Bahar Yorgunluğu…

Evlendikten sonra rahatlarız diye düşünmüştük. Hani o koşuşturmaca biter, elimize iki fincan kahve alıp evimizin balkonundan bahçedeki palmiyeyi, yağan karı izleriz, bahar gelince ağaçtaki kuşların cıvıl cıvıl sesini dinleriz diye düşünmüştük. Yok öyle olmadı. Ne kar yağdı İstanbul’a, ne kuşlar kondu ağaçlara. Onlar bir yana biz hiç oturamadık o balkonda. Her hafta yeni bir yerlere yelken açtık; akrep önden, yelkovan arkadan, biz de onların arkasından koşuşturduk zaman denilen sokakta. Yorulduk sevdiklerimizle birlikte; henüz soluklanmadık hep sevdiklerimizle kalalım diye. Geçen hafta sonu da İzmir’deydik, ve baharı göremeden yazın geldiğini anladık.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
7 Haziran 2011 (Salı) tarihinde, saatler 17:39'i gösterirken Anı, Hayat kategorisi altında yazılmış ve 1.120 kez görüntülendi. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
Hayat işte bu demek değil mi zaten, akrep önde yelkovan arkada. Bir koşuşturmaca, bir muamma…
Yoksa galibini bildiğimiz yarışın sonucunu değiştirmek mi niyetimiz? Yoksa bu yarış kendimizle mi? İnsan kendisini yenebilir mi? Kendi yenilgisine sevinecek kadar saçma bir paradoks mu hayat?
Sen takma bunları kafana aylak…Sen yalnızca sevdiğine sarıl. Hayat bu demek değil mi zaten, akrep önde yelkovan arkada; sen bir elinle sevdiğinin elini diğeri ile de yelkovanı yakala…
hayat beklediğimiz gibi gitmiyor işte, o anlamda sorun yaşıyoruz. keşke herşey istediğimiz gibi gidebilse.
bazen en güzeli anı yaşadığımız hayat gibi geliyor, bazen de planlı programlı bir hayat en güzeli diye düşünüyorum.
Anı yaşayabilen gülümsesin o halde..
Çünkü anı sadece kendi içinde hayallerle yaşayan bir nefesli var dünyada…