Amadeus…
“Dünyanın bütün sıradan insanları, hepinizi affediyorum”
Amadeus
Amadeus’a gittim geçen haftalarda. Oyunun dekor ve sahne tasarımının mükemmelliği bir tarafa oyuncuların performansları son derece iyiydi. 135 dakikalık oyunun son 15 dakikası beni en çok etkileyen kısmıydı.
Piyanosuna giderken yanında yakılan mumları, seyircilerin o coşku dolu alkışlarını arayan Mozart’ın ruh hali ve içinde düştüğü buhran derinden etkiledi beni. Önce kitaplarını “Dünya Klasikleri” arasına koyduğumuz yazarların ve şairlerin hayatlarına gitti aklım. Şimdiye kadar hiçbir büyük şair ve yazar bilmedim ki hayatları sıkıntılarla geçmemiş olsun. Herbirinin hayatında güzel olan anlardan daha çok buhranları olmuş. Hep bir sorun olmuş hayatlarında. Ya aileleri, ya çevreleri ya da içindeki yaşadıkları zaman dilimi. Küçüklükleri ya annesiz, ya babasız, ya parasız… Sayısız zorluklarla geçmiş. Binbir türlü zorlukta sıyrılıp kendilerine sıkı birer hayat felsefesi seçmiş her biri ve yazmaya vermişler kendilerini. Hangi birini sayayım ki şimdi; Tolkien, Lev Tolstoy, Dostoyevski, Van Gogh, Necip Fazıl, Tevfik Fikret… Her biri içinde bulundukları toplumlara ışık tutmuş, onlara daha iyiye gitmelerinde ön ayak olmuşlar. Bütün kötü dönemleri atlatıp parlak dönemlerine geldiklerinde kimi yolunu şaşırıp etrafa savurmuş, kimi ‘daha değil’ diyip daha da öteye götürmüş kendini. Herkes başka başka yollar seçmiş kendine.
Mozart’ın içine düştüğü durumu düşündüm uzunca. Kimseyi şaşırtmamalı şan, şöhret, para. Onu veren almasını da biliyor elbet. Faruk Nafız’ın duvarlarına çizik atılan hanları gibi dünya, bir varız bir yokuz burada.
İstiklal Caddesi’nde bunları düşünüp yürürken tiz bir ses geldi kulağıma: “Hayallerinize ulaşmanın en kolay yolu: Milli Piyango”
Not: eğer gitmek isterseniz, ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilir, hatta biletinizi satın alabilirsiniz.

Şairleri ve yazarları doğuran acılardır demişler.Onca yaşanmışlık olmasa hayatlarında nasıl tesir ederlerdi her birimize?Okuduğumuzda onları hepimiz bizden birşeyler buluruz, belki de onlar hepimizin acılarınının toplamını tecrübe etmişlerdir.
bu yazıyı yazarken senin bana ettiğin dua ya da beddua geldi :) hani “kaleminden acı eksik olmasın” dediğin dua. acılar olgunlaştırıyor hepimizi, hüzünlerle buluyoruz insanî duyguları içimizde.
Sence de güzel bir dua değil mi? :)
ben biliyorum senin niçin bu kadar güzel bir dua ettiğini, o yüzden güzel bir dua belli ki.