Polyanna Olmak…
Bütün cümlelere eskiden diye başlıyoruz. Her cümlenin başına gelen klişe bir laf oldu artık. Yaşımızın çok büyük olması da gerekmiyor. Otuzunu bulan artık cümlelerine “Eskiden…” şeklinde başlayıp devam ediyor. Haksız da sayılmazlar. Çünkü eskiden daha farklıydı herşey. Ben ki daha otuzuma gelmeden bunu söyleyebiliyorsam gelenlerin daha da bir hakkı var belli ki.
Eskiden hepimiz çocukken hayat bir oyundu bizler için. Hayatın bütün rolleri oyunlara dahil edilip oynanabilirdi ve her çocuk bu rolün hakkını fazlasıyla verirdi. Doktor rolündeki bütün çocuklar ateş ölçer, kalp sesi dinlerdi. En kötü ihtimalle önce iğneyi kendine sonra çuvaldızı size batırırdı. Herşey olması gerektiği gibiydi zamanında. Kimse doktor rolündeyken karşısındakine ölecek olan arkadaşının kötü haberini, morgta yatan babasının cansız bedenini haber vermez, ümidi kalmadığı anlarda omzuna dokunup “Allah sabır versin!" demezdi. Elbette eskiden de bunları diyenler vardı. Ama bunu söyleyenler, artık haddi hesabı olmayan hastalık listesinden olmadık şıkları seçmezdi hiçbir zaman. O zamanlar kimse kanserin bu kadar yaygın olduğunu bilmezdi mesela.
Eskiden ben daha çocukken ve ilkokuldayken, daha önce bahsettiğim tepedeki bahçede rüzgarlar eserdi. Tepeden aşağıya bakıldığında büyük bir düzlük görünürdü. Tarlalara ekilmiş çeşit çeşit bitkinin rengarenk, desen desen dansını görürdünüz. Dağın aşağılarındaki kat kat düzlüklerden etekte kurulu köyüme kuvvetli bahar rüzgarları estiğinde hemen o tepeye koşar, bedenimizi rüzgara karşı tutardık. Gözlerimizi kapatır uçardık. Uçar gibi yapardık. Sonrasında bazen yağmur yağar köyüme bereket gelirdi. O zamanlar kimse vakitli vakitsiz gelen felaketlerden bu kadar haberdar değildi. Hiçkimse kuraklıktan, küresel ısınmadan, uçuran rüzgarlardan haberdar değildi ve Çin’de sel olurken Hindistan’da kuraklık olacağını düşünemezdi.
Hayat biz çocukken hepimiz için sadece bir oyundu. Hep öyle kaldı. Bizde savaşlar sadece toprağa sapladığımız ince ağaç dallarından askerlerin yaptıklarından ibaretti. Sabah okula giderken izlediğim haberlerde Körfez Savaşı’nın son durumunu anlatan “ajans bültenleri” geçerdi. Hiç anlamazdım ki! Hayat sert esen rüzgarlara kendimi bırakıp ayaklarımın yerden kesilmesini beklediğim, o doğallık içerisinde temizlendiğimi düşündüğüm anlardan, kaygısızca zamanında yağan yağmurlarda ıslanmaktan, sonra anneden azar işitmekten ibaretti.
Hayat sadece bir oyundu, ve oyun artık o günlerde olduğundan daha da gerekli yetişkin hallerimiz için. Her gün sabah bir adet alınması gereken ilaç gibi şimdi. Dünya dönerken, kaybettiğimiz değerleri, verdiğimiz zararları, yaptığımız hataları düzeltebilmek için daha da gerekli. Çünkü çocukken içimizde taşıdğımız saflık yok olmaya başladığından beri hayatımızda çok büyük yaralar açıldı ve artık hayat içinden çıkılması zor bir hal aldı. Sırf bu yüzden, eskiden, çok eskiden, biz daha kirlenmemişken içimizde taşıdığımız o insanlığı dışarı çıkarmak için o oyunlar gerekli bize. Rüzgara bırakıp uçmaya çalıştığımızdaki saflığımızı hatırlamaya ihtiyacımız var. Küçükken doktor olduğumuzda yaptığımız kalp dinleme seanslarına, başkalarını anlamaya çalışmaya ihtiyacımız var. Elimizden kayıp giden hayatlarımızı insanlık için daha iyi şeyler yapmak için harcamaya ihtiyacımız var. Eskilerin eskiye özlemi boşa değil belli ki! Eskiden, böyle değildi ki!
evet, bir an çocukluğuma gittim. ne yazık ki kirlenmiş bir hayatın içerisinde yer alıyoruz…
ama yine de herşey bizim elimizde diye düşünüyorum. bir oyunun içinde olsak da, çocukluk kadar masum olmasa da, sevgiyle yaklaşımlarda bulundukça insanlığa, belki insanlığını kaybedenlere de davranışlarımızla bir yol çizmiş oluruz… sır, sevgi dolu bir yaşamdan geçiyor çünkü….
yazınız güzeldi…paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum.
ileride, çok ileride, bugünlerimiz de eski olacak, değil mi? ve aslında bugünlerimizin de sadece bir oyun olduğunu düşüneceğiz-anlayacağız. o halde bu oyunu niçin oynuyoruz? bunu düşünmeliyiz sanırım.
güzel bir yazı, güzel bir fotoğraf. yüreğinize sağlık.
Şükür, “eskiden” kelimesine sahibiz. Eskiden kelimesi, zaman, mekan ve insana ait ne varsa içinde barındırıyor.