sikiş
2009 Ocak | Aylak Adam... | Sayfa 2

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Not Defteri…

Ocak19

Notebook_by_Derian.jpg

"….Evet, itiraf ediyorum; çok mutsuzum… Her gün sabah gidebileceğim bir işim var ve daha iyisini yapmak için en ufak bir çaba sarfetmiyorum. Çünkü hiç keyif almıyorum. Bütün gün sadece sızlandığımı hissediyorum bazen. Karşımdaki insanları dinlemiyor, sürekli konuşuyorum. Biraz daha sakin olmam ve kendime olan güvenimi abartmamam gerekiyor. Kafama herşeyi takıyorum ve bunlardan kurtulmam gerek. Geçmişi yaşarken geleceği kaçırıyorum sanki…"

Bunları geçenlerde yazmıştım ama unutun hepsini, artık sisten çıkıyorum sanki. Yeni evle başlayan adımlarımı daha kuvvetli atıyorum. Allah yardımcım olsun, bir de varlığınızı eksik etmesin yanımdan.

posted under Not Defteri | 17 Yorum »

Ocak17

hayal

Başlık için kelimeleri bir araya getiremedim, fotoğraf bile çok alakasız, bir müzik de yok aklımda bu duruma uyan. Artık iyiden iyiye uzaklaşıyorum bu yazma işinden. Arada aklıma gelen birkaç notu bir kenara yazsam da iş oturup yazmaya geldiğinde aklımdan uçup gidiyor hepsi. Yazmak istediklerimin içinde dinginlik, bir ruh ve yaşama sevinci; yazdıklarımın içindeyse hep bir hüznünvarlığından mı bilmiyorum. Bu  sebepten birgün yazmayı bırakacağım, onu biliyorum.

Bildiklerim çok gibi görünse de bir nefesten ibaret hepsi. Socrates "Tek bildiğim hiçbirşey bilmediğimdir" derken ne demek istedi daha iyi anlıyorum son zamanlarda. Bazen bildiklerimin ve sizinle paylaşacaklarımın, en az hayallerimle yazdıklarım kadar tükendiğini hissediyorum. Fazla karışıkmış gibi yazmanın da bir alemi yok, herşey yazmak istediklerimi yazamamdan ibaret.

Örnekler çok. "Boş Çerçeve" vardı. Hergün yazmak için başına oturup bir türlü elimin gitmediği, aklımın üretemediği bir yazı olarak kaldı bir kenarda. Bir insanın monoton hayatına ışık tutan çerçevedeki resim vardı aklımda, uçup giden kısa bir mevsimin ardından. Her gidenin arkada bıraktığı tozlu raflar vardı, boş bir çerçeve o raflarda. Kalanın ruh hali; suskun, mutsuz, hüzünlü, bir ışık bekleyen tekrar hayata tutunmak için… ve bulan bir başkasının sıcaklığında…."Dostluklar" vardı kabına sığmayan. Emek verilerek örülmüş bir örümcek ağı kadar muazzam, bir çelikten daha sağlam bağlarla bağlanan. Uzak bir kasabada kışın karları kapladığı yollarda yürürken, dünyanın öbür ucunda yalnızlıktan bir sigara yakan dostunun acısını içinde hisseden insanlar vardı aklımda.

Görüyorsunuz ya bir hüzün var hepsinde ve benim yazmak istediklerim bunlar değil. Evet, hüzün güzeldir, insanı olgunlaştırır, büyütür, hayatı daha iyi anlamasını sağla(yabili)r. Olabilir ama ben istiyorum ki dört mevsim ayrı bir mutluluk versin, mutlu olun Yaradan’ın size bahşettiği şu hayatta, buradan geçerken gerçek hayatınıza. Ve amaçlarınız olsun daha güzel kılmak için bu dünyayı. İstediklerinizin peşinden koşacak gücü bulun istiyorum burada okuduklarınızda. Paylaşmakla bencillik arasındaki, sevgiyle nefret arasındaki farkı anlayın istiyorum çocukların korku dolu gözlerine bakınca. Büyük taşlarınız olsun ve onları hergün ellerinizde taşıyın istiyorum hayatınız boyunca. Bütün bunları olurken size ilham veren, hayatınızı güzelleştiren yazılar istiyorum burada. Kendi kendime, ya da sevdiğim birileriyle sohbet ederken ağzımdan dökülen cümleler burada yer etsin istiyorum ama yapamadım şimdiye kadar. Olacak, evet olacak, sadece biraz daha çalışmam lazım. Biraz daha okumam lazım. Biraz daha fazla gezmem lazım ki bunu yapmaya çoktan karar verdim. Başka bir öneriniz olur mu acaba bana?

posted under Halet-i Ruhiye | 7 Yorum »

Boşver Be Yaşı Başı…

Ocak10

kalabalik gitmek

Boşver be yaşı başı!
gönlün ne kadar şık sen ondan haber ver?..
şöyle atıp koyu grileri-siyahları sabahtan,
sarı bir kaşkol atabiliyor musun boynuna, ondan haber ver?
koyma bir kenara yüreğini, aç kapılarını,
gelene geçene yol verme girsin diye içeri ama
gömme başını toprağa bir çift güzel göz uğruna.

Bilirim yine yeşerecek bir çiçek bulursun bir dalda,
ama aklını kaybedecek bir aşk varsa avuçlarında,
bırak aksın yollarına.
yağ geç, yık geç, kimse inanmazsa inanmasın.
sen inan yüreğine,
hem ona geçmezse kime geçer sözün?..
büyü büyü… bak ellerin ayakların kocaman.
aklın da maaşallah yerinde,
e ne diye tutarsın yüreğini uçmasın diye.
akıllı ol, yüreğin gelir peşinden,

Boşver yaşı başı,
aşk var mı aşk, sen ondan haber ver?
takılmışsın yüzündeki gözündeki çizgilere.
o çizgilerin yüreğine neler kazıdığını düşün,
atmak mı istiyorsun kendini bir dereye soğuk bir
kış günü, öl gitsin…
parayı pulu savurup,
bir balıkçı köyünde balık tutmak mıdır isteğin,
savrul gitsin…

Boş ver be yaşı başı, kim tutar seni kim,
kendi yüreğinden başka kim?.
Aklını al da öyle git,
ister bir duvara, ister bir od aya, ister kıra
bayıra vur da git.

Dert etme ellerini, onlar da gelir seninle
bırakmadıkça birine.
O biri de gelir gerçekten istediğin oysa,
seveceksen ve öleceksen uğruna…
yaşa be, yaşa da öyle git, gireceksen toprağa…
yaş 70′e gelse bile, hayat daha bitmemiş.
sen mi biteceksin?
çekeceksen bile bayrağı,
yaşadım ulan dibine kadar diyemiycek misin?

Sibel Bengü

posted under Alıntı, Şiir | 44 Yorum »
Newer Entries »



Kısmet: Yatırım… (24/08/2010)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...