sikiş
2006 Mayıs | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Dün…(1)

Mayıs29

saatim çalmadan uyandım bugün
dünkü fırtına çoktan dinmiş
yağmur yağmış
heryer yıkanmış
vakit kaybetmeden yazmaya başladım

morning_in_my_coffee.1.jpg Daha önce kaç kişinin hoş sohbetlerinden, geçmişlerinden arda kalanları sildiğini bilemediğim, kurumuş yaprağı andıran rengiyle içimi sonbaharın sakin havasından çok yıpranmışlık hissiyle dolduran bir bezle geçti yanından. Yüzüne ve saçlarına bakınca niye bu kadar elindekilere takıldığını düşünerek güldü kendi kendine. Uzun siyah saçları ve duru yüz güzelliği düzgün fiziğini daha bir ön plana çıkarıyordu. Müşterileri karşılarkenki gülümsemesi ona ayrı bir güzellik katıyordu. Gülümsedi. Belki de ona bakıp kaldığını sezmişti.

Yüzündeki gülümsemeden ruhunun sakin bir deniz gibi olduğu hissine kapılıyordu insan. Oysa içinde kopan fırtınları, bitmek tükenmek bilmeyen dalgalar yaratıyordu. Bütün herşeye rağman, hayata karşı dik durabiliyordu. O kadar pozitifti ki, buraya sırf onun bu enerjisinden etkilenip gelenler olurdu. Hayat doluydu, çiçek olup açardı, neşe saçardı… Masada yarım kalmış iki kahve vardı; bir de düşmemiş şahların hüküm sürdüğü satranç tahtası. Şahlar ayaktaydı ama kaleler düşmüştü oyunda. Kahveler soğumuştu kilim motifli bardaklarda. Önce taşları topladı, sonra kahveleri.

Mavi üzerine serpiştirilmiş pamuk kadar beyaz bulutlara verdiği kızıl renkle güzel bir günün müjdecisi olarak doğan güneşe dayanamayıp erken çıkmıştı evden.

Güneşin ilk ışıkları odadan içeri süzülürken gözlerini açmaya çalışıyordu. Dışarıdan içeriye berrak güneşin sıcak aydınlığı ve kuşların gündoğumuyla başlayan cıvıltılarıyla giren doğanın büyüleyici güzelliği zihnini vücudundan daha önce uyandırmıştı. Kalktı. Pencereye doğru yürürken dışarısı o kadar parlak göründü ki gözüne her an bir melek çıkıverecek gibi, açamadı gözlerini. Pencereyi açınca, gözlerinin hala yarım açık olduğundan mı yoksa camda dünden kalan yağmur damlalarının izinden mi bilinmez, yarı saydam duran manzara suda yıkanmışçasına berraklığını buldu. Dün çiseleyen yağmurdan geriye kalan kaldırımlardaki su birikintileriydi, bir de karşı parktaki çimler. Yağmurdan sonra doğa tozlarından arınmış, silkinmiş, pırıl pırıl bir güneşle tertemiz başlamıştı güne.

Sokaklar dün gece olduğu gibiydi. Sakindi. Güneş daha sıcaklığını tümüyle hissettirecek kadar yükselmemişti…

-Şubat’06-

posted under Hikaye | 5 Yorum »

Aşk Herşeyi Affeder Mi?

Mayıs21

 

-Affettin di mi beni Birgül?

-Affettim ya Sadık, affetmez mi insan…

Babam ve Oğlum
posted under Alıntı, Hayat | 15 Yorum »

Sudan Çıkmış Balık Durumu…

Mayıs19

 

Güç, artık özgürlük

ve ben özgürüm…

posted under Halet-i Ruhiye | 5 Yorum »



Kısmet: Karlar Düşer… (06/07/2006)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...