sikiş
2008 Mayıs | Aylak Adam... | Sayfa 2

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Saçmalamalar…(9)

Mayıs15

the earth turned to bring us closer
it turned on itself and then us
until it finally brought us together
in this dream…

21 Gram 

The_queen_and_the_brother

Neşeli birkaç satır serpiştirmek istiyorum. İçimden aynen bu geçiyor. Zaten bu güzel havalarda da karamsar, canımı sıkan mevzulardan bahsetmek istemiyorum hiç. Mesela kaçırdığım Emir Bey konserlerinden hiç mi hiç bahsetmek istemiyorum. Bu kadar talihsiz olamaz insan dedirtecek cinsten bir olaydı benim için. Hani gitsem Emir beni hatırlar mıydı bilmem ama onu dinlerken ben kesin mest olmuş bir şekilde kendimden geçecektim. Neyse, dedim ya canımızı sıkan mevzulardan bahsetmeyelim.

Havalar güzelleşti, baharı ilk defa bu kadar güzel yaşadım uzun zamandır. Ya kış hiç bitmezdi, ya da yaz sanki hiç gitmezdi. Bu sefer kararında oldu gibi geldi bana. Bir bahar insanı olarak da mutlu oldum tabiki. Adalara gitmek vardı ki onu da bu haftasonu bir vesileyle gerçekleştireceğim inşallah. Çok güzel değil mi!

Şimdi güzel olan başka ne oldu diye düşünüyordum da kötü giden bir durum olmayınca iyi olanların da kıymetini bilmediğimizi hatırladım. Hasta olmadan sağlığın kıymetini bilmediğimiz gibi. Yok, yok hasta falan değilim, arada tutan baş ağrılarım hariç. Bazen başımda bir ur olduğunu bile düşündürtüyor bana -Allah korusun-. Güzel gidiyor hayatımın geneli. Zaten bir kısmı monoton bir hızla ilerliyor raylarda, bir kısmı ise savruluyor okyanusun ortasında rüzgarların keyfine göre. Güzel ama, zaten bahar gelince aslıma geri dönüp rahat bir adam olup çıkıyorum, aylaklık yapmaktan büyük zevk alıyorum.

Bu yaz en yakın arkadaşlarımdan birkaçı evleniyor. Evlenecek yaşa gelmişiz demek ki diyorum bir taraftan, diğer taraftansa evliliğin bana ne akdar uzak olduğunu düşünüp aklımdan siliyorum hemen o fikri. Gerçekten, kendimi evli hayal edemiyorum. Bir çeşit fobi bile olabilir bu. Hayırlısı diyelim şimdilik. Siz de hayırlı bir kısmet için dua edin tabi bir taraftan. Annem zaten sürekli arıyori, sürekli de bana soruyor ama her defasında istemeden de olsa benim sert tavrımla kapanıyor konu. Üzülüyorum sonra, bütün anneler böyle zaten biliyorum. Canım annem.

Evlilik fobimi bir kenara bırakın 25 Nisan’daki doğum günümü kutlayan herkese de teşekkür ediyorum tekrar. Çok güzel bir doğum günü geçirdim. İyiki doğmuşum diye geçti içimden :)

Ben gidiyorum şimdilik, dünyayı kurtarmam lazım.

SAVE THE GREEN, SAVE THE WORLD

Geçen haftasonu bir Ankara gezisi kaçırdım ki o da ayrı bir oturdu içime. Dipnot olarak düşmeden geçemeyeceğim. Yarın da Ankara’dayım. Üniversite’me bambaşka bir sıfatla gidiyor olacağım. Ayrı bir heyecan.

Doğru mu? O ne ki?

Mayıs3
Yanlış yapmayan insan yoktur. İnsanlık yanlışını kabul ve düzeltmekle ölçülür.
Einstein

24.jpg

Hepimizin kendine göre doğruları, kendine göre kuralları var. Her doğru, kural olmak zorunda da değil; hep bunu iddia etsek de çiğneyip geçiyoruz bazen hepsini. Sonradan görüyoruz doğrularımızın evrensel olmadığını.

En çok atladığımız nokta bu bence yaşarken. Doğru olarak bildiklerimiz, sadece bizim doğrularımız. Başka doğrular da var  ve biz onları bulmaya çalışmayıp kendi dünyamıza kapandığımız sürece çok acı çekiyoruz. Bir çeşit savunma psikolijisine girip bütün suçu hayata atıyoruz.

İş yerindeyim, işlerimi bitirdim ve eve gidebilirim ama nedense içimden birşey yapmak gelmiyor. Can sıkıntısı hiç olmadığı kadar yükseklerde. Çıkıp yapmam gereken işlerim var. Onları da yapmak istemiyorum. Yukarıdaki satırları daha önce yazmıştım ama devam etmek bugüne nasipmiş. Kendi doğrularımı sorgulamaktayım. En büyük acılarımdan biri, doğru olduğuna inandığım şeyleri yapmanın bana nedense zor gelmesi. Hal böyle olunca doğrularım, büyük taşlarım, istediklerim ve birilerinin istedikleri -doğru gördükleri- arasında sıkışıyorum. Üzerimdeki bu ataleti atmak istiyorum. En büyük düşmanım değil mi zaten? Muhtaç olduğum kudret de damarlarımda, biliyorum.

Montaigne 1580′de en büyük düşünü gerçekleştirip Fransa’dan İtalya’ya yolculuk yaptığında her gittiği yerde geride bıraktığı ülkesinden daha farklı doğruların olduğunu görmüş. Ona öğretilenlerin yanlış, dayatılan kuralların anlamsız olduğunu farkettiğinde en büyük kazancının bunu farketmek olduğunu hissetmiş. Aslında hepimizin en büyük sınırlarının sorgulanmamış doğrularımız olduğuna kanaat getirmiş. Ben de öyle düşünüyorum.

Tabiki bu düşüncem doğrularımın yanlış olduğu iddiası değil. Zaten mesele de bu. Sorguladıktan sonra bile geriye doğru olarak kalanlara hayatımda hala tam olarak yer verememiş  olma hissi canımı sıkan ve yanlış olarak bildiklerimin hala devam ettirmesi varlığını. Herkesin hayatında da bu yanlışların varlığını görünce daha güvende hissetmekse en kötüsü. Çünkü herkesçe kabul gören yanlışların hayatımdaki varlığı onalrı doğru yapmıyor. Sadece kendimi kandırıyorum. En zor savaş da doğrularla irade arasında yapılanmış. Doğru mu? Kim bilir!

Newer Entries »



Kısmet: Fal… (14/11/2005)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...