Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Dolunay…

Temmuz14

Jonathan: So are you gonna meet your boyfriend now or what?
Sara: No, I think he’s out probably doing what you’re doing.
Jonathan: Getting a crush on somebody else’s girlfriend?
No, I’m sorry, I just meant I had a really nice time.
You know, maybe you should give me your phone number.
Just in case.
Sara: In case of what?
Jonathan: In case of life.
I just had a really great time and for all we know
I wouldn’t be able to find you again.
Sara: Well, if we’re meant to meet again, we’ll meet again.
it’s just not the right time now.
Jonathan: Maybe we’re supposed to meet on British time and we’re five hours too early.
Serendipity (Tesadüf), 2001


the_road_is_crying_by_deniz.jpg

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.


Hiç otobüs aşkım olmamıştı daha önce. Sen ilksin. En arkada oturmuş camdan dışarı uykulu gözlerle bakıyorsun. Arada kapansa da kapanan sadece gözlerin aslında. Düşlerinde kulağında dinlediğin müzikle beraber dansediyor ya da olmak istediğin diyarlarda geziyorsun. Ben kalbimin durma noktasına aldırmadan, nefes almadan, hiç usanmadan, gözlerimi alamadan sana bakıyorum. Bakmanın da ötesinde hayran oluyorum. Bir insan bu kadar güzel ve masum olmamalı diye düşünüyor, konuşur halde hayal ediyorum ikimizi. Şimdilik sadece kafamdaki monologlardan ibaret olan diyaloglar kuruyorum seninle.
Tam sağ çaprazında sana karşı oturmuş, gözlerini bu tarafa çevirmeni bekliyorum. Çevirmiyorsun o güzel yüzünü bu yana. Olsun! İhtimali bile güzel aslında. Tam yanında oturuyor olmalıydım şu anda. Biraz önceki yolcu kalktığında oturmalıydım ama yapamadım. Buradan durup sana bakmak daha güzel gelmişti. Yanında otursam göremezdim belki de seni. Cesaret edip bakamazdım. Ne kadar korkağım!
Tam yanındaki de kalktı derken upuzun ince bir oğlan oturdu yanına. Attila İlhan’ın deyimiyle "hayırsızın biri fikrimce"…
Yanına oturuyor olsam saati soracaktım sana. Kolumdaki saati görecektin de gülümseyecektin bana. “Kolunuzda saat var” derdin de anlardın belki de. Ben senden duymak istediğimi dile getirirdim, sen de söylerdin öylece sadece. Sana, otobüs Bebek sahilinde ilerlerken Arnavutköy’de inmem gerektiğini ama inemediğimi anlatırdım. Gülerdik. Olmaz mıydı?
Bunları düşünürken nereden gelip nereye gitmekte olduğunu tartıyorum bir yandan. Uçurtma şenliğinden döner gibi bir halin var. Uçurtma da yok yanında. Olsun öyle düşlemek istiyorum ben. Kırlarda koşturup eğlenirken düşlüyorum seni. Üzerindeki mavi beyaz elbiseyle yeşil kırlara çok da güzel uyum sağlıyorsun.
O beni yakan bronz tenin güneşte daha da bronzlaşırken, arkanda koşan çocukların gülüşleri kulaklarımda.
Gel gör ki, ben yokum hayalimde. Kaçırdım o saatleri.
Bundan sonraki saatlere, günlere, yıllara odaklandım şimdi.
Olur da oturursam yanına…
Yok, cesaretim yok ki aşka. Aptalım ben, bilmiyorsun ya!
Esniyorsun. Uykulu olmanın tam da zamanı ya şimdi!  Oysa gözlerin açık kalmalı farketmen için beni. Ama olsun, böyle, daha da masum görünüyorsun, aklımı başımdan alıp kırlarında koştuğun diyarlara götürüyorsun.
Uyku bile yakışmış o güzel yüzüne.
Ben bunları düşünürken çoktan geçtik inmem gereken durağı. Dedim ya Bebek’i geçeli de çok oldu. Gideceğin yere kadar gitmek niyetim. Kaçırmak üzere olduğum bir konser var bilmezsin ama kimin umrunda. Saatler yelkovanla akrebin kovalamacasında hızla ilerliyor, sen varken yanımda.
Arkadaşlarla boğaza karşı yemek yediğimiz restarona yaklaşırken içimden inmek geldi birden. Seninle olan geleceğimiz karardığından değil, aptallığımdan.


Biraz önce seninle geldiğim yoldan geri dönüyorum şimdi.
Farkettim de gökte ay dolunay ve yakomazlar var denizde,
Berrak bir gökyüzü Bebek sahilinde.
Şehir güzel göründü gözüme birdenbire.
Sen varken, yok muydu bu şehir yerinde?


Evdeyim. Yatağıma uzanmış, gecenin üçünde, sabah yedide kalkacağımı umursamadan neden indiğimi sorguluyorum şimdi de. Hiçbir amacım olmadan neden seninle bu gece gittiğin yere gitmediğimi, tesadüflerde aradığım seni (B.) bulmuşken neden hep aylak (C.) halimden kopamadığımı sorguluyorum. O son satırlardaki sen otobüse binerken ve ben “o”nun sen olduğunu anlamışken önüme geçen taksi şoförü yüzünden binemediğim otobüs de yok ki şimdi? Herşey yolundaydı da aptalım işte aptal.
Teselli olmayacak kesinlikle ama tesadüfen girip izlediğim “tesadüf” filmi geldi aklıma. Orada Sara diyordu ya hani “Eğer birlikte olmak varsa kaderimizde, birgün karşılaşacağız kesinlikle”. Belki de…
Öyle işte…

29.06.2007


Günlerden yine Cuma…
Atlayıp, geçtiğin otobüs hatlarına,
Vursam mı kendimi o yollara?
Tıpkı o günkü gibi seni,
Bir kez daha görebilmek umuduyla…

Uçurtmalarımız olsa seninle,
Rüzgarlar uçurup alsa onları,
Bir tek biz kalsak geride… 

13.07.2007 


Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

  • email
  • Print
  • PDF
  • del.icio.us
  • Digg
  • Facebook
  • Twitter
  • Google Bookmarks
  • FriendFeed
  • MySpace
  • LinkedIn
  • Live
  • Technorati
Kategori:Anı, Hayal, Hayat
14 Temmuz 2007 (Cumartesi) tarihinde, saatler 21:55'i gösterirken Anı, Hayal, Hayat kategorisi altında yazılmış ve 909 views. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
9 Yorum -

“Dolunay…”

  1. Takvimler Temmuz 14th, 2007'i gösterirken, saat 23:50'de burcyni demiş ki:

    uçurtma sever aşıklara…yine karşılaşırsınız belki yağmur suları vurursa yeniden cama..

  2. Takvimler Temmuz 15th, 2007'i gösterirken, saat 02:17'de grkm demiş ki:

    blogun sevdiğim bir kitap ismi, aylak adam sevdiğim bir karakterdir. bir bakayım ne yazmış dedim. şaşırdım. kötü mü oldu, yok iyi oldu. hatta çok iyi. insan şaşırmayı da özlüyormuş.

  3. Takvimler Temmuz 15th, 2007'i gösterirken, saat 19:37'de pembedeniz demiş ki:

    Ya neden inmedin? Sen, benim sevincimi hep kursağımda bırakıyorsun. Yakala şu aşkı ya, lütfen yani. bu kadar yaklaşıyorsun ve geçip gitmesine izin veriyorsun olacak iş mi?
    Belki de Sara’nın dediği gibi;
    It’s just not the right time now…

  4. Takvimler Temmuz 16th, 2007'i gösterirken, saat 12:15'de un4 demiş ki:

    başında ne de ümitli yorumlar yazmışız.. bu sefer olacağından emin gibiymişiz.. görülen-hissedilen “bu sefer oldu” dedirtecek gibiymiş..

    keşke inmeseydin & keşke saat muhabbetini açabilseydin diyecektim aslında.. ama şimdi.. “demek ki istememiş” dedim içimden.. bunu en iyi sen bilebilirsin ama “çok da istemedin” belki de.. ondandı çabalamayıp sadece beklemen, izlemekle yetinmen..

    belki O da uykulu görünen haliyle senin camdan yansıyan görüntünü izliyordu.. çekindiğinden, davetkar olacağını düşündüğünden kafasını çevirip bakamamıştı sana & senin farkedilmediğini düşünmene neden olmuştu.. sen inerken “inme..” demişti, ama sen duymamıştın..

    her aklına geleni yapan, içinden geçen herşeyi bir çırpıda söyleyen, yerli yersiz cesur davranışlarda bulunan karakterlerden pek hoşlanmam.. ama bazen fırsatları değerlendirmek, çok istediğinde duygularının önüne geçmemek lazım sanki..

    kendim yaşamışım gibi üzüldüm :(

    hayırlısı..

  5. Takvimler Temmuz 17th, 2007'i gösterirken, saat 09:05'de alef demiş ki:

    ne hoş bir aşk hikayesi olmuş.. olduğu kadar. ve eminim tekrar karşılaşırsınız çünkü hayat yarım kalmayı sevmez.

    bir de aşk aptallara yakışırmış zaten ama şu da var o aptallığın sebebi zaten aşk.. :)

  6. Takvimler Temmuz 17th, 2007'i gösterirken, saat 11:39'de yasmin demiş ki:

    rüzgarın uçurtmalarınızı alıp götürmesi yerine onları hep uçurtsanız aynı yerde…

  7. Takvimler Temmuz 17th, 2007'i gösterirken, saat 20:54'de aylak adam demiş ki:

    @burcyni, grkm teşekkür ederim güzel sözleriniz ve iyi dilekleriniz için :)

    @un4, pembe herşey yapmakla yapmamak arasındaki ince çizgiden geçmiyor, hayallerde bile. herşeyin bir sebebi var, bize kötü gelenlerin bile.

    @yasmin, alef, güzel bir aşk hikayesi. bunu yazdığım kız okusa ne derdi bilmiyorum. uçurtmalar gitmemli belki de hep kalmalı ki anın uzunluğu uzadıkça uzasın, mutluklar anlarla sınırlı kalmasın.

  8. Takvimler Temmuz 18th, 2007'i gösterirken, saat 12:38'de un4 demiş ki:

    kötü değil aslında.. sadece “acaba” dediğin bu seferde de aradığını bulamamak, istediğine-beklediğine ulaşamamak üzücü biraz.. biraz iç burkuyor, ama sonra geçip gidiyor işte.. daha güzellerine inşallah.. :)

  9. Takvimler Temmuz 22nd, 2007'i gösterirken, saat 19:27'de Maybe demiş ki:

    B. ;
    Baba.
    Benlik.
    Bayan.

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 

Kısmet: Soğuk… (28/01/2007)

Son Sözler...

Havaalanı… - 2 Comments
Evsiz… - 6 Comments
Mimik… - 12 Comments
Kar… - 10 Comments

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...