Ocak13

Buraya geldiğimden beri daha önceki hayatımın aksine daha çok kitap okuyorum. Boş (?) zamanlarımı değerlendirmek için başka bir alternatifin olmayışından kaynaklanan bu durumdan aslında pek de şikayetçi değilim. Özgür olsam herhalde kitap okumak için ayırdığım vakit oldukça az olurdu. Okuduğum kitapları da sizinle paylaşıyorum yan tarafta. Kitabı bulabiliyorum ama ben müzikten ve sinemadan bu kadar uzak kalmaya alışık değilim. Bayramdan istifade özgür dünyayla bulaşabildiğim geçen gün D&R’da dolaşırken Feridun’un Bir Filmin Devamı’nı, Zuhal Olcay’ın Başucu Şarkıları’nı, Vega’nın Hafif Müzik’ini, İncesaz’ın Mazi Kalbimde’sini gördüm mesela. Liste zamanla daha da kabaracak tabiki.
Bu müzik listesine bir de sinema listesini katarsanız liste iyiden iyiye kabaracak ama sinema açısından şimdilik şanslıyım. Çünkü gösterimde kaliteli bir yapım yok. Dışarıda olsam da gitmezdim hiçbirine. Bir tek Testere 2 kaldı aklımda. İlkini çok beğenmiştim. İkincisi daha iyi olmayacaktır diye düşünüyorum ama yine de merak ediyorum.
Şimdilik konuyla ilgili çözüm bulabilmiş değilim. Bulabilecek gibi görünmediğimden de, cep telefonumun yokluğuna nasıl alıştıysam ya da alışmak için uğraşıyorsam zamanla bunu da aşacağım…
Ocak8

Aşk başlamadan güzel,
Kalplerde heyecan
Bakışlarda korku olduğu zaman güzel…
Birbirimize sezdirmemek için çırpınış,
Başkaları görmesin diye çabalayış,
Gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman…
Aşk başlamadan güzel….
Ümit Yaşar Oğuzcan
Öyle zamanlarım oldu ki bu mısraların acısını çok yaşadım. Zaman geldi, bu mısraların mutluluğunu tattım. Zaman oldu, bu mısraları okuyup pişman oldum. Şimdi öyle anlarım var ki bu mısralar ne bendekini anlatıyor, ne de ışık tutuyor önüme. Zamanın durduğu bir yerde bedenim hapsolmuşken bile, ruhumun özgür olduğu rüyalarım anlatıyor sadece beni, içimden geçenleri. Kendime itiraf etmekten korktuğum duygularımı, özgürlüğümü yaşayabildiğim tek yerde itiraf ediyor benden içerdeki.
Öyle güzellikler yaşanıyor ki ben bende yokken geceleri, zamanın durmaması sinirlerimi bozuyor. Sabah kalkıp uyanınca, gerçekle buluştuğumda onu bütün gün yaşatıp saklayabileceğim iki yere hapsediyorum, biri kalbim, diğeri aklım. Ayazdaki ağaçların sesinde, yağan yağmurun verdiği huzurda, karda yürürken aklımdaki durakta bekleyen hatıralarda buluşuyoruz sonra. Sonra tekrar saklıyorum. Kimseler bilmiyor buluştuğumuzu, kimseler görmüyor seni. Hatta kendime bile yalan söylüyorum bilmesin diye. Bir dahaki buluşmaya kadar çok özlüyorum seni…