Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Teknomektup…

Ekim27

teknokent

Eskiden mektuplar vardı ya uzaktakilere yazılan, o günlerdeki o saf duyguyu özlüyorum çoğu zaman. İçimden ne zaman bir mektup yazmak gelse, işi tembelliğe vurup elimi telefona uzatıyorum artık. Heyhat! ne kötü şey değil mi şu teknoloji! Uzakları yakın ederken hergün daha da uzatıyor aradaki mesafei. Bu teknoloji denen insanın düşünceleri ve duyguları arasındaki çelişkiye çok benziyor, ne yapsan olmuyor. Diğer taraftan sen bu mektubu sabah aldığında mutlu olacağın ve -umarım- gününü artık mutlu geçireceğin için seviyorum da işte onu.Bunca lafı teknoloji üzerine konuşmak için etmedim. Bütün günümü betondan yapılmış bir binada harcarken ve çıktığımda insanlar çok uyumuşken dışarıda yağan yağmurun tadını bir fincan kahvenin etrafında dönecek bir sohbetle ısıtamadığım için hayıflanıyorum bu aralar. bilirsin benihuysuzluk yapmak için hep bir bahanem vardır. Değişen birşey yok anlayacağın. Kötüye gitmesindense değişen birşeylerin olmaması, aynı kalması da güzel. Mesela birini hep ilk günkü gibi seviyor olmak güzel olmaz mıydı? Ya da seviliyor olmak? Bebekler hep aynı sevimliliğinde kalsa, bir şarkı hep aynı tadı bıraksa ruhunda eskimese hiç? Güzel olmaz mıydı? Kim bilir, belki olmazdı.

  • email
  • Print
  • PDF
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Live
  • Technorati
27 Ekim 2009 (Salı) tarihinde, saatler 16:15'i gösterirken Halet-i Ruhiye, Hayal, Hayat kategorisi altında yazılmış ve 316 views. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
3 Yorum -

“Teknomektup…”

  1. Takvimler Kasım 24th, 2009'i gösterirken, saat 16:07'de aylak adam demiş ki:

    teknoloji geliştikçe malesef eskisi gibi masum olmuyor herşey, dediğin gibi zahmet edip hiçkimse bir başkasına birşeyler karalamıyor bile. Herşey pc ve cep telefonu ekranlarında eskisi gibi defter aralarında saklanan belkide 10-20 defa en baştan yazılmış 4l emeği göz nuru mektuplar yok artık.

    AŞKÇA

  2. Takvimler Kasım 24th, 2009'i gösterirken, saat 16:08'de aylak adam demiş ki:

    teknoloji nasıl olsa her şeyi ayağımızın altına getiriveriyor.neden bir kağıda bir şeyler karalamakla uğraşalım?telefon var,bilgisayar var.işte karşımızda aradığımız,özlediğimiz,beklediğimiz kişi..işte bu yüzden her şey kolay,bir anda elde edilebilir ve bir o kadar da vazgeçilebilir..günlerce heyecanla beklenen mektuplarımız da yok artık belki de bu yüzden birini ilk günkü kadar sevemiyoruz,sevsek güzel olurdu bence değişen her şeye rağmen..

    AYŞA

  3. Takvimler Kasım 24th, 2009'i gösterirken, saat 16:08'de aylak adam demiş ki:

    Lisedeyken sıra arkadaşımla mektuplaşırdık.:)yanımızda bulunan arkadaşlarımızın varlığından mı yoksa yazarak daha iyi anlattığından mı duygularını, bana ilk mektubu o vermişti sanırım.şimdi düşününce bunun ilk mektubum olmadığını söylemek istiyorum.benim için ilk mektup üni’de sömestr tatili için evlerimize döndüğümüzde postacının getirdiği mektuptu.özenle yazılmıştı ve içinde de ümit yaşar oğuzcan2dan bir şiir vardı.şiiri ,lisedeyken bir arkadaşımın yine elektronik ortamdan gönderdiği şiirlerle sevmiştim ama o mektuplar içinde gelen şiirler farklıydı.gerçekten postacıyı beklemek ve getirdiği zarfı açmak çok farklı br duygu.Daha sonraları tatillerde evimize dönemediğimiz zamanlarda farklı yerlerde okuyan çocukluk arkadaşlarımdan aldığım mektuplar oldu.o kadar heyacanlıydı ki onları okumak okurken bir yandan da onun yazdıklarına cevap yazmak için aklımdan geçen binlerce sözcüğü dizginlemeye ve unutmamaya çalışmak.Çok güzeldi çokkkk.:)

    SEMM

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 

Kısmet: Tatil Dönüşü… (16/08/2008)

Son Sözler...

Havaalanı… - 1 Comment
Evsiz… - 6 Comments
Mimik… - 12 Comments
Kar… - 10 Comments

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...