Eksik…
Bulabildiğim tek açıklama, nasıl ki gerçek olaylar unutulabiliyorsa, asla olmamış olanların da sanki olmuşçasına anıların içinde yer alabildikleri biçimindeydi.Benim Hüzünlü Orospularım, Gabriel G. Marquez, S.61
Yaşayamadıklarımızdan pişman olmaktansa yaşadıklarımızdan pişman olmak en güzeli değil mi? Öyle. Şu an böyle düşünsem ve yaşasam da çocukluğumdan beri bunun tersi öğretildi bana. Ben en çok da seninle yaşamadıklarımızdan pişman oldum. Pişman olmak da demeyelim. En çok seninle gitmek istediğim mekanlarda yalnız, seninle gördüğüm manzarada tek bir çift göz, güldüklerimde ancak aynadakiyle iki kişi olduğumda kendimi eksik hissettim.
Aslında bütün bunların hiçbiri olmadı. Ne ben yalnız gittim bilmediğimiz yerlere, ne de yalnız uzandım sevdiğin çiçeklerin arasına. Hep sen vardın anılarda ve aslında hiç yoktun hayallerimizde…
vals im bashir filminde bu hatıra meselesiyle ilgili bir deney bu yazını destekler nitelikteydi.
Bir grup insana, çocukluklarına ait 10 farklı resim gösterilmiş. 9 tanesi gerçekten çocukluklarına ait, bir tanesi ise gerçek değilmiş ve hiç gitmedikleri bir panayır resmine yapıştırılmış fotoğraflarıymış. %8 i kendisini tanımış. Sahte fotoğrafı gerçek diye anımsamışlar. %20 si hatırlayamamış. Araştırmacılar tekrar sormuşlar. İkinci seferde, diğerleri de hatırladıklarını söylemişler.”Parkta ailemle beraber geçirdiğim çok güzel bir gündü.” demişler. Tamamen sahte bir deneyimi anımsamışlar. Hafıza dinamiktir. Canlıdır. Eğer bazı detaylar kaybolduysa hafıza bu boşlukları hiç olmamış şeylerle doldurur.
ben kafamda hep mutlu sonla bitiryorum valla en güzeli :) ve aylak bu yazdığının tek kelimesini anlayamadım ama olsun naapalım canım her şeyi mi anlıcaz:)
çok özür dileyerek,küçük iskender’in bir sözünü yazmak istiyorum,
“Bulanık boktan bir sudur aşk
insanın kendini görmek için eğildiği.”
yazını okurken,ne bilim nerden geldiyse aklıma bu söz…
özür dilerim yazınla alakası yok,tamamen içten dizeler.
aslında ben büyük aşk’ı, hayatla,yaptığımız işlerle tanımlamayı seviyorum
mesala bir insanın yüzünü güldürebilmek,öyle sıradan espirilerle değil tabi,
zor olanı başarmak vs.bence her insanın idealleri olmalı,okumalı,çalışmalı,
emek etmeli…bir kişiye duyulan aşk içinse bana basit geliyor,tabiki sevmek
sevilmek,güzel duygular bunlar ama geçici duygular.iskenderin sözüyle
ilgisi yok ama ben zaten o sözü okumadan önce aşmıştım bu olayı…
aşk heyecan veren güzel bir duygu,bence başınıza gelen her olayda neşenizi kaybetmeyin.
ya aylak sen aşk üzerine bi yazı yazsana bak konu bu olunca herkesin söyleyecek bi şeyi oluyor yahu rain döktürmüş damlalarını;)
şimdiye kadar ne üzerine yazıyordum ki zate kuzeyim ya :) san baştan mı almak lazım bilemedim şimdi :P
:)) ay sen çok yaşa emi,ya direk aşk üzerine değil de aşkın buhranı üzerine yazıyor gibisin halbuki öyle anlatmalı ki aşkı insan aşık olmak istemeli ona göre yaz bakim okucam not vericem yıldızlı pekiyide verebilirim bak;)
eyvallah en kısa zamanda gelicek o zaman o yazı :) ama kurdela da isterim ben kırmızı olanından, bir de bu aralar herkes bana madalya takacağını söylüyor ama takan olmadı daha, sen de beni kandırmıyorsun dimi :?
pazarlık mı yapıyorsun,ben pazarlık yapmam önce yazıyı görelim;)
İnsan hayatında olmasını istediği eksikliğini hissettiği şeyin hayalini kurmaz mı? mesela gecenlerde deniz kenarında kayalıkların üstünde oturmuş denize taş attığımı ve atarken de yanımda duran,güvendiğim ve içimdekileri paylaşabildiğim insanla konuştuğumu hayal ettim.hiç yaşamadım evet eksikti hayatımda ve olmasını istedim ve hayalini kurdum.