küçük bi sahil kasabasında bunların hiç biri yok.herkesin derdi kendine büyük derler.yola çıkmadan otuz yaşında gencecik kocasını kalp krizinden kaybetmiş bi kadın tanıdım.kucağında altı aylık bebeğiyle.bebeği şimdi dört yaşında.konuştuk dedi ki zordu ama hep inandım iyi olacağıma.kendime acımadım kimsenin acımasınada izin vermedim.hayat dedim.sonra aslan gibi doktor oğlunu sırf memleketine hizmet için yurt dışından dönüp doğuda görev yapan oğlunu otuz beş yaşında kaybetmiş bi anneyle konuştum.ve bu arada başka hikayelerde var.demek istediğim şu hepimizin kendince kayıpları var.her kaybın bi yas süresi var.yasını tut aylak adam ama acıdan beslenme.acını görmezden gelme.ama abartmada.hiç bir kadın ya da erkeğin yokluğu hayata hakkını vermeden yaşamaya değmez.sahip olduklarına bak olmadıklarına değil.keşke erken yaşta sevdiğimiz insanla beraber bi ömrü paylaşacak kadar şanslıda olsak.ama her zaman yüzde yüz memnuniyette yoktur.yani toz pembe bi mutluluk yok.o kişiyi bulsan bile bunu sana o veremez.kendi içinde o mutluluğu yakalamk zor değil.başıma kötü bi şey gelmek üzereydi belki hala da bu olabilir.ben bunu o an anladım.beni mutlu etmeyen üstelik mutsuz eden hiç bi şeyin içimde olmaya hakkı yok.sevmek bu değil aylak adam.yanılgıyı kabul etmek lazım.gerçeği görmek.dostluklarıyla çok güzel insanlar var.böyle insanlara yakın olmak lazım.ve bizleri ne şekilde olursa olsun üzen insanların içimizi işgal etmelerine izin vermemek.yaşanan yaşanmıştır.ona minnet duyacaksın ama olmuyorsa teşekkür edip verdiği şeyler için yoluna devam edeceksin.her sabah yatağından kalkıyorsun.gözlerin görüyor duyabiliyorsun.sağlığının yerinde olması en büyük zenginlik bu laf değil.başına gelince anlamamak lazım.kıymetini bilmek lazım.çıkarsın caddeye bi kadına laf atarsın.belki sana kızar belki kızmaz ama bunu yapacak sağlığın yerinde.yani aşka yolun var.o yüzden şu yas dönemini kafanda hallet saçmalama beni kızdırma oraya getirtme:P :)

  3. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:32'de beenmaya demiş ki:

    düştükçe öğreniyoruz ya hayatı…

  4. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:32'de rain demiş ki:

