sikiş
Not Defteri… | Aylak Adam...

Aylak Adam…

B.yi ararken buldum kendimi…

Not Defteri…

Ekim6

Notebook_by_Derian.jpg

"hoşçakal" lafını her zaman yabancı diyarlardan gelme "bye" kelimesine tercih etmişimdir, daha sıcak geliyor bana. bye daha kısa süreli bir ayrılık hissiyle, hoşçakal ise daha uzun, sanki hiç görüşülmeyecekmiş gibi bir ayrılık hissiyle doldursa da içimi, seviyorum hoşçakal demeyi. tıpkı "alo" yerine "efendim" demeyi tercih ettiğim gibi. bir bilen var mı alo ne demek içinizde? varsa ben de bilmek istiyorum. biri zamanında alo diyerek telefonu açtı diye, ya da herkes alo diyor diye neden bunun doğru olduğunu, alo diye açmayınca garip karşılanmayı kabul edeyim ki! efendim diye açarım ben. hem daha güzel, daha yakın, değer verdiğinizi hissettiren bir ifade. alo derken kim bir samimiyet hissediyorsa bir adım beri gelsin. ne o ya, deterjan markası gibi!

Kategori:Not Defteri
6 Ekim 2007 (Cumartesi) tarihinde, saatler 22:00'i gösterirken Not Defteri kategorisi altında yazılmış ve 1.159 kez görüntülendi. Yazıyla ilgili yorumları okuyabilir ve yorum yapabilirsiniz.
9 Yorum -

“Not Defteri…”

  1. Takvimler Ekim 8th, 2007'i gösterirken, saat 01:15'de un4 demiş ki:

    ben de “alo” kadar lüzumsuz ve anlamsız bir kelime tanımıyorum, ama işte oturmuş bir kere.. kullansan bir türlü, kullanmasan bir türlü..

    “hoşçakal”ı da yüzyüzeyken sorunsuz şekilde kullanıyorum da, msnde kullanırken yoğun bir ayrılık hissi veriyor nedense..

  2. Takvimler Ekim 8th, 2007'i gösterirken, saat 19:25'de almina demiş ki:

    Telefona efendim diyerek bakanlardanım ben de.Alo sözcüğünün nereden geldiğini bir öğrencim anlatmıştı bir ara.Zihnimde tek kalan Alexander g. Bell telefonu icat ettiğinde sevgilisini aramış hep ve onun da adı Alo ya benzer birşeydi.İşte her telefon açışında buna benzer bir sözcük kullandığı için insanlar da ALO yu kullanmışlar sonrasında.
    Ben hikayeyi tam olarak tekrar dinleyince eksik olan yerleri tamamlarım :).
    (pembedeniz)

  3. Takvimler Ekim 9th, 2007'i gösterirken, saat 12:39'de orhan kuşkulu demiş ki:

    ben arıyorsam “alo” derim, beni arıyorlarsa “efendim” diye açarım. böyle olması gerekiyormuş gibi düşünür fazla irdelemem.
    sitenin tasarımı değişmiş ben internet dünyasından elimi eteğimi çektiğimden bu yana, daha doğrusu blog takip etmeyi bıraktığımdan beri, güzel olmuş ama sevdim ben.

  4. Takvimler Ekim 9th, 2007'i gösterirken, saat 14:15'de eysean demiş ki:

    ben de efendim derim hep. daha güzel.

  5. Takvimler Ekim 10th, 2007'i gösterirken, saat 22:48'de aylak adam demiş ki:

    demek ki bu konuda yalnız değilmişim :)

  6. Takvimler Kasım 6th, 2007'i gösterirken, saat 14:19'de esra demiş ki:

    çok ilginç ama bana bunu çok yakın bi zamanda sınıf arkadaşım anlatmıştı:)alo demek aslında bizim için çok sıradan olsada geçmişi çok eskilerde ki bi aşk hikayesine dayanıyor.alexander graham bell telefonu icat ettiğinde o zamanlar ilk hattı sevgilisinin eviyle kendi evi arasına döşer.sevgilisiyle sık sık konuşmaya başlarlar.bir süre sonra kız çok sık aramaya başlar.arayanın başkası olma ihtimali olmadığı için alexander telefonu sevgilisinin ismini söyleyerek açar.allessandra lolita oswaldo…armaları gittikçe sıklaşınca garham bell önce ale lolos diye kısaltarak açmaya başlamış.ama kız zırt pırt arayarak zavallı graham bell in çalışma yaşamını engellemeye başlayınca gittikçe kısalan cümleler sonunda alo halini almış.yani biricik sevgilisinin isminin baş harflerini…kısacası alo kişiye göre değişebilen bir kelime olmalıydı,herkesin kendi sevgilisinin baş herfi dimi ama;)

  7. Takvimler Kasım 6th, 2007'i gösterirken, saat 14:24'de aylak adam demiş ki:

    teşekkür ederiz hikaye için ama doğru mudur bilemedim :)araştırmak lazım.

  8. Takvimler Kasım 9th, 2007'i gösterirken, saat 12:56'de esra demiş ki:

    hikayeyi dinledikten sonra bende pek inanamadım ve araştırdım.internette hep bu hikaye var bu kadar site yalancı olamaz heralde:)

  9. Takvimler Eylül 14th, 2008'i gösterirken, saat 01:40'de ? demiş ki:

    sen çok yaşa aylak adam,canım çok sıkılıyordu,yazını okurken bir tebessüm de olsa edebildim(bir bilen var mı ola ne demek içinizde)diye.teşekkürler.

Email will not be published

WWW Örnek

Yorumunuz:

 



Kısmet: Biçare (II)… (23/10/2008)

Son Sözler...

Yeni… - 1 Comment
Öğreti… - 2 Comments
İhsan Oktay Anar – Suskunlar… - 9 Comments
Bangkok… - 1 Comment

Abone olmak için:

RSS abone ol!Feedburnerda sizin için yaktım...

E-mail adresinizi giriniz:

  • Giriş
  • İstatistikler...