sikiş
Aylak Adam… » 2006 » Ocak

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Çıldırd-ıııı-m..!

Ocak31
out_to_think.jpg

Bu haftaki çarşı iznim komutanın işleri yüzünden iptal edildi. Gecenin bir vakti yatağımdan kalkıp öğrendim haberi. Neredeyse iki haftadır uykusuzum ama sorun olmaktan çıktı artık. Önceden alışık olduğum 3-4 saatlik uykular burada çok koymuyor. Uykusuzluğa kadar daha önemli sorunlarım var. Diyeceksiniz ki Salı günü neden internettesin. Yine aynı sebepten. Kısa bir sürede komutanın işlerini halledip geri dönüp diğer işleri halletmem ve bir ton eğitime girmem gerekiyor. Arada bari birşeyler yazayım da birilerine birşeyler anlatıp rahatlayayım istedim. Askerde şöyle oturup konuşabileceğim, güvenebileceğim seviyeli, akıllı birine daha rastlamadım. Baydı bu askerlik. Komutanlar da bir garip zaten. Adamlar benden harikalar yaratmamı bekliyor. Bir nevi Matrix’teki program yüklemeye özenmişlik. Zannediyorlar ki o emredince (bu emretme olayı da ayrı birşey zaten) herşey için uygun koşullar hemen sağlanıveriyor, ben de bilmediğim bir süre şeyi biliveriyorum. Anlamadım valla. Şimdi de benden hiç yapmadığım birşey isteniyor: "İngilizce tez yazacağım!!!!" (Nasıl olacaksa?)

Bunun yanında geceleri nöbet tutacağım sibirya soğuklarında yaptığım gibi, nöbetleri yazacağım, eğitimlere gireceğim vs. Bu arada bir diğerine de İngilizce öğretiyorum (Hadi buna bir nebze katlanıyorum). Çözemedim ben bu işi. Zaten bu askerlik başlı başına büyük bir psikolojik sorun. Ben de insanım ya. Beterin beteri var deyip "düşünmeden" bana söyleneni yapmaya çalışıyorum. Bu paraya (12.8 YTL) "askerlik işi" yapılmaz ya! İstifa edip kimsenin olmadığı bir yerde kaybolmak istiyorum. Geçmez bu günler!!!! Ya Sabır…
Doğumgünün kutlu olsun canım,
Kutlu olsun benim diğer yarım…
  • Facebook
  • Twitter
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • email

Sevdiğime…

Ocak31
tuz kokusu.jpg
Sevdiğim,
Bazen insanlar düşünürler. Hayatın anlamı nedir diye.. Bunu zaman zaman ben de düşünüyorum. Hayatın anlamı nedir diye.. En azından seni tanıyıncaya kadar düşünüyordum…
Gerçeklerin acı olduğunu ve bu yüzden biberin gerçek olduğunu anlatan bir espriyi hatırladım. Halbuki biliyor musun, bütün biberler tatlıdır. Zira hayat sanıldığı kadar acımasız ve acı değil.
Sadece hayattaki tadı alabilmeli, kendi istediğin gibi yaşayabilmelisin.
Çevrenin ne diyeceğini umursamadan.. Zira sen yaşayamadıklarınla ölüp gittiğinde çevrenin sana bir yardımı olmayacak. Kendini özgür bırak, ne hissediyorsan onu yap. Çoğu insan, mesela benim gibi ne yapman gerekiyorsa onu yapma, bırak duygularını perdelemeyi, bırak nehirler gibi coşsun onlar. Bir sevdiğinin elini tutarken yaşadıklarının yanlış olduğunu düşünüp hayıflanma, bırak o sevgi tüm benliğini sarsın. Eğer onun gerçekten aradığın olduğuna inanıyorsan, ona sımsıkı sarıl, onu yaşa, onu bırakma.Günün birinde belki anlarsın ne kadar sevdiğini, ne kadar sevebileceğini, ne kadar sevildiğini, ne kadar sevilebileceğini ama iş işten geçmiş, sevgilin, seni seven gitmiş, yitmiş olabilir.
İşte o zaman üzülme vaktidir. Yerli yersiz ağlama vaktidir. İşte o zaman çevrene dönüp, şimdi ne yapacağım diye sorma vaktidir.Alacağın cevabı sana söyleyeyim güzelim. Bilmiyorum diyecekler, senin dediğin gibi. Ben biliyorum oysa, sen de biliyordun. Hep bildin zaten, ama öyle olmadın. Ama artık sen de biliyorsun, biliyorsun ki, en azından bir kez gerçekten sevildin.Ve yine biliyorsun ki bu sevgi bitmeyecek. En azından ben bitene kadar.
Yaşa… Doğru bildiğin insanı bul ve onunla yaşa, ama bu dostunu sakın unutma… Bil ki unutulmayı hiç sevmem.
Ve bil ki kurallarım vardır, herkes buna uymak zorundadır.
Dostlarım benden önce ölemezler. Dostlarım benden çok üzülemezler. Dostlarım benden çok sevemezler. Ve dostlarımı benden çok kimse sevemez.
Artık benim dostumsun.Yaşa bu hayatı sevdiğim, limon gibi sömürerek, tüm ekşiliğine rağmen tadını alarak yaşa!..
J. Yorgo Wiestmich
  • Facebook
  • Twitter
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • email
posted under Alıntı | 10 Yorum »