    üç atlı,inecik köyüne girdiler;önde jandarma onbaşısı,arkadaki atlarda iki jandarma eri.iki jandarma gülüşüp konuşuyorlardı ama,onbaşının suratı asıktı.sıska bir çocuk kahveye koştu – gumandan geliyo,gumandan geliyo!..diye bağırdı.kahvede oturanlar konuşmalarını kestiler. başlarını kapıya çevirip öylece durdular. jandarmalar atlarını bağlayıp,üçüde kahveye girdi.içerdekilerde hiç bir davranış olmadı. yanlız kahveci iki adım ileriye yürürüp – buyur onbaşım!dedi. komutan ona değil,iskemlelerde oturanlara baktı,teker teker süzdü. -isyan mı?diye bağırdı. ses çıkmadı. onbaşı bir daha gürledi -isyan mı ediyonuz? bir ses duyuldu -estağfurullah… buyur onbaşım,hele otur… onbaşı gösterilen yere otururken,hem de -oturmam dedi,ağnatın,işin aslı ne? muhtar ocakçıya -gomutanlara teze çay pişir,dedi.onbaşı birdaha sordu – isyan mı? -töbe,o nasıl laf onbaşım? -isyan değel de niden benı garşılamadınız?her bi vakit köyünüze gelişimde böyle mi olurdu?dimek isyan? -yok vallaha… ocakçı onbaşıya çayı uzattı.onbaşı bardağı alıp bir yudum içti,sonra da -çayınızı da,bişiyinizi de içmem,dedi,ilkin sizden hesap soracağam muhtar! -buyur! -ben sana tilifon itmedim mi? -ittin onbaşım. -ben sana demokrasinin emrini bildirmedim mi? -bildirdin onbaşım. -ben sana şu candarmaynan haber iletmedim mi? -ilettin onbaşım. – pekiy ilettim de sen naptın?ne demiye garşılama törenine gelmiyonuz?hı? ben size yüz yayan,gırk da atlıynan garşılama meydanına geleceğeni,orada,”yaşasın demekrasi!”deyi bağıracanız,gelirkene gurban itmeğe bi düveynen iki de goç getireceniz deyi haber itmedim mi?her bi köy,”başüstüne!”didi de siz neden gelmiyonuz? -onbaşı,bi düve değel,beş düve virelim,iki dene goç değel,yimi goç virelim,hepsi demokrasiye gurban gitsin.velakin,biz garşılama meydanına gelmeğiz…süreynen davar gönderelim,hepisi gurban ossun.aman onbaşı,bizi garşılama meydanına çağırma… “devamını yarına yazarım artık, çok geç oldu aylak adam,biraz gülmen içindi ama yoruldum uyumam gerek.

  5. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:33'de rain demiş ki:

    -DEVAMI: -demek siz demokrasiye isyan ediyonuz? -töbe…bizim demokrasiye bi sözümüz yok.emme o garşılama meydanına gitmeyiz. -yahu muhtar,biz seni bunun için mi cenderme guvvetiynen bu köye muhtar seçtirdik.garşılama meydanına gitmeyincek,demokrasiye uymak mı olur?he mi höriyete bi sözümüz yok diyonuz,hemi de,”yaşasın,”deyi bağırmayız diyonuz. -yok,bağırmayız dimedik.yalanın yok,yanlışın var onbaşı.biz bağıralım,”yaşasın!”deyi bağıralım.velakin koyden,burdan bağırırız.garşılama meydanına gitmeyiz.burdan bağıralım, çağıralım, yiri goğü birbirine katalım.emme o garşılama meydanına ı-ıh.. muhtar onbaşıya sigara paketini uzattı.onbaşı bir sigara alıp uzatılan ateşten yakarken, -içmem,dedi,daha sizin cigaranızı da içmem.de bana muhtar,niden garşılama meydanına gitmiyonuz? -ağnatayım,dedi,diğne hey onbaşım.şimdiyecek garşılama meydanına gelin didin da gelmedik mi?geldik.her bi sefer goştuk geldik.sen yüz yaya isterim,didin,biz ebesini,bebesini yola düzdük,iki yüz yaya geldik.sen,bi dene gurban goçu,didin,biz iki öküz gönderdik.emma,gayrı yok.bak diğne!bıldır tilifon ittin,garşılama meydanına gelin,didin. hep döküldük yola.goştuk geldik.meydan insandan geçilmez.biri çıktı orıya:o söyledi,biz el çırptık.deriken üzerimize pulis yürüdü.memlekette nirde pulis varsa hepsini orıya toplamışlar.pulisler bize bi girişti.bizi zopadan gırdı geçirdi.ben yere yıkıldım. alagozün ibraam da yerde inniyo. Alagöz, -aman mıhtar,bu ne iş?deyi sordu. Ben de, -aman ipraam,bilemedik.biz koyden garşılama meydanına gelisiye,her hal partiler denişti,başka bi parti hökümete geçti…didim. dayağı yiyip pestil gibi serilenden sonra işi ağnadık. o konuşan bizim partiden değelmiş.biz yanışılığınan garşı partili bi elin herüfünü,”yaşa!”deyi alkışlamışız. Harp dönüşü gibi,topal,yaralı koye döndük. herkeş döşeklere serildi.Haftasına sen gene,”garşılama var,goşun,böyüklerden biri geliyo. Tomofilini barnaklarınızın ucunda havaya kaldıracaksınız,”deyitilifon ettin.bizde yediden yetmişe goştuk.Meydanda tomofilleri görünce bi giriştik .demeğe galmadı,garşıdan itfayinin goca gamyonları goşup geldi.itfayi hortomoynan bizi bi eyi ıslattılar.hemde ne ıslatma.oraları batak oldu.az kala boğuluyodum.bizim düvenek hüsiyin,hemi hortumun altında ıslanıyo,hemi de el çırpıp,”yaşaa”deyi bağırıyo. Bana da, -Aman mıhtar emmi,sen de bağır .besbelli az bağırdık deyi gızdılar,bizi ondan kelli ıslatıyolar…diyo. -yahu, ondan değel…el çırpmaynan,bağırma yetmiyo.suynan şenlik gösteriyolar.şehere su geldi ya. Bizi hep suya boğdular…sudan zor gaçıştık.bi de öğrendik,biz gine yağnış yapmışız.bizim partinin böyüğünün tomofili deyi,başka partiden birinin tomofilini havaya galdırmışız .sırıl sıklam koye döndük.ben öyle ıslanmışım,onbeş gün gurulanamadım. sonra onbaşım,sen gene,devrisi hafta tilifon ittin.garşılama meydanına toplanın,didin.bu sefer,köylü “I-ıh,gitmeyiz!”didi.ben de onlara -ulan,bi dayaktan,bi ıslanmadan ne çıkar?eski idare zamanında heç dayak yemediniz mi?hiç değelse şincik,kendi partimizden dayak yiyoz.köylüyü toplayıp garşılama meydanına geldik.daha orada heç kimseyi gormeden,heç bi nutuk dinemeden pulisi,cendermesi üstümüze yürüdü .cipler bizi altına aldı,copler ensemize indi.Allah allah!..yahu,bu ne dimeye kalmadı hızır gibi itfayinin hortumları yitişti.bizi suya boğdu.sırılsıklam olduk.Deriken onbaşım,bumbalar partalamaya başladı.meğerlim,biz gene yağnış bi iş yapmışız ya ne yaptığımızı ağnayamadık. o bumbalar gözyaşı bumbasıymış.hep ağlamaya başladık.Recep,bakıp bakıp hemi gülüyo,hemi ağlıyo…bumbalar pıtır pıtır patlar,hortumlardan sular boşanır,cipler fır fır döner,coplar gum gum iner,bizim koylü beri yandan,”yaşasın demokrasi!…deyi bağırır. Ben gayrı, – yahu,bağırmayın,sesinizikesin!..belkim idare denişti…didim.Oradan kaçıştık.koye geldik.gözyaşı bumbaları bizi bitirmiş.günlerce hepimizin iki gözü iki çeşme. Ondan kelli,aman onbaşım,ocağına düştük ,bizi garşılama meydanına çağırma!gelmeyiz.ne istersen yapalım ,gurban gönderelim,bu koyden sabah akşam,”yaşasın!”deyi bağırıp,el çırpıp,yeri göğü inletelim.ama garşılama meydanına gelmeyiz onbaşım!…
    yazarımız aziz nesin
    köyden indim şehire kitabından.

  6. Takvimler Kasım 21st, 2008'i gösterirken, saat 23:34'de nur demiş ki:

    madem burda şarkı tavsiyesi yapılıo
    başlıkla da alakadar bende sizlere taksim trio’dan biçareyi dinlemenizi tavsiye editorum.
    biçare…

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 



Kısmet: Kar… (19/01/2010)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...