Ağustos30
Yağmur ne güzel yağıyor,
Öyle kal yanımda…
Yağmurun gelişini çok bekledim biliyorsunuz. Yağmur yağdığında izlemekten çok hoşlanırım. Sigara ve çayım yada kahvem de varsa keyfime diyecek yoktur. O kadar uzun bir bekleme süresinden sonra Beşiktaş’ta öyle bir yağmura yakalandım (!) ki sudan çıkmış gibiydim bir kafeye girdiğimde.
Öncesinde yağmur hafif çiselerken Beşiktaş sahilinde çay içiyorduk iki arkadaşla. Birinin yıldırım korkusu denizin varlığıyla birleşince kalkmamız gerekti ama hepimizin içinden de yağmura yakalanacağız geçti eminim. Oysa ben denizin kıyısında hafif hafif çiseleyen yağmurda sigaramı ve çayımı içerken gayet mutluydum.
Sonuçta ıslandık, ama ıslanmak da en az onu izlemek kadar keyif verdi. Kendimizle dalga geçip eğlenmesini de bilen insanlar olunca bizler, espri üstüne espri patladı. Herkes diğerine bakıp dalga geçerken kimsenin elinde bir ayna yoktu tabiki.
Yağmuur! Nihayet yağdı şükürler olsun!
Ağustos23

Anlatmak istediğim birşeyler var içimde.
Dilimin ucunda,
Kalbimin derinliklerinde,
Aklımın bir köşesinde.
Anlatılacak birşeyler var bende.
Senin kalbinde,
Duygularının ve düşüncelerinin düğümlendiği yerde.
Ben yazmasam da sen anlardın,
Ben söylemesem de sen bilirdin,
Ben sarılmasam da sen hissederdin,
Sen susardın, ben susardım.
Bakardık birbirimize.
Kimse konuşmazdı,
Anlardık ikimiz de.
Öyle birşeydi işte,
Dilinin ucunda,
Kalbinin derinliklerinde,
Aklının bir köşesinde,
Kelimelere dökülmeyen,
Sessizliğin sesiyle anlaşılan
Sustum,
Baktım gözlerine,
Anlamadın.
Gözler sustu,
Biz sustuk
Usulca vedalaştık.
Bir sen, bir ben…
aylak adam
Ağustos22
Küçük penceremden dünyaya baktığım o gün,
Anladım, hayatta kalmak çözülmez bir düğüm.
Bir yanda hayaletlerle başa çıkamayan ben,
Diğer yanda gerçeklere acımayan zulüm.
aylak adam, 09.04.2000, 23:49
Fotoğraf: İç savaş yaşayan Liberya’dan. Savaşın kurbanı çocuklardan biri daha.. Ölümü çok erken olduğu gibi mezarı da çok acelece hazırlanmış.. Toplu mezarlardan birine gömülmüş(!).