Ağustos16

Sakin bir tatil geçti. Dört gün boyunca uyudum, yedim, yüzdüm, yedim, uyudum, yüzdüm, yedim, gezdim, uyudum. Arada da kitap okudum. Tahmin edebileceğiniz gibi kısaydı ve yetersiz kaldı bu yorgunluğu atmaya. Kısa zaman içinde başka bir tatil de görünmüyor.
Tatilin en güzel yanı deniziydi, en kötü yanıysa dönüşü. En son tatilimin dönüşü kadar oturmadı içime bu dönüş, nedeniyse belli: geçen tatilde çok iyi dinlenmiş ve kafamdaki birçok şeyi boşaltmıştım, bu tatilde sanki gitmeden önce bastığım “duraklat” düğmesine dönüşte tekrar basıp kaldığım yerden devam ettim. Aman boş verin, tatilin kötüsü olmaz. Uzun zamandır bir türlü okuma fırsatı bulamadığım 1984 kitabını da bitirdim.
Aslında burada yazmak istediğim ama yazamadığım konular var. Neden yazamıyorsun diye soracaksınız. Burada yazdığım yazıların “belki üstümüzden bir kuş geçer” tadında olmasını istiyorum aslında. Evet, tam olarak istediğim bu ama şu an içinde bulunduğum ve kendimin de tanımlamayı beceremediğim düşünceler silsilesini yazacak olursam o tatta yazamayacağım, bu yüzden de yazmak istemiyorum. En güzeli toparlanınca daha net olarak yazmak. Bir de bu sıcakta çekilmiyor, zaten tatil de yetmedi. Alıp götürün artık beni bir yerlere ya, nedir canım bu! Ha, unutmadan, kandiliniz mübarek olsun!
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.
Ağustos2
Jesse: Maybe what I’m saying is, is the world might be evolving the way a person evolves. Right? Like, I mean, me for example. Am I getting worse? Am I improving? I don’t know. When I was younger, I was healthier, but I was, uh, whacked with insecurity, you know? Now I’m older and my problems are deeper, but I’m more equipped to handle them.
Before Sunset, 2004

Uzun zamandır saçmalamıyordum bugüne nasipmiş. Yok, yok yanlış anlaşılmasın; her gün istisnasız saçmalıyorum tabiki ama burada saçmalayarak yazmyorum demek istedim. Sizi o büyük eğlenceden mahrum bırakıyorum, emin olun yanımdaki insanlar çok eğleniyorlar saçmalamalarımdan.
Artık tatile çıkma zamanı geldi. Hatta geldi de geçiyor bile. Ben gidemedim henüz bir tatile ama nasipse kısa bir kaçamak yapacağım önümüzdeki haftasonu. Kısa -4 gün- ama benim için önemli bir zaman dilimi olacak üstümden geçen zamanların yorgunluğunu atmak için. Olsun. Güzel olacak inşallah. Dualarım o yönde. Zaten bir sonraki tatil artık ne zaman bir tek Allah bilir. Demem o ki bir hafta yokum buralarda. Varken de hissettirmiyorum hiç varlığımı o ayrı!
Gelecek hafta biraz seyahatlerle geçecek. Alıştım artık yolculuklara. Yoruyor sadece. Biraz da bıkkınlık yapıyor üst üste olduğunda. olsun. Zaten çocukluğumdan beri yolculuklarla geçiyor ömrüm. Önceleri çocukluğunda verdiği bir heyecanla severdim yolculukları. Yolculuklar bana kendime ayırdığım bir zaman dilimi gibi gelirdi. Artık kendime ayırdığım zamandan çalıyorlar. Boşverin, ecel gelmediği sürece bir yolculuk daha öldürmez. Ecel geldiğindeyse ne yapsak kâr etmez.
Ağustos denince bana yaz bitiyormuş gibi geliyor. Benim için yaz en sevdiğim mevsim olan ilkbahardan başlıyor. Hoş, artık sonbaharlar da yazın içine giriyor. Zaman artık iki basamaklı akıyor: bir kış, bir yaz, bir kış, bir yaz, bi…
B.yi de bulamadım gitti. Nerelerdedir diye merak ediyor bazen insan. Belki de buralardadır diye geçiyor içimden. Bilimiyor ki insan. Beklemekle de olmuyor, beklememekle de. B.yi ararken buldum kendimi geçenlerde. B.yi ararken, buldum kendimi geçenlerde.
Hayatta bütün bu anlamsız, gereksiz düşüncelerimden, dertlerimden daha büyük dertler var kesinlikle. Siz benimkileri okurken vakit harcamayın bence. İnsanlık her geçen gün "insan" olarak geriye giderken daha da büyük sorunlarla uğraşıyoruz. Üzülüyorum, dertlerimin ne kadar küçük olduğunu düşünüp şükrediyorum. Yaptığım işin insanlığa nasıl bir hizmette bulunduğunu düşünürken buluyorum bu aralar kendimi. Emin olun pek de bir katkım yok hayatınıza. Bunu düşününce birşeyler yapmak istiyorum ama ne bilmiyorum. Aylaklık yapmaktansa şimdilik birşeyler yapmaya çalışıyorum kendi çapımda. En azından hayatımı sürdürmek adına. Şükürler olsun ki beceriyorum. İnşallah birgün hepinize faydamın olacağı birşeyler yapacağım. Bir tavsiyesi olan varsa beklerim.
O değil de, uykum geldi artık.