sikiş
2007 Nisan | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Hakikat…

Nisan29

When through the starry night
the mists of autumn glide
the air is filled with tragedies of olden times

Empryium – Where At Night 

Brussels_By_Night

 

Havada hafif bir yağmur kokusu,
Gece, solgun bir ay ışığı,
İnsandan yoksun, ıssız sokaklar.

Havada geçmişten bir nem,
Gece, fersiz yorgun gözler,
Sokak lambalarında yine aynı sitem.

Havada yaprakların hışırtısı,
Gece, kaldırımlar soğuk,
Bende kaybetmenin korkusu.

Havada inceden bir sızı,
Gece, beklenene vuslat anı,
Bekleyende hep bir kalp ağrısı.
Mesafe denilen bir insan adımı

Havada yıpranmış sözler,
Gece, aynı, eskiten bir kasvet.
Eldekiyse hep aynı hakikat.

aylak adam

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

Audio clip: Adobe Flash Player (version 9 or above) is required to play this audio clip. Download the latest version here. You also need to have JavaScript enabled in your browser.

posted under Şiir | 11 Yorum »

Hepimiz Aynı Cevabı Arıyoruz…

Nisan29

The Raven

"Henüz karar veremedim. Hangisinin daha ilginç olacağı, acı vereceği ya da son anda son bir keyif almama yardımcı olup olmayacağını bilemiyorum. Kendi hayatıma son verirken bile kararsızım. En zor kararı verdim, yöntemi seçemiyorum. Tıpkı yaşamı ıskaladığım gibi.
Asıl merakım sonrasında ne olacak. Masmavi bulutların üzerinde, çizgi filmlerde iyi kahramanların gittiği gibi huzurlu bir yer mi beni bekleyen? Yoksa gerçekten alev alev yanan odaların önünde bekleyen, yaptıkları işten haince bir keyif duyan zebaniler mi beni bekleyen?
Ya da gerçekten ruhum bedenden ayrılıp, bir başka bedende yeniden geri gelecek miyim? Yeniden geldiğimde mutlu olacak mıyım? Eğer şimdiyi hatırlamayacaksam o mutluluğun şimdiki bana faydası ne? 10 bin defa da gidip gelsem ne anlamı olur ki? Şimdiki ben her şekilde yok olacak.
Ya da ben mi abartıyorum? Doğadaki en basit canlıdan farksız, yaşam buldum ve öleceğim belki de. Çürüyeceğim ve yok olacağım. Belki de düşünebildiğimiz ve dünyayı sahiplendiğimiz için kendi kendimize ölüm sonrası masalları yazarak kendi önemimizi artırıyoruz. Bilmiyorum.
Aslında şu işi bir an önce bitirsem de öğrensem. Bu sorulardan kurtulsam. Ama çok korkuyorum ya öldüğüm anda unutursam. Ya bulduğum cevabı anlayamazsam. Hiç değilse birkaç dakikam olacak mı sonucu öğrenmeye?
Herkes kolayı seçti diyecek benim için, bilmeyecekler ki en zor karardı benim için.
Neden bu kadar karmaşıklaştırıyorum işi.
Şimdi zaman gitme vaktidir…
Şimdi zaman göçme vaktidir bu diyardan…"

İşte böyle bir mektuptu geriye kalan… Adını sormayın.. Kim olduğunu merak etmeyin… Soğuk bir kış akşamı Unkapanı köprüsünden Eminönü’ne inerken bulduğum bir mektuptu işte. O mektup ki hiç yanımdan ayrılmadı, o mektubun sahibini hiç tanımadım. Bazen kendimi onun yerine koydum, bazen ona kızdım, korkak dedim. Bazen de ben de kendi kendime merak ettim. Neden buradayım? Ve sonra ne olacak.
Bir de baktım ki aslında her şeyin motoru bu soru. Yazılan kitaplar, çekilen filmler, alınan ünvanlar, yapılan işler, cemaatler, tarikatlar. Ünlü edebiyatçıların, sanatçıları eserlerine, kendi açıklamalarına bakın. Satır aralarında yukarıdaki gencin soru işaretleri yok mu? Ve soruların ışığında kendi çözümleri. Aslında hepsinin içinde ve bizde azıcık da olsa ölümsüzlük isteği yok mu? Birçok kez bunu bilinçli yaşamıyoruz. Ama en büyük korkumuz bir "hiç" olmak değil mi?
Günlük hayatı tıka basa dolduruyor, amaçlar peşinde koşuyoruz. Çünkü yukarıdaki soruları susturmak ya da kendimizce cevaplarını bulmuş olmak istiyoruz. Bir yerde boşa yaşamadığımızı görmek istiyoruz. İşte hepimizin en belirgin ortak paydası da bu.

Konuk Yazar: Pınar

posted under Konuk Yazar | 3 Yorum »

Doğumgünü…

Nisan25

birthday

Bugün benim doğumgünüm, bir hafta önce de bu sitenin ikinci yaşı dolmuştu ama kimse farketmedi sanırım. Kocaman da yazdık yan tarafa ama bilmiyorum artık. Hediye de vermiyorsunuz ki canım bu nasıl bir doğum günüdür ya! [:)]

posted under Halet-i Ruhiye | 9 Yorum »
« Older Entries



Kısmet: Suskunluklar, Pişmanlıklar, Yağmur ve Hüzün… (3) (05/10/2005)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...