Uzak ve Yakın…

Ocak22
so_close_yet_so_far.jpg Benim için önemli biriyle konuşurken bana “insan heryerde yaşar” demişti “yeter ki mutlu hissetsin kendini”. Çok basit gelmişti bu cümle. Pekela kime söyleseniz içinden güler bu cümleye. İçerdiği anlam bana da basit gelmişti önce…
Sonra geçenlerde dostlarımla iyi, kötü anılarımız üzerine konuşurken başka bir dünyaya gittim. Yurt dışında çalışmak istiyordum dönünce. Dereyi görmeden paçaları sıvamadım tabiki ama sadece aklımda böyle bir fikir vardı. Uzunca bir süre dönmek de istemiyordum. En az beş yılım geçmeliydi.
O arada onlar konuşurken, eğer gidersem mutlu olamayacağımı hissettim. Gitsem, orada güzel bir iş bulsam, çevre edinsem, yeni arkadaşlarım dahi olsa mutlu olamayacaktım ben. Hep “benden” olanların özlemi kavuracaktı içimi. Orada hayatımı kurunca buraya dönemeyecek, buradan oraya ise aslında hiç gidemeyecektim. Beni taşıyan uçakta kalacaktım hep… Ailemden, sevdiklerimden, gerçek dostlarımdan uzakta olacaktım… Onlar beni dünyada yalnız bırakıp giderken yanlarında olamayacaktım, bir veda bile nasip olmayacaktı. Onlarla gülemeyecektim, eğlenemeycektim, belki "eskiyi" anamaycaktım dost sohbetlerinde, "bir defasında…" diye başlayan cümleler benim dudaklarımdan dökülmeyecekti, sadece dinleyip üzülecektim buralarda olamadığıma. İşten çıkınca alışık olduğum mevsimlerin kokularını alamayacaktım. Vazgeçtim…
Belki dönüşte tekrar düşünürüm gitmeyi, belki de yanılıyorum şimdi.
İnsan heryerde yaşıyor, yeter ki mutlu olsun…
06.12.05
  • Facebook
  • Twitter
  • MySpace
  • del.icio.us
  • Digg
  • email
posted under Düşünce, Hayat | Yorum Yok »
« Older Entries

Kısmet: Bir Kasım Ayı…(2) (04/12/2008)

Son Sözler...

Sonbahar… - 2 Comments
İçimdeki Deniz… - 3 Comments
Yatırım… - 2 Comments
Rüya… - 5 Comments

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...