Havadisler…
İnsanların mutluluk ya da mutsuzlukları talihin olduğu kadar kendi mizaçlarının da eseridir.
La Rochefoucauld

Nerede bu aylak adam demişsinizdir. En azından ben dediğinizi düşünmek ve bunu bir açıklığa kavuşturmak istiyorum.
Hayat hiç olmadığı kadar yorucu geçti son zamanlarda. Geçenlerde oturup son iki haftadır kaç saat uyuduğumu düşününce işin içinden pek çıkamadım. Uykusuz geçen 3-4 gecem var. Bunun dışında geç saatlerde uyuyup erkenden uyandığım günlerim de az değil. Neden derseniz eğer, biraz iş, biraz seyahat, biraz aile, biraz arkadaşların düğünleri, biraz yorgunluktan saçmalamaya başlayan bünye. Bütün bu zaman diliminde evi sadece arada gelip uyumak için kullandım tabiki, haliyle hiç yazamadım. Yazmak istediğim çok şey oluyor böyle zamanlarda. Yazamayacağımı biliyor ya, çok şey çıkarıyor hayat karşıma. Bütün bunları da sırf kendime bu günlerin geride kaldığı psikolojisine sokmak için anlatıyorum size. Bencilce bir davranış yani aslında.
Bütün bu zaman dilimini nasıl geçirdiğim konusuna gelince, beni pek de mutlu ettiği söylenemez. Düğün bahanesiyle ailemi ve birkaç arkadaşı görmemin dışında pek de güzel bir tarafı yoktu. Düşününce yukarıdaki sözün bana anlatmaya çalıştığı birşeyler olduğunu da düşünüyorum. Son zamanlarda farkettiğim durumlardan birisi insanlara hakettiklerinden fazla değer verdiğim ve hayatımı bu değerlere göre arada ayarlıyor oluşumun bana zarar verdiği. Bu duruma en kısa zamanda son vermek niyetindeyim. Zamanla göreceğiz.
Farkettiğim diğer bir konu ise inanmadığım konularda hiçbirşeyin beni motive edemediği. İş konusunda yine motviasyonumun dibe vurduğu döneme girdim sanırım. Bunu aşmanın bir yolu olmalı. İşi bir kenara bırakın, bazen buraya yazmaya başlarken bile canım sıkılıp motivasyonumu kaybedebiliyorum. İşteki durumum buraya sıçramış olabilir. Dün akşam eski müdürlerimden biri "kolay tatmin olmuyorsun, barışık değilsin" dedi. Hala bu cümleyi sorguluyorum. Bu olabilir mi acaba?
Son zamanlarda aldığım güzel haberlerden biri faruk‘un tedavisinin iyi bir şekilde devam ediyor oluşu. Kendisini tanımam ama yazılarını yıllardır severek okurum. Bir süre habersiz bırakmıştı bizi. Meğer mazereti varmış. Geçmiş olsun faruk tekrar, en kısa zamanda sağlığına kavuşman dileğiyle.
Diğer güzel mi kötü mü olduğunu anlayamadığım ama iyi bir haber olduğuna inandığım çok sevdiğim bir arkadaşımın ideallerini bırakmayacağı haberi. Uzun zamandır -gıyabında konuşmuş olmam herhalde- çok sevdiği onu mutlu eden işini bırakıp bambaşka bir yola devam etme kararını almış o yolda ilerliyordu. Mesele noktayı koyacak karar anına geldiğinde kendisine "ne istiyorum?" sorusunu sorup doğru cevabı verdiği için olsa gerek idealleri ve kendisini mutlu eden yolda yürümeye devam etme kararı aldı. Zor olacak onun için ama mutluluk zorluktan geçiyorsa bazen katlanmak gerke belki de. Sonuna kadar yanındayım.
Güzel haberlere noktayı sanırım burada koyduk. Zaten yeterince size bilgi verdim son zamanlardaki durumla ilgili. Detaylı olmadı ama olsun. En azından hala hayattayım onu biliyorsunuz. Giderken Tunç’un aslında hepimizin bildiği ve geçenlerde arkadaşlarla da bir yere varmayacağını bile bile tartıştığımız konuya dair yazısını okumanızı tavsiye edeyim. Neden mi? Ben insanların elindekinin kıymetini bilmemesini bir zayıflık olarak görüyorum. Kaçan kovalanmalı mıdır, kovalanan aslında o kadar değerlidir midir o soruları size bırakıyorum. Arık daha sık aralıklarla görüşmek dileğiyle.
çocukken de bunu yapardım çekirdekleri ayıklayıp avucumda biriktirdikten sonra bi kere yemeye bayılırdım,büyüdüm 20 oldum ama hala yapıyorum tek farkı biriktirdiklerim çekirdek değil senin yazıların ama en az onun kadar mutlu ediyor beni…
dünya küçük,yani Allahın olimposunda denizden umutun çıktığını gördüğümde bu kadar şaşırmıştım.aylak adam tunçun sitesine şöyle bi bakim dedim bi baktım senin sayfana link var a o da ne yazı var yazı:) doğrusu çok sık bakmıyorum artık sayfana yazsan güzel ama zorla olmaz ki bu iş.işinden memnun olmayan bi arkadaşım işini değiştirdi ve mutluluğu sesine nasıl geçmiş anlatamam.hala burda olduğnu görmek güzel.
vay vay vayyy:)aylak adam bi hayranın mı var ne ;)1 aralık çekirdeği ben de severim ama biriktirip yemek bana göre diil yahu:)hem aylak adam yeterince aylak onu daha fazla cesaretlendirme lütfen:)
@1aralık, teşekkür ederim güzel sözler için :) ama biriktirilecke kadar çok yazamıyorum bu aralar. zamanla biriktirmenize de gerke kalmaz umarım.
@kuzey, sen de her yerden bir şekilde buluyorsun burayı artık :) buraya gelip bakmasan da birileri yönlendiriyor, kaçmazsın yani :) daha sık yazmayı çok istiyorum, hatta sıkça yaşadıklarımı, gözlemlerimi ve düşüncelerimi “ya bunu yazmam lazım” diye düşünüp aklımda tutuyorum ama olmuyor işte. zaman elvermiyor :(
zaman elvermiyor mu pehh:)buna kargalar bile güler.tutkunu olduğu şeye insan ne yapar eder zaman bulur di mi,playstationa zaman buluyorsundur di mi;)sebebin bu olamaz ne olduğnu bana sorma kelin merhemi olsaaa:) gerçi ben kel diilim yahu:)ama dediğin doğru ya yalan yok yazmıyorsun ne bakıcam öyle blogna her gün hergün sana söyledim yapma bunu dedim ıkın sıkın yaz:) sonra başka yere gidiyor insan ne demişler aç koyma hırsız boş bırakma gider başka bloga:)her yerden çıkıyorsun yahu.bi şeylerden beslenme lazım yaz geçmeden bi yaz aşkı edinmeni talep ediyorum böylece biraz cana gelirsin:) bunu bizim için yapmalısın aylak:) blog okurların için;)
hayır yaz için de olsa birilerinin olmadığını nerden çıkardın ;) ama gerçekte zaman yazmama pek elvermiyor. PSe ayıracak vaktim de olmuyor, gezip tozuyorum daha çok :P
hım aylak adam bize nisbet mi yapıyorsun sen,blog okuyucunu kızdırmak haa:)) yahu ben birine biri demem birinin bize yazı olarak dönüşü olmadıkça:) şöyle desene geziyorum tozuyorum olması gerektiği gibi yaşıyorum ne bu blog mulok gezin canalrım sizde:) çok sevindim.ciddiyim samimiyim.işallah buraya hiç yazamazsın öyle dolu geçsin günlerin.benim duam kabul olur bak:)
gezip tzduğumdan değil ya, keşke öyle olsa. çok çalışıyorum bu aralar ondan.
ben bilmem kızdım işte:) insan okuyucusuna böyle yapmaz ki ama:( :) bizi rahatlatmak için mi çalışıyorum diyorsun dün gece seni gördüm aylaklık yapıyordun:)
giristeki ilk iki alinti cuk diye oturmus. bu paylastiklarin da cok guzel.
faruk’un sesi cikmiyor diyecektim ki bugun ondan da duyduk, ben de sevindim.
geriye kalan is-guc, motivasyon eksikligi vs de iste yaz rehavetinden. kacani kovalayacak hal bile kalmiyor (;
yaz ayında insana bir rehavet çöküyor kesin, Allah sonumuzu hayretsin :